Siğil nedir, Siğil ne demek

  • Deride, özellikle ellerde oluşan zararsız, pürtüklü küçük ur.
  • Odun yarmakta kullanılan ağaç veya demir kama

Yerel Türkçe anlamı:

Koyunların arka ayaklarındaki aşıklık.

Bir çeşit oya.

Kalın kütük kesmekte kullanılan ağaç ya da demir kama.

Çamurlu yollarda hayvan ayak izlerinden donarak ya da kuruyarak oluşan pürüzler : Atın arka ayağı siğil yolda kırılmasın mı?

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Papillom.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Epidermiste, papillom benzeri ve aşırı boynuzlaşma özelliği gösteren kalınlaşma, verruka. Papillomdan, epitel hücrelerinin sayıca artışının tümöral bir üreme olmamasıyla ayrılır.

Diğer sözlük anlamları:

Meme (basur memesi).

İngilizce'de Siğil ne demek? Siğil ingilizcesi nedir?:

papilloma, verruca

Fransızca'da Siğil ne demek?:

verrue

Siğil hakkında bilgiler

Siğil derinin üst tabakasına veya mukozaya yerleşen İnsan papilloma virüsü / HPV olarak bilinen bir virüse ait enfeksiyonlardır. Siğillerin şekli bulunduğu bölgeye veya tipine göre değişmekle beraber, genellikle deriyle aynı renkte, kabarık, nasırımsı sert görünümdedirler.

Siğiller direk kişiden kişiye temasla bulaşır.Siğiller bulaştıktan sonra hemen meydana çıkmazlar.Kuluçka dönemi günlerce hatta aylarca sürebilir.El, ayak tabanı ve düz siğillerin bulaşma riskleri düşüktür.Ancak genital siğillerin bulaşma ihtimali cinsel temas olduğu için çok yüksektir. El sıkmakla düz siğillerden virüs bulaşması zordur.

 

Halk arasında sürekli dile getirilen Kurbağaların siğil atması hakkında hiçbir bilimsel kanıt yoktur.

Siğil anlamı, tanımı:

Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Bu tabakadan yapılmış. Toplantı, düğün. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu.

Siğil otu : Kalınca yaprakları, çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot.

Zararsız : Oldukça iyi, ziyansız. Zarar vermeyen, zararı dokunmayan, dokuncasız, ziyansız.

Pürtüklü : Pürtüğü olan.

Küçük : Değersiz, önemsiz. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niteliği aşağı olan, bayağı. Yaşı daha az olan. Geri aşamada. Küçük abdest. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niceliği az olan. Kısık, parlak olmayan (ses).

Odun : Anlayışsız ve kaba (kimse). Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç.

Yarmak : Buğday, arpa vb. tahıl tanelerini değirmende kırmak. Derin yara açmak. Yarık açmak. Uzunlamasına bölüp ayırmak. Ortasından, içinden geçmek. Kesip açmak.

Ağaç : Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.

Demir : Güçlü, kuvvetli, sert. Bu elementten yapılmış parça. Çıpa. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça.

 

Derin : Dip. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Yüzeyden içeri inen. Ayrıntılı. Uzun süren. Yoğun. İçten gelen. Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan.

Siğilcenni : Kurnaz, sessizce iş yapan, sinsi.

Siğilcik : Küçük dolu.

Siğilemek : 1.Madensel kaplar dokununca ses çıkarmak. 2.Canı yanan köpek inler gibi ses çıkarmak. Madensel kaplar dokununca ses çıkarmak. Canı yanan köpek vb. hayvan inler gibi ses çıkarmak.

Siğilli : Edirne ili, Keşan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Siğilli bıcılgan : Bıcılganın sızıntılı, hiperplazik ve kronik durumu.

Siğilli kurbağa : Kuyruksuz iki yaşamlılar (Anura) takımının, kara kurbağasıgiller (Bufonidae) familyasından, sırt tarafı kahverengimsi ve üzerinde az sayıda koyu lekeler bulunan, zehir bezleri ve uzun dilleri olan bir tür.

Siğilli tırtıl : Öne yakın sırt bölgesinde irice bir çıkıntı görülen ve meyve yapraklarının oldukça önemli düşmanlarından biri sayılan kara başlı kelebek kurtçuğu.

Siğilotu : Kalınca yaprakları çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot.

Siğiltilenmek : Oyalanmak : Gel orada siğiltilenme şu işi gör.

Diğer dillerde Siğil anlamı nedir?

İngilizce'de Siğil ne demek? : [Sigil] n. wart, verruca, papilloma

Fransızca'da Siğil : pois [le], verrue [la]

Almanca'da Siğil : n. Papillargeschwulst, Papillom

Rusça'da Siğil : n. бородавка (F)