Toparlamak nedir, Toparlamak ne demek

  • Bir araya getirmek, toplu bir duruma sokmak.
  • Neler üzerinde durulacağını hatırlayıp bir araya getirmeye çalışmak
  • Çekidüzen vermek.
  • Şaşkın durumdan kurtulup kendine gelmek.

"Toparlamak" ile ilgili cümleler

  • "Bir gün okulda işgal eylemi olmuş, bütün öğrencileri toparlamışlar." - A. Ümit
  • "Bildiği bütün Fransızcayı toparlayarak vitrindeki kravatın değerini sordu." - N. Hikmet
  • "Odayı toparladı."

Yerel Türkçe anlamı:

1.bk. tomarlamak. 2.Yuvarlamak.

Destelemek, yığmak, toplamak.

Toparlamak anlamı, tanımı:

Toparlama : Toparlamak işi.

Kendini toparlamak : Herhangi bir konuda eskiden kötü olan durumunu düzeltmek. çeki düzen vermek. sağlığına kavuşmak. bir konuda dikkatini yoğunlaştırmak.

Getirmek : Bir makama atamak veya seçmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Sağlamak. Erişmek veya eriştiğini sanmak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. İleri sürmek. Gelmesini sağlamak. İletmek, bildirmek.

Toplu : Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Vücutça dolgun. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Topu olan. Bir arada, bütün, kombine.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

 

Sokmak : Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak. Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek. Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek. İçine veya arasına girmesini sağlamak. Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek. Belli etmeden kötü bir malı vermek.

Neler : Çok ve çeşitli şeyler.

Hatır : Düşünme, akılda tutma, hafıza, zihin, akıl, yâd. Birine karşı duyulan saygı, sevgi. Gönül, kalp. Durum, keyif, hâl.

Getirme : Getirmek işi.

Şaşkın : Düşünceleri dağılmış, karışmış, ne yapacağını bilemez duruma gelmiş. Akılsız, sersem, budala.

Gelmek : Belli bir süre dolmak. Katılmak, eklenmek. Kadar olmak. Oturmaya, ziyarete gitmek. Belli bir zamana ulaşmak. Kazanılmak, sağlanılmak. İzlemek, takip etmek. Ulaşmak, varmak. Dayanmak, tahammül etmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Düşmek, rast gelmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Ortaya çıkmak, doğmak. Görünmek, sanılmak. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Sonuç çıkmak. Biriyle birlikte gitmek. Türemek. Herhangi bir sırada bulunmak. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Çıkmak, yönelmek. İsabet etmek. Akmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Uymak. Getirmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Mal olmak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Olmak, -e uğramak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Uygun düşmek.

 

Çekidüzen vermek : Düzgün duruma getirmek, düzeltmek. belirlenen ölçülere uydurmak.

Çekidüzen : Toplumca kabul gören ölçü. Düzenli olma durumu.

Vermek : Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Sahip olmasını sağlamak. Kazandırmak, katmak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Yaymak. Tespit etmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Ondan bilmek, atfetmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Satmak. Doğurmak. Ödemek. Bırakmak veya bağışlamak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Dayamak. Ayırmak, harcamak.

Toparlamak ile ilgili Cümleler

  • Beni siz hasta ettiniz toparlamak sizin göreviniz değil kendim toparlarım.
  • Eşyaları sökmek geri toparlamaktan daha kolaydır.
  • Kendini toparlamak zorundasın.

Diğer dillerde Toparlamak anlamı nedir?

İngilizce'de Toparlamak ne demek? : v. collect, put together, sum up, piece together, re collect, tidy up, tidy out, clean up, make up, compose, do out, pick up, rake together, rally

Fransızca'da Toparlamak : réconforter, réunir, rassembler

Almanca'da Toparlamak : v. zusammenpacken