Devices türkçesi Devices nedir

Devices ile ilgili cümleler

English: He likes to take electric devices apart.
Turkish: Elektrikli cihazları parçalarına ayırmayı seviyor.

English: Man, too, has been given protective devices against extreme temperatures.
Turkish: İnsana da aşırı sıcaklıklara karşı koruyucu cihazlar verilmektedir.

English: Her kitchen is equipped with labor-saving devices.
Turkish: Onun mutfağı emek tasarrufu yapan cihazlarla donatıldı.

English: These devices are distinguished by particularly high-quality workmanship.
Turkish: Bu cihazlar özellikle yüksek kaliteli işçilikle ayırt edilir.

English: All these devices are unreliable.
Turkish: Bütün bu cihazlar güvenilir değil.

Devices ingilizcede ne demek, Devices nerede nasıl kullanılır?

Midi devices and instruments : Mıdı aygıt ve gereçleri.

Advanced micro devices : Kişisel bilgisayarlar için işlemciler üreten şirket. Amd.

Audio devices : Ses aygıtları.

Birth control devices : Gebeliği önleyici alet veya cihaz.

Communication devices : İletişim aygıtları.

Joystick devices : Oyun çubuğu aygıtları.

Left to their own devices : Kendi hallerine bırakılmışlar. Kendi imkanlarıyla başa çıkmaları için bırakılmışlar. Kendi kendilerini idare etmeye bırakılmışlar. Başkasından gelen bir yardım olmadan bırakılmışlar.

 

Media control devices : Ortam denetim aygıtları.

Input output devices : Giriş-çıkış aygıtları. Bir bilgisayar dizgesinin giriş verilerini (girdileri) okumak ya da çıkış verilerini (çıktıları) yazmak üzere çevre birimleri olarak kullandığı elektrik, mekanik, optik vb. ilkelerle işleyen donanım birimleri, bk. çevre donanımı.

Leave someone to his own devices : Birini kendi haline bırakmak. Kendi haline bırakmak.

İngilizce Devices Türkçe anlamı, Devices eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Devices ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Machine : İnsanın, üretimde kol ya da kafa gücünün yerine kullanmak üzere yarattığı, bir güç biçiminin başka bir güç biçimine dönüştürülmesi ilkesine dayanan ve kendi kendine işleyecek biçimde düzenlenmiş olan araçlar bileşkesi. Veri kartlarındaki bilgileri çeşitli düzeyler de işleyerek çizelgelemek ve işlemsel çözümlemeler yapmak üzere kullanılan çeşitli işletsel, elektriksel araçlar. Araba. Mekanizma. İşlerge. Makinede işlemek. Makineyle yapmak. Kuvveti ya da devinimi bir noktadan ötekine aktaran ya da birinden ötekine dönüştüren her türlü aygıt. 2-erkeyi bir halden başka hale dönüştürerek yararlı biçimde kullanılmasını sağlayan aygıt. İşleteç.

Benting : Çimenlik. Bükük. Bükülmüş. Eğim. Kır. Çok istemek. Meyil. Azmetmek. Yetenek.

Gimmick : Reklam için kullanılan özel cihaz. Numara. Trük. Adı anımsanmayan şey. Reklamı etkili kılan özel sunuş. Cazibe artırıcı süs. Marifet. Ivır zıvır.

 

Engine : Motor egzos gazı. Alet edevat. Motor. Motor numarası. Taşıt motoru. Bir yakıtın kimyasal erkesini yanma yoluyla mekanik erkeye dönüştüren aygıt. Lokomotif. Makine takmak.

Character : Tabiat. El yazısı. Sıfat. Karakter. Ayrıtlık. Huy. Ira. Şahıs. Damga.

Inclinations : Eğinim. Heves. Yokuş. Meyil. Yatma. Eğim. Yatkınlık. Eğim açısı. Bayır.

Cheat : Keklemek. Dolandırmak. Kopya çekmek. Razı etmek. Kandırmak. Kazıklamak. Hileyle elinden almak. Aldatmak. Hile yapmak.

Auspicate : Belirti. Haberci. Başarı ve iyi şans getirmesi için belirlenmiş törenle başlamak. Başlamak. Emare.

Affiance : Söz kesmek. İnanç. Ahdetmek. Nişanlanma. Söz takmak. Nişanlanmak. Sözlenmek. Nişanlamak. Güven.

Charactered : Şahıs. Belirli bir tipte kişilik veya karakteri olan. Nevi şahsına münhasır bir kimse. Karakter. Tip bir kimse. Harf. Özyapı. Kişilik. Damga. Oymak.

Devices synonyms : gadgetries, car, apparatuses, aiming, affinity, adjurations, alacrity, blazoned, aptitude, actings, coat of arms, crest, bilking, betrothals, characters, ding a ling, affection, blazons, gravitations, drama, aspiration, aspirations, ambition, alacrities, clews, trousseau, gizmos, distinction, appliance, desiring, enginery, instr, clueing.