Hatır nedir, Hatır ne demek
Hatır; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Düşünme, akılda tutma, hafıza, zihin, akıl, yâd.
- Birine karşı duyulan saygı, sevgi.
- Durum, keyif, hâl.
- Gönül, kalp

"Hatır" ile ilgili cümleler
- "Sakın hatırını kıracak bir şey söyleme."
- "Hatırınız için bu işi yaptım."
- "Hatırını sormak."
Hatır anlamı, tanımı:
Hatır almak : Gönül almak.
Hatır eylemek : Hatırlamak.
Hatır gönül bilmek : Kişilere karşı gösterilmesi gereken saygı kurallarına uymak.
Hatır gönül yapmak : Birini tutum ve davranışlarıyla mutlu etmek.
Hatır gönül yıkmak : Kişilere karşı gösterilmesi gereken saygı kurallarına uymamak.
Hatır için çiğ tavuk yemek : Bir kişiyi gücendirmemek için yapılması güç olan şeyleri bile yapmak.
Hatır saymak : Gerekli saygıyı göstermek.
Hatır sormak : Hâl hatır sormak.
Hatıra gelmemek : Bir şeyin gerçekleşeceği, olacağı hiç düşünülmemek.
Hatırı için : Bir kimsenin gönlü hoş olsun diye.
Hatırı kalmak : Gücenmek, kırılmak.
Hatırı sayılır : Oldukça çok. önemli, saygın, saygıdeğer.
Hatırına bir şey gelmesin : Bir düşüncede, sözde veya davranışta kötü bir amaç güdülmediğini anlatan bir söz.
Hatırına gelmek : Hatırlamak, aklına gelmek.
Hatırına getirmek : Hatırlamak. hatırlamasına yol açmak.
Hatırında kalmak : Unutmamak, hatırlamak.
Hatırında olmak : Unutmamış olmak.
Hatırında tutmak : Unutmamak.
Hatırından çıkmamak : Sevdiği, saydığı birinin isteğini reddetmeyip gönlünü kırmaktan çekinmek.
Hatırından geçmemek : Aklına gelmemek, düşünmemek.
Hatırını hoş etmek : Sevindirmek, memnun etmek.
Hatırını kırmak : Üzmek, gücendirmek.
Hatırını sormak : Hâl hatır sormak.
Hatır belasına : İstemeye istemeye. Birine duyulan sevgi ve saygı dolayısıyla.
Hatır senedi : Gerçek bir ticari işleme ve bir alacağa dayanmayan, gerçek duruma uymayan, yalnız herhangi bir kişiye para sağlamak amacıyla düzenlenerek imzalanan senet.
İstifsarıhatır : Hâl hatır sorma.
Komşu hatırı : Komşular arasında gözetilen saygı.
Hatır hatır : Hatır hutur.
Hatıra : Anı. Andaç, anmalık, yadigâr.
Hatıra defteri : Anılık.
Hatırat : Anılar.
Hatırlama : Anımsama.
Hatırlamak : Anımsamak.
Hatırlanma : Anımsanma.
Hatırlanmak : Anımsanmak.
Hatırlatma : Anımsatma.
Hatırlatmak : Anımsatmak.
Hatırlı : Hatırı sayılan, etkili, saygın.
Hatırşinas : Saygılı, hatır sayan, hatır kırmayan.
Hatırşinaslık : Hatırşinas olma durumu.
Hatırsız : Hatırı sayılmayan, etkisiz, saygın olmayan.
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır : "iyilik küçük de olsa unutulmaz" anlamında kullanılan bir söz.
Bir selam bin hatır yapar : "selam bir ilgi ve sevgi belirtisidir, gönül kazanmakta büyük önemi vardır" anlamında kullanılan bir söz.
Güzel hatırı için : Yüzünden, sebebiyle.
Düşünme : Düşünmek işi, tefekkür. Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu. Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi.
Akıl : Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Bellek. Düşünce, kanı. Öğüt, salık verilen yol.
Tutma : Yanaşma. Destekleme. Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj. Tutmak işi.
Hafıza : Bellek.
Zihin : Bilinç, dimağ. Bellek, an. Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü. Anlayış, kavrayış.
Gönül : İstek, arzu. Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı.
Kalp : Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek. Sevgi, gönül. Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme. Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri. Kalp hastalığı. Yalancı, kendine güvenilmeyen. İşe yaramaz, tembel. Düzme, sahte, geçmez (para). Duygu, his.
Karşı : Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. İçin, hakkında. Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. Ön, kat, huzur. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Karşıt, zıt, muhalif.
Saygı : Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu. Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram.
Sevgi : İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu.
Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
Keyif : Esrar. İstek, heves, zevk. Vücut esenliği, sağlık. Canlılık, tasasızlık, iç rahatlığı. Yolsuz ve kural dışı istek. Alkollü içki ve başka uyuşturucu maddeler kullanıldığında insanda görülen durum. Rahat, huzur, afiyet.
Hal : Eritme. Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer. Çözme, çözülme. Çözüm. Tahttan indirme. Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma.
Hatır gönül bilmek : kişilere karşı gösterilmesi gereken saygı kurallarına uymak.
Hatır gönül yıkmak : kişilere karşı gösterilmesi gereken saygı kurallarına uymamak.
Hatır hutur : Değişik biçimlerde ses çıkararak (kesmek, yemek, koparmak, kaşımak vb.), hatır hatır.
Hatıra yörendirmek : Hatıra getirmek.
Hatırcek : Tandır üzerine tencere koymaya yarayan, çeşitli biçimde olan demir ızgara. [Bakınız: hetircek]
Hatıre : Kez, sefer anlamında kullanılır: Bu hatıre sen gel yanıma.
Hatırıp : Saban okunu, boyunduruğa bağlayan ağaç çivi.
Hatırlanabilme : Anımsanabilme.
Hatırlanabilmek : Anımsanabilmek.
Hatırlanış : Anımsanış. İlgili cümle: "Yıllarca süren sığıntı ezikliğinin hatırlanışı da vardır amcasında." T. Buğra.
Hatır ile ilgili Cümleler
- Üzgünüm, ben sadece hatırlayamıyorum.
- Hatırladığım kadarıyla köyde yirmi kişi kaldı.
- Hatır hutur ne yiyorsun?
- Filmin adını hatırlamaya çalışıyorum.
- Ve sonra insanoğlunun suda yaşayamadığını hatırladı.
- Ali hatırlamadığını söyledi.
- Kitabın adını hatırlamaya çalışıyordum.
- Dişlerini fırçalamayı hatırla.
- Hatırladığım kadarıyla hayatımda üç şey çaldım biri bir aletti biri kalemdi biri de deodoranttan bir fıstı.
- Hatırladığım kadar güzelsin.
- Hatırladığım her şeyi sana söyledim.
- Makalenin adını hatırlamaya çalışıyorum.
- Hatırı sayılır bir tartışmadan sonra, alıcı ve satıcı anlaşmaya vardı.
- Hatıralar için teşekkürler.
Diğer dillerde Hatır anlamı nedir?
İngilizce'de Hatır ne demek? : n. sake, respect
Fransızca'da Hatır : faveur [la], sentiment [le]; mémoire [le], esprit [le], plaisir [le]
Almanca'da Hatır : das Gedächtnis, die Erinnerung, die Achtung, das Ansehen
Rusça'da Hatır : n. память (F), уважение (N)

Bu kısımda Hatır nedir? Hatır ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Hatır tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Hatır hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.