Nişan nedir, Nişan ne demek
Nişan; Tarih, İsim alanlarında kullanılan bir kelimedir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.
- İşaret, iz, belirti, alamet

- Nişanlanma sırasında yapılan tören.
- Evlenmek üzere birbirine söz verme, nişanlanma.
- Kurşun, taş ve benzerleri ile vurulmak istenen hedef.
- Hedefi vurmak için silah, ok vb.ne gerekli doğrultuyu verme.
- Devlet nişanı.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Nişan, nişanlanma sırasında yapılan tören.
Nişan, akit olarak verilen eşya.
Tarih terimi olarak anlamı:
[Bakınız: ferman].
Osmanlılarda 1832'den sonra hizmet ve yararlık karşılığı olarak bir kişiye verilen madalya.
Nişan isminin anlamı, Nişan ne demek:
İm, iz, belirti. Nişan ismi; Farsça kökenli olup bir Erkek ismidir.
Nişan ile ilgili Cümleler
- Ali ve Mary geçen yıl nişanlandılar.
- Nişanlandın mı?
- Tabancasını kılıfından çıkarmış ve nişan almak üzereydi.
- Nişan al. Ateş!
- Nişanlarını ailelerine bildirdiler.
- Dönüşte yolumuzu şaşırmamak için şu çifte kavakları nişan koymuştuk.
- Biri nişan tahtamı çaldı.
- Nişanlım bana önceden bildirmeden geldi ve ben mahçup hissettim.
- Doktor, Türk ordusunda çalıştığını, üniformamızı taşıdığını, nişan aldığını, övünerek anlattı.
- Ali benim nişanlım.
- Nişanını duyduğuma çok mutlu oldum.
- Şimdilik nişan yapacaklarmış.
- Ali tüfeğini aldı, nişan aldı ve ateş etti.
- Bizi nişana çağırdılar.
- O, nişanlısını öpebilir.
- Nişanlısı ona büyük bir yüzük verdi.
- Nişanı bozmuşlar.
- Birkaç gün sonra akrabalarımıza bir davet vereceğiz. Nişan takacağız.
- Ali nişanlısı Mary için bir kolye satın aldı.
- Eğer nişanını bozduysa yazıklar olsun.
- Ben ördeklere nişan alıyorum ama onlara ateş etmiyorum.
Nişan ile ilgili Atasözü veya Deyim
(bir şeyi veya bir şeye) nişan koymak : ileride tanıyabilmek veya ölçebilmek için bir şeyin durumunu, onun herhangi bir özelliğini akılda tutmak veya iz bırakmak.
namı nişanı kalmamak : yok olup unutulmak.
nişan almak : bir hedefi vurmak için ateşli silahlara gerekli doğrultuyu vermek, gezlemek kendisine nişan verilmek.
nişan takmak : nişanlanan çiftin nişan yüzüklerini parmaklarına geçirmek göğsüne nişan iliştirmek.
nişan yapmak : nişan töreni düzenlemek.
nişanı (veya nişanını) atmak (veya bozmak) : kadın veya erkek nişandan vazgeçmek.
Nişan tanımı, anlamı
Atgılı nişan : Ortaya serilen bir çarşaf içerisine gelen davetlilerin hediyelerini attıkları nişan töreni
Burun ucu abraş nişaneli : Atlarda burun ucunda görülen beyazlığın burun ucunda küçük bir beyazlık şeklinde bulunması.
Büyük nişan : Küçük nişandan sonra yapılan nişan.
Keskin nişancılık gösterisi : Her hedefi alışılmamış biçimlerde vurabilen atıcıların gösterisi.
Kızılderili nişancılığı : Canlı hedefin çevresine oklar atarak siluet çizme.
Mecidi nişanı : Sultan Abdülmecit zamanında çıkarılan Osmanlı nişanlarından biri.
Nişan çekmek : Tuğra çekmek, nişan teşkil etmek.
Nişan dikilmek : İşaret konulmak.
Nişan düşmek : Meyveler kızarmaya, olgunlaşmaya başlamak.
Nişan komak : Nişanlamak, nişan yapmak.
Nişan urmak : Nişan koymak.
Nişanbay : Ünlü, meşhur, tanınmış kimse.
Nişançubuğu : Harman savrulurken saman ile taneleri birbirinden ayırmağa yarayan ağaç çubuk. (Çaltı Gelendost Isparta).
Nişaneler : Koyu donlu hayvanlarda, vücudun değişik bölgelerinde görülen beyaz kıllardan oluşan lekeler.
Nişangah : Ateşli silahlarda hedefin uzaklığına ve bulunduğu yerin yüksekliğine göre namluya gereken yükseliş açısını veren, silahı bu hedefe doğrultmaya yarayan alet. Hedef.
Nişankaya : Elâzığ ili, Kovancılar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Iğdır şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Nişanlayabilme : Nişanlayabilmek işi.
Nişanlayabilmek : Nişanlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
Nişanlayıverme : Nişanlayıvermek işi.
Nişanlayıvermek : Çabucak veya ansızın nişanlamak.
Nişanlı dutmak : Çocukken, beşikteyken nişanlamak. (İliç).
Nişanlı kağıt : Padişah, sadrazamla birlikte savaşa gittiğinde, sadrazamlık kaymakamına, gereğinde kullanılmak ve sonra hesabını vermek üzere verilen tuğralı, boş, padişah buyruğu kâğıtları.
Nişanli : Nişanlı kız, gelin namzedi.
Nişannamah : Nişanlanmak.
Nişannamak : Nişanlamak.
Nişannı : Nişanlı. Nişanlı, erkek yavuklu.
Nişantacı : (Heykel) Eskiden okçulukta başarı kazananların, yarışmalarda attıkları okun düştüğü yere anı olarak dikilen, üzerine oku atanın adı ve attığı tarih yazılan uzun taş.
Nişantaşı : Bayburt şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Erzurum ilinde, Akşar nahiyesine bağlı bir yer.
Osmani nişanı : Sultan Aziz'ce 1861'de çıkarılmış olan bir nişan.
Puş nişanı : Kimi atların arka bacaklarında olan kıvrık tüylü yerler.
Puşt nişanı : Kimi atların arka bacaklarında olan kıvrık tüylü yerler.
Seki nişanesi : Atlarda bacaklardaki beyazlığın ince bir şerit şeklinde koronayı sarması.
Ağız nişanı : Yalnız sözle yapılmış olan nişan.
Devlet nişanı : Gördükleri önemli işlerden dolayı kişileri onurlandırmak için devletçe verilen anmalık, nişan.
Keskin nişancı : Silahla hedeflediği noktayı ustalıkla vuran kişi.
Keskin nişancılık : Keskin nişancı olma durumu.
Kör nişancı : Hedefi rastlantı ile vuran kimse.
Kör nişancılık : Kör nişancı olma durumu.
Nişan halkası : Nişan yüzüğü.
Nişan yüzüğü : Evlenecek olan çiftin nişanlandıklarında taktıkları ve düğünden sonra da taşıdıkları halka biçiminde yüzük, nişan halkası, alyans.
Nişancı : Attığı kurşun, taş vb. ile hedefi vurmakta ustalık kazanmış olan. Padişah divanı üyesi olan, antlaşma, berat, menşur, name ve fermanların başına tuğra çeken görevli, tevkici, tuğrakeş.
Nişancılık : Nişancı olma durumu, tuğrakeşlik.
Nişane : Nişangâh. Hedef. Eser, iz, belirti.
Nişangeç : Düzeltilmiş bir ağaç parçasının kenarına değişik aralıklarda paralel çizgiler çizmek için marangozlukta kullanılan el aracı.
Nişanlama : Nişanlamak işi.
Nişanlamak : Bir çiftin evlenme işinin kararlaştığına belirti olarak parmaklarına yüzük takmak, yavuklamak. Bir hedefi vurmak için silah, taş vb.ne belli bir doğrultu vermek. Bir şeyin yerini belirtmek, işaretlemek, nişan koymak.
Nişanlanış : Nişanlanma işi.
Nişanlanma : Nişanlanmak işi, adaklanma. Bir erkekle bir kadının ileride birbirleriyle evlenmek için yaptıkları sözleşme.
Nişanlanmak : Nişanlı duruma gelmek, adaklanmak. Evlenmeye söz verme belirtisi olarak nişan yüzüğü takmak.
Nişanlı : Evlenmek için söz verip yüzük takmış olan kimse, adaklı. Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olan kimse.
Nişanlık : Nişan töreni için. Belirti, işaret.
Nişanlılık : Nişanlı olma durumu, yavukluluk.
Nişansız : Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olmayan.
Uzatmalı nişanlı : Nişanlılık süresi gereğinden çok uzamış olan kadın veya erkek.
Diğer dillerde Nistagmus anlamı nedir?
İngilizce'de Nistagmus ne demek ? : nystagmus

Bu kısımda Nişan nedir? Nişan ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Nişan tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Nişan hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.