Sighting türkçesi Sighting nedir

Sighting ingilizcede ne demek, Sighting nerede nasıl kullanılır?

Sighting colour : İşaretleme boyası.

Sighting distance : Görüş uzaklığı.

Sighting shot : Nişan kontrol atımı. Deneme atışı.

Sighting telescope : Gözetleme teleskobu. Nişan teleskopu. Gözetleme teleskopu.

Sight bill : Vadesiz senet. İbrazında ödenen poliçe. İbrazında ödenecek senet. İbrazında. Görüldüğünde ödenecek senet. İbrazında poliçe. Görüldüğünde ödenmesi gereken poliçe. İbrazında ödenecek poliçe.

Sight deposit : İstenildiği anda çekilebilen ve üzerine çek yazılabilen mevduat. Vadesiz mevduat.

Sight draft : Görüldüğünde veya ibrazında ödenecek senet. Görüldüğünde ödenecek poliçe. Görüldüğünde ödenecek poliçe ya da kambiyo senedi. Görüldüğünde ödenmesi gereken poliçe. Vadesiz poliçe. İbrazından ödenecek poliçe. İbrazında poliçe. İbrazında ödenecek poliçe. İbrazında ödenen poliçe.

Sight line : Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Görüş hattı. Gözlem doğrusu. Görüş çizgisi. Bir sinema salonunda koltukta oturan olağan boyda izleyicinin gözünden görüntülüğe inen dikme.

Sight letter of credit : İbrazında ödemeli akreditif. Vesaikin ibrazında ödenebilen akreditif. Vadesi içinde uygun belgelerin lehdar tarafından gösterilmesi üzerine, amir bankaca ya da bu bankanın yetkilendirdiği bankaca ya da varsa teyit bankası tarafından lehdara ödemenin yapıldığı akreditif türü. Gör-öde akreditif.

 

Sight method : Görme yöntemi. Sözcük, cümlecik ve cümleleri, bireşim ya da çözüm işlemine baş vurmadan, birer bütün olarak tanıma ve söyleme ana kuralına dayanan bir okuma yöntemi.

İngilizce Sighting Türkçe anlamı, Sighting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sighting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Optical : Görsel. Görme ile ilgili. Göz. Gözle veya ışık vasıtasıyla işleyen. Görüş. Optikle ilgili. Işıksal. Görme duyusuyla ilgili.

Affiancing : Ahdetmek. Söz takmak. Nişanlamak. İnanç. Güven. Nişanlanma. Nişanlanmak. Söz kesmek. Sözlenmek.

Devices : Oyun. Eğilim. Arma. Cihaz. Makine. Alet. Hile. Aygıtlar. İşaret.

Desponsation : Evlenme akti.

Viewing : İnceleme. Görüş. Keşif. Bakma. Yerinde tahkikat. Yerinde inceleme. Denetleme.

Directing : Yönetme. Yol gösterme. Yöneltme. Hedef. Yönlendirme. İdare etme. Tevcih etme. Yöneltme (bir görevi). Rejisörlük. Yönetmenlik.

Appearances : Belirme. Görünüş. Kılık kıyafet. Kılık. Görünüm. Dış görünüş. Ortaya çıkma. Zevahir.

Sight : Manzara. Korkunç ya da gülünç hal. (aranan birini veya bir şeyi) görmek. Gözlemek. Ç.görülmeye değer yerler. Görme gücü. Görmek. Görme yeteneği. Hedeflemek.

Observing : Gözleme. Gözcülük. Gözetleme. Tarassut. Gözleme (inceleme vb). İnceleme.

Pointing : Seçme. Gez göz. Kuşku. Gösterme. Derz yapma. Noktalama. Uç ezmesi. Sivriltme.

 

Sighting synonyms : decorations, observations, coming up, seeing, espial, observance, looking, advent, betrothals, decoration, apparitions, butts, visioned, apparition, observer, appearance, manifestation, betrothal, aiming, aim, espials, device, manifestations, distinction, came up, visual, butt, advents, badges, visions, eye contact, watching, optic.