Settle a dispute türkçesi Settle a dispute nedir

  • Bir ihtilafı çözmek.
  • Anlaşmazlığı çözmek.
  • İhtilafı halletmek.
  • Ara bulmak.

Settle a dispute ingilizcede ne demek, Settle a dispute nerede nasıl kullanılır?

Settle : Yerleştirmek. Anlaşmak. Yetinmek. Çökelmek (sıvının içindeki katı maddeler). Yatışmak. Çökeltmek. Uyum sağlamak. Süzmek. Bastırmak. Ödemek.

A : Pek iyi. Belirli bir tür veya nitelikteki. La (müzik terimi). Herhangi bir. Amperin simgesi. Atom ağırlığı. En yüksek not. Miktar belirtir. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Bir.

Dispute : Münakaşa etmek. Tartışmak. Anlaşmazlık. Karşı çıkmak. Reddetmek. İhtilaf. Kavga. Kavga etmek. Birbirine aykırı düşünce, görüş ve tutumların karşılıklı savunulması. Hukuk, eğitim alanlarında kullanılır.

Settle a score : İntikam almak veya hesaplaşmak.

Settle accounts : Hesaplaşmak. Hesap görmek. Bir anlaşmaya varmak. Ödeşmek. Fikir farklılıklarını gidermek. Hesapları kapatmak. Koz paylaşmak.

Settle affairs : İlişkileri yoluna koymak. Meseleleri uygun şekilde düzenlemek. İlişkileri ayarlamak.

Settled a dispute : Bir tartışmaya bir çözüm bulmuş. Zorlulları halletmiş.

Settle accounts with : Hıncını almak. Kozunu paylaşmak. Hesaplaşmak.

Settle an account : Bir hesabı ödemek. Hesap görmek. Hesaplaşmak. Bir hesabı kapatmak. Hesabını görmek. Hesabı ödemek.

 

İngilizce Settle a dispute Türkçe anlamı, Settle a dispute eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Settle a dispute ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Compromises : Uzlaşmak. Riske atmak. Gölge düşürmek. Uzlaştırmak. Anlaşmak.

Reconcile : Arabuluculuk etmek. Barıştırmak. Bağdaştırmak. Razı etmek. Kiliseyi yeniden temizlemek. Ahenkleştirmek. Uzlaşmak. Uydurmak. Uzlaştırmak.

Compromise : Uzlaştırmak. Anlaşmak. Bilgisayar, sosyoloji alanlarında kullanılır. Şerefini tehlikeye atmak. Tutum, görüş, kanıların birbirine uygun düşmesi ya da yaygın kalıplarla bağdaşması. Gölge düşürmek. Riske atmak. Karşılıklı ödün vererek anlaşmaya varmak. Uzlaşma.

Reconciled : Kiliseyi yeniden temizlemek. Uydurmak. Uzlaştırmak. Arabuluculuk etmek. Bağdaştırmak. Aralarını bulmak. Barıştırmak. Barışık.

Reconciles : Razı etmek. Aralarını bulmak. Arabuluculuk etmek. Ahenkleştirmek. Uzlaşmak. Barıştırmak. Bağdaştırmak. Kiliseyi yeniden temizlemek. Uzlaştırmak. Uydurmak.

Compromising : Sosyal uzlaşma. Uzlaşmak. Anlaşmak. Riske atmak. Uzlaştırmak. Gölge düşürmek.

Reconciling : Barıştırmak. Arabuluculuk etmek. Uzlaşma. Bağdaştırmak. Kiliseyi yeniden temizlemek. Uzlaştırmak. Uydurmak. Aralarını bulmak.

Mediates : Orta. Tavassut etmek. Araya girmek. Vasıta olmak. Aracı olmak. Arabuluculuk etmek. Aracılık etmek. Dolaylı ilgisi olan. Ara.

Mediate : Araya girmek. Orta. Ara. Tavassut etmek. Arabuluculuk etmek. Aracı olmak. Vasıta olmak. Aracılık etmek. Dolaylı ilgisi olan.

Mediating : Vasıta olmak. Aracılık etmek. Arabulma. Bağdaştırıcı. Araya girmek.

Settle a dispute synonyms : mediated.