Clean up türkçesi Clean up nedir

Clean up ile ilgili cümleler

English: Ali insisted on staying and helping us clean up after the party.
Turkish: Ali kalmakta ve partiden sonra temizlik yapmamıza yardım etmekte ısrar etti.

English: Ali insisted on staying to help us clean up after the party.
Turkish: Ali partiden sonra temizlik yapmamıza yardımcı olmak için kalmayı ısrar etti.

English: Ali asked me if I could stay and help him clean up after the party.
Turkish: Ali bana partiden sonra kalıp kalamayacağımı ve ona temizlik yapmak için yardım edip edemeyeceğimi sordu.

English: Ali helped me clean up the mess.
Turkish: Ali pisliği temizlememe yardımcı oldu.

English: Ali and three other people will help us clean up after the picnic.
Turkish: Ali ve diğer üç kişi piknikten sonra bizim temizlik yapmamıza yardımcı olacak.

Clean up ingilizcede ne demek, Clean up nerede nasıl kullanılır?

Clean : Parlatmak. Almak. Budaksız. Bitirmek. Yasal. Tanzif etmek. Temizlemek. Kusursuz. Lekesiz. Yıkamak.

Clean up a document : Sil. Belgeyi sil. Belgeyi boşalt.

Clean up squad : Yedek takım. Sayrılık, sorumsuzluk gibi nedenlerle görevini yerine getirmeyen görüşmecilerin boşluğunu doldurmak üzere görüşmeciler arasından seçilerek gereğinde görevi almak üzere ayrılan takım.

 

Clean up update : Temizleme güncelleştirmesi.

Clean air act : Temiz hava yasası. Havanın temiz tutulması kanunu.

İngilizce Clean up Türkçe anlamı, Clean up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Clean up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ameliorates : Ondurmak. İyileştirmek. Islah etmek. Düzelmek. Gelişmek. Abat eylemek. Geliştirmek. İyileşmek.

Cleanse : Arıtmak. (yara) temizlemek. Arıtma yapmak. Temiz yapmak. Arındırmak. Tedavi etmek. İyileştirmek.

Bring through : Tedavi etmek. -den kurtarmak. Hayatını kurtarmak. Korumak. Kendine getirmek. İyileştirmek. Ayıltmak.

Arrest : Durdurmak. Tutuklama. Kesmek. Arrest. Yakalama. Durma, sürekli olan hareketin veya faaliyetin durması. Varış. Gelen kimse. Önlemek.

Amended : Düzelmek. İyileştirmek. İyileşmek. Değiştirmek (kanun vb). Değişmek. Düzeltildi.

Adjust : Bir ölçü aracını, ırakgörürü istenilen koşulları sağlayacak biçimde kurup çalışır duruma getirmek. Alışmak. Uymak. Alıştırmak. Adapte olmak. Ayarlamak. Ayar çekmek. Bilgisayar, uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Parlamak. Uyarlamak.

Compose : Bileştirmek. Sakinleştirmek. Düzenlemek. Beste yapmak. (aralarındaki anlaşmazlıkları) gidermek. Bestelemek. Birleştirmek. Meydana getirmek. Yatıştırmak.

Carry out : Dışarıya taşımak. Hayata geçirmek. Yerine getirmek. İnfaz etmek. Yürütmek. İcra etmek. Tamamlamak. Tatbik etmek. Uygulamak.

Bring to a close : Yok etmek. Neticelendirmek. Sonlandırmak. Sona erdirmek. Nihayete erdirmek. Sonuna getirmek.

 

Carry through : Sonuca ulaştırmak. Tamamlamak. Gerçekleştirmek. Başarmak. Yüreklendirerek desteklemek. Yerine getirmek. Üstesinden gelmek.

Clean up synonyms : break down, clarified, calibrate, brush, pick up, hit the jackpot, boff, bring to an end, arrange, straightens, make up, set right, composes, abstersion, profiteers, put together, clean out, call it off, bail out, slot, affronts, break, come to the aid of, slotting, aggrieves, affront, regulate, aggrieving, adjusts, bailed, boffs, absolve, bump off.