Keyif nedir, Keyif ne demek
Keyif; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Vücut esenliği, sağlık.
- Rahat, huzur, afiyet.
- Canlılık, tasasızlık, iç rahatlığı.
- İstek, heves, zevk.
- Esrar

- Alkollü içki ve başka uyuşturucu maddeler kullanıldığında insanda görülen durum.
- Yolsuz ve kural dışı istek.
"Keyif" ile ilgili cümle
- "Keyfiniz nasıl?"
- "Ağır ağır keyifle başladım kahvemi çekmeye." - S. F. Abasıyanık
- "Bu keyif ne kadar sürerdi? Tahminime göre beş on dakikadan fazla sürmezdi." - Y. K. Karaosmanoğlu
- "Niye bir memurun keyfine boyun eğiyorsunuz?" - N. Cumalı
Bilimsel terim anlamı:
Bireyin, koşullar elverişsiz de olsa kendini sağlık, güç ve rahatlık açılarından doyurucu ve kıvançlı bir durumda sayması.
İngilizce'de Keyif ne demek? Keyif ingilizcesi nedir?:
euphoria
Keyif anlamı, kısaca tanımı:
Keyif çatmak : Keyfetmek.
Keyif sormak : Saygı göstermek. birine "iyi misiniz, nasılsınız" sorularını yönelterek sağlığı hakkında bilgi almak.
Keyif sürmek : Sıkıntısız, rahat yaşamak.
Keyif vermek : Neşe vermek, sarhoş etmek.
Keyfi bilmek : İsterse yapmak, nasıl isterse öyle yapmak.
Keyfi bozulmak : Canı sıkılmak, rahatı kaçmak. hastalanmak.
Keyfi gelmek : Neşelenmek.
Keyfi kaçmak : Neşesi kalmamak.
Keyfi oluncaya kadar : Razı oluncaya kadar.
Keyfinden bayılmak : Bir şeyden çok kıvanç duymak.
Keyfine bakmak : Dilediğince yaşamak, güzel vakit geçirmek.
Keyfine diyecek olmamak : Mutlu ve huzurlu olmak.
Keyfini çıkarmak : Bir şeyden iyice tat almak.
Keyfini kaçırmak : Üzmek.
Keyfini yapmak : Her türlü istek ve dileği yerine getirmek.
Keyfinin kahyası olmamak : Birine alışkanlıklarına, davranışlarına, düzenine karışmaya hakkı olmamak.
Keyif ehli : Rahatına düşkün (kimse).
Keyfetmek : Hoş ve eğlenceli vakit geçirmek.
Keyfi sıra : Birinin kendi istediği gibi.
Keyfi tıkırında : İşi, sağlığı, mutluluğu yerinde olan (kimse).
Keyfi yerinde : Neşesi, sağlığı yerinde olan (kimse), keyfi yolunda.
Keyfi yolunda : Keyfi yerinde.
Çakırkeyif : Yarı sarhoş bir durumda. Yarı sarhoş.
Ehlikeyif : Rahatına düşkün kimse, keyif sahibi.
Ramazan keyfi : Oruç tutan bazı kimselerde iftar saatine yakın görülen sinirlilik.
Sabah keyfi : Sabahleyin geç kalkma, yatak keyfi yapma.
Keyiflenmek : Keyifli duruma gelmek, neşelenmek.
Keyifli : Keyfi yerinde, neşeli.
Keyifsiz : Sağlığı pek yerinde olmayan, rahatsız. Neşesiz.
Keyifsizlik : Keyifsiz olma durumu.
Vücut : İnsan veya hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.
Esen : Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.
Sağlık : Bireyin fiziksel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik durumunda olması, vücut esenliği, esenlik, sıhhat, afiyet. Sağ, canlı, diri olma durumu.
Canlılık : Neşelilik, hareketlilik. Canlı olma durumu.
Tasasızlık : Tasasız olma durumu.
Huzur : Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı, rahatlık, erinç. Bir yerde bulunma. Padişah katı. Ön, yan, kat, makam, yamaç.
Afiyet : Hasta olmama durumu, sağlık, esenlik.
İç : Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım. Oyuk şeylerin boşluğu. Ten ile dış giysiler arası. Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım. Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm. Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı. Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan. İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan. Muhteva. Mide, bağırsak, karın. Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse, ara. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta.
Rahat : Kolay bir biçimde, kolaylıkla. İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur. Sıkıntı veya yorgunluk, tedirginlik vermeyen. "Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut. Aldırmaz, gamsız. Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan.
İstek : Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk. İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi. Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu. Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep.
Heves : İstek, eğilim, arzu, şevk. Gelip geçici istek.
Zevk : Tat, lezzet. Güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni. Eğlence. Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz.
Yolsuz : Yolu olmayan. Kurallara aykırı, uygunsuz, yöntemsiz, düzensiz, yersiz, usulsüz, nizamsız. Törelere, toplumun görüşüne aykırı davranan. Parasız, züğürt. Yavaş giden (taşıt).
Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.
Kural : Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke. Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam.
Dışı : Şuh, işveli, çekici. Kadın. Verimli, doğurgan. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan. Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey). Yumuşak, kolay işlenen (maden). Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki).
Esrar : Gizler, sırlar. Hint kenevirinden çıkarılan ve kullanılacak miktara göre uyarıcı, sarhoş edici veya uyuşturucu etkileri olan bir madde.
Keyif hali : İçkili olma, çakırkeyiflik.
Keyiflendirme : Keyiflendirmek işi.
Keyiflendirmek : Keyiflenme işini yaptırmak.
Keyiflenme : Keyiflenmek işi.
Keyifsizce : Keyifsiz bir biçimde.
Keyif ile ilgili Cümleler
- Birazcık İspanyolca bilgi Meksika yolculuğunu keyifli yapmaya doğru uzun bir yol gidecektir.
- Yaptığın işten keyif alıyorsan, paradan daha değerli bir şeyin vardır.
- Ali keyifli görünmüyordu.
- Kalışının keyifli olduğunu umuyoruz.
- Keyif almadığım bir Dünya'da yaşamak ne kadar keyifli olabilir?
- Uyku ölümden daha keyifli. En azından çok fark yok.
- Bu çok keyifli bir kutlama.
- Kendini keyifsiz mi hissediyorsun?
Diğer dillerde Keyif anlamı nedir?
İngilizce'de Keyif ne demek? : n. joy, pleasure, enchantment, delight, rejoicing, cheer, bliss, conviviality, exhilaration, glee, high spirits, humor, humour [Brit.], joviality, kef, temper
Fransızca'da Keyif : aise [la], bonne humeur, santé [la], gaieté [la], ivresse [la], gré [le]
Almanca'da Keyif : n. Behagen, Belieben, Belustigung, Humor, Wohlbehagen
Rusça'da Keyif : n. самочувствие (N), настроение (N), удовольствие (N), кайф (M), прихоть (F)

Bu kısımda Keyif nedir? Keyif ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Keyif tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Keyif hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.