Optical türkçesi Optical nedir

  • Görüş ile ilgili.
  • Optik.
  • Göz.
  • Işıkbilimsel.
  • Işıksal.
  • Görme.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Görme duyusuyla ilgili.
  • Görme ile ilgili.
  • Görsel.
  • Gözle veya ışık vasıtasıyla işleyen.
  • Optikle ilgili.
  • Görüş.

Optical ile ilgili cümleler

English: Here's an optical illusion: you think you are looking at a cube, but in fact you are looking at the screen.
Turkish: Burada bir görsel yanılsama var. Küpe baktığını düşünüyorsun ama gerçekte ekrana bakıyorsun.

English: It's an optical illusion.
Turkish: Bu optik bir illizyon.

English: The use of optical instruments with this product will increase eye hazard.
Turkish: Bu ürünle birlikte optik aletlerin kullanımı göz tehlikesini artıracaktır.

Optical ingilizcede ne demek, Optical nerede nasıl kullanılır?

Optical aberration : Işık sapıncı. Optik aberasyon. Bir noktadan gelen ışınları tanı olarak bir noktada toplayamayan mercek ya da ayna gibi ışıksal araçların kusuru. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Merceklerin görüntüyü oluşturmalarında ortaya çıkan kusurlar. (başlıca sapınçlar, renkser, yuvarsal, fıçı sapması, yastık sapmasıdır). Görme hatası. Sapınç. Işıksal sapınç.

Optical activity : Kimi özdeklerin ya da çözeltilerinin ucaylı ışığın titreşim düzlemim döndürmesi. Optik aktivite. Optik etkinlik. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Polarize ışık demetinin, bir optik izomerin çözeltisi içinden geçirildiği zaman ışık demetinin çözeltideki optik izomere bağlı olarak sağa veya sola çevrilmesi. Örütlerindeki atomların sağ -sol düzenlenişi ya da moleküllerindeki bakışımsızlık nedeniyle kimi özdeklerin içlerinden geçen ışığın ucaylanma düzlemini döndürmesi. Işıkça etkinlik. Optikçe aktiflik. Işınsal etkinlik. Işıksal etkinlik.

 

Optical axis : Işık ekseni. Asal eksen. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Merceğin, üzerinde bakışımlı olarak bulunduğu doğru; merceğe dikey gelen ışığın ikiye bölünmediği doğru. Yuvarsal bir merceğin ya da aynanın yüzey özeğinden ve ışıksal özeğinden geçen doğru. Optik eksen.

Optical bus : Optik veriyolu. Işıl veriyolu.

Optical center : Optik merkez. Bir merceğin geometrik özeğinde yer alan, ışığın sapmadan geçtiği nokta. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işıksal özek. Optik özek. Merceğin içinde ışınlanın kırılmadan geçtiği nokta.

Optical character : Optik karakter.

Optical density : Geçme karalığı. Optik yoğunluk. Geçme çarpanının tersinin ondalık logaritması, bk. iç optik yoğunluk. Od. Absorbans. Işıksal yoğunluk.

Optical character reader : Optik damga okuyucu. Basılı yazıyı, veri kaynağını oluşturan sayfa üzerinden okuyan bilgisayar giriş birimi. bk. damga tanıma donanımı. Optik karakter okuyucu.

Optical character recognition : Optik okuma sistemi. Optik karakter tanıma. Optik damga tanıma. Optik tarayıcı ve özel yazılım ile bilgisayarın basılı veya el yazısı karakterlerini tanıyabilmesi.

 

Optical connector : Optik bağlaç. Optik konnektör.

İngilizce Optical Türkçe anlamı, Optical eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Optical ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Absolute device : Mutlak aygıt. Salt aygıt.

Accent bar : Vurgu çubuğu.

Visioned : İmgelem. Görme kuvveti. Önsezi. Hayal gibi görmek. Geniş görüş. Görüm. Tasavvur. Evham.

Aspect : Görünüş. Baktığı yön. Tek tarafı. Yüz ifadesi. Cephe. Görünüm. Yön. Yıldız ve gezegenlerin birbirlerine göre konumları. Tek yanı.

Access control entry : Erişim denetleme girişi. Erişim denetim girdisi.

Vision : Görü. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Önsezi. Işığın, gözün ağkatmanını uyarmasıyla başlayan ve görme işlemiyle bilinçlenen dirimbilimsel süreçler dizisi. Görüm. Görülmeye değer şey. Görme kuvveti. Hayal gibi görmek. Güzel kimse.

Cell : Bir dağılım çizelgesinde bir sıranın bir dikeçle kesiştiği yer ya da iki değişkenin karşılıklı değerlerinin belirlendiği altbölüm. bk. çizelge. Bölme. Bağımsız olarak işlev görebilen en küçük canlı birimi, dokular, organlar ve kan dolaşımını oluşturan birimler. Kıvılkesim işleminin yapıldığı kap. Isı, ışık, kimyasal etkileşim gibi olaylar sonucu oluşan yük-süren kuvvet kaynağı. Petek gözü. Pil. Genellikle gözle görülemeyecek kadar küçük, yarı geçirgen bir zar ile çevrili sitoplazma kitlesinden oluşan, sitoplazma içinde çeşitli hayali olayları yürüten çekirdek, endoplazmik retikulum, mitokondri, sentriol, lizozom, ribozom, gibi organeller ile mikrofilamentler, mikrotüpçükler vb. yapılar bulunan, genetik materyali ya bir zar ile çevrili (ökaryot) ya da sitoplazma içinde zarsız olarak yer alan (prokaryot) bir organizmanın yapı ve görev bakımından en küçük birliği. Kimyasal erkeyi elektriksel erkeye çeviren ve birkaç voltluk akım verebilen üreteç; kuru pil. Kimyasal erkeyi elektrik erkesine dönüştüren düzenek.

Abstract syntax tree : Soyut söz dizimi ağacı. Soyut sözdizim ağacı.

Cubicle : Kabine. Hücre. Odacık. Küçük bölme. Küçük oda. Kabin. Diğer bölümlerden ayrılmış küçük bölme veya ofis.

Optical synonyms : seeings, ac adapter, optic, abbreviate, absolute loader, cells, abort sequence, cubby, assess, aperture, sighting, viewings, common ground, contention, opticals, access control, concepts, celling, blinkering, avis, accent char, visuals, arguments, accelerator key, visual sensation, access key, cuddies, cubbyholes, optically, cuddy, argument, blinker, optics.