Yarmak nedir, Yarmak ne demek

"Yarmak" ile ilgili cümle

  • "Vapurun yardığı sular, iki yanından güya neşelerinden köpüre köpüre Üsküdar'a gidişler, daima eğlenceliydi." - A. Ş. Hisar
  • "Odunu yarmak."

Yerel Türkçe anlamı:

Öğütmek (buğday ve benzeri).

Yavruyu memeden ayırmak.

Düş yormak.

Yarılmak.

Yanmak

Uğraşmak, emek vermek.

Ardından konuşmak.

Soymak, çalmak.

Diğer sözlük anlamları:

Ayırmak, birbirinden uzaklaştırmak.

Kazmak, oymak, delmek.

Geçmek, ötekini geride bırakmak.

Akça, sikke, para.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Erzurum kenti, Çat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Yarmak tanımı, anlamı:

Etyaran : Genellikle parmaklarda olan, derinlere kadar işleyen dolama, kurlağan.

Yarma : Gelişigüzel kırılmış buğdaydan yapılmış olan bir çorba türü. Gelişigüzel kırılmış buğday, dövme. Kolay yarılan ve çekirdeğinden ayrılan. Yarmak işi. Kaba saba, görgüsüz (kimse). Engebeli bir yerde, herhangi bir yolu geçirmek için açılmış yer.

Ablukayı yarmak : Kuşatılan bölgeden zor kullanarak dışarı çıkmak.

Çemberi yarmak : Bir veya birkaç noktayı delerek kuşatmadan kurtulmak.

 

Kafa göz yarmak : Beceriksizlik göstermek.

Kılı kırk yarmak : Titiz ve ayrıntılı bir biçimde incelemek, önemle üstünde durmak.

Ayırmak : Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek. Seçmek. Bölmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak.

Buğday : Bu bitkinin başaktan ayrılıp öğütülmesiyle elde edilen tanesi. Buğdaygillerin örnek bitkisi (Triticum).

Arpa : Buğdaygillerden bir bitki (Hordeum vulgare). Rüşvet. Bu bitkinin ekmek ve bira yapımında kullanılan, hayvanlara yem olarak verilen taneleri.

Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.

Tane : Çekirdekli küçük meyve. Herhangi bir sayıda olan şey, adet. Bazı bitkilerin tohumu.

Değirmen : İçinde öğütme işi yapılmış olan yer. Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet.

Kırmak : İri parçalara ayırmak. Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek. Tahılı iri ve kaba öğütmek. Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek. Belirli bir biçimde katlamak. Gücünü, etkisini azaltmak. Öldürmek, yok olmasına neden olmak. Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak. Değerinden düşük fiyata almak. Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak. Vücut kemiklerinden birini parçalamak. Kaçmak, uzaklaşmak. Yok etmek.

 

Uzunlamasına : Ene dik olarak, boyuna, tulani.

Derin : Yüzeyden içeri inen. Dip. Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Ayrıntılı. Yoğun. Uzun süren. İçten gelen.

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban. Dert, üzüntü, acı.

Açmak : Ayırmak, tahsis etmek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Yapmak, düzenlemek. Geçit sağlamak. Savaşla almak, fethetmek. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Rengin koyuluğunu azaltmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Engeli kaldırmak. Yakışmak, güzel göstermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Alanını genişletmek. Beğenmek. Görünür duruma getirmek. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Alışverişi başlatmak.

Yarık : Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik. İnce bir çizgi durumunda açılmış yara. Dişinin cinsel organı. Anlaşmazlık. Yarılarak açılmış yer, geniş çatlak. Yarılarak açılmış veya yarılarak oluşmuş. Çatlak.

Geçmek : Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Birinden meşk etmek. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Üstünlük sağlamak. Sürümü olmak, satılmak. Harcamak. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Kabul edilemez olmak. Görev almak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Okulda, sınavda başarı göstermek. Çekiştirmek, yermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Bir yerden başka bir yere gitmek. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Bir yere gidip oturmak. Geride bırakmak, aşmak. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Yazılmak, girmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Yerini bırakıp başka yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Sönmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek.

Yarmakaya : Adıyaman şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Diğer dillerde Yarmak anlamı nedir?

İngilizce'de Yarmak ne demek? : v. breach, chop, cleave, disrupt, flaw, hew, incise, maul, plough, plow, rend, rift, rip, sever, slash, slit, split, tear, wedge off

Fransızca'da Yarmak : fendre, débrider, entailler, fissurer, inciser, fendiller

Almanca'da Yarmak : v. absprengen, aufschlitzen, durchstoßen, spalten, zerhacken, zerspalten, zersplittern

Rusça'da Yarmak : v. колоть, рассекать, разрубать, разбивать, расщеплять, взламывать, вспарывать, прорывать, кольнуть, исколоть, рассечь, разбить, расщепить, взломать, вспороть, прорыть, прорвать