Settle for türkçesi Settle for nedir

Settle for ile ilgili cümleler

English: Don't settle for imitations.
Turkish: Taklitlerle yetinme.

English: Don't settle for less.
Turkish: Daha azı kabul etmeyin.

English: Poppy seed muffins are her favorites, but there are days when she must settle for blueberry.
Turkish: Haşhaş tohumlu çörekler onun gözdesidir, ama onun yaban mersinine razı olmak zorunda olduğu günler vardır.

English: Why settle for a Kia when you can clearly afford an Audi?
Turkish: Bir Audi'ye paran rahat yeterken, bir Kia'ya neden razı olasın?

English: I can't settle for this boring life.
Turkish: Bu sıkıcı hayata razı olamam.

Settle for ingilizcede ne demek, Settle for nerede nasıl kullanılır?

Settle : Bastırmak. Adapte olmak. Ömür boyu hak vermek. Çökeltmek (sıvının içindeki katı maddeleri). Tünemek. Hafiflemek. Anlaşmak. Yatıştırmak. Yetinmek. Dibe oturmak.

For : Adına. -den dolayı. Yerine. -dır. Şerefine. -e. Zira. Zarfında. -e rağmen.

Settle for account : Vadeli satmak.

Settle a dispute : İhtilafı halletmek. Ara bulmak. Bir ihtilafı çözmek. Anlaşmazlığı çözmek.

Settle a score : İntikam almak veya hesaplaşmak.

Settle accounts : Bir anlaşmaya varmak. Ödeşmek. Hesap görmek. Hesaplaşmak. Hesapları kapatmak. Koz paylaşmak. Fikir farklılıklarını gidermek.

 

İngilizce Settle for Türkçe anlamı, Settle for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Settle for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accepts : Onaylamak. Üstlenmek. Hazmetmek. Almak. Anlamak. Katlanmak.

Come to terms with : İlgilenmek. Uzlaşmak. Kabul etmek (durumu). Güçlükle kabul etmek (sevmediği bir şeyi). Anlaşmak. Mutabık kalmak. Boyun eğmek. İle anlaşmak.

Square up : Düzeltmek. Göğüs germek. Kavga vaziyeti almak.

Accept : Eyvallah demek. Evet demek. Hazmetmek. Anlamak. Normal karşılamak. Onaylamak. Üstlenmek.

Foot the bill : Para sökülmek. Tüm masrafları üstlenmek. Parasını vermek. Suçu yüklenmek. Ödemek. Hesabı kapatmak. Sorumluluğu almak. Hesabı çekmek. Parayı çekmek.

Climb down : İnadı bırakmak. İnmek. Alttan almak. Tutunarak inmek. Vazgeçmek. Aşağıdan almak. Aşağı inmek. Bayır aşağı inmek. Fikrinden vazgeçmek.

Even up on : Alacağı vereceği kalmamak.

Concedes : Uygun bulmak. Teslim etmek. Vermek. Ödün vermek. Bağışlamak. İtiraf etmek. Kabul etmek zorunda kalmak. Bırakmak.

Approve : Onaylamak. Razı gelmek. Hoş karşılamak. Beğenmek. Onamak. Olumlu bulmak. Uygun görmek. Doğru bulmak.

Pick up the tab : Parayı çekmek. Ödeme yapmak. Hesabı çekmek. Ödemek. Para çekmek.

Settle for synonyms : abide by, agree, back down, be quits, accepting, acquiescence, acquiesced, conceding, conceded, call it quits, acceding, pay the check, acquiesce, pay the bill, acknowledges, acquiesces, settle an account, accedes, acknowledge, accede to, concede, climbed down, approves, acknowledging, accede, acquiescing, get quits with, abideth, confesses, acceded, square an account, square accounts with, agrees.