Skinned türkçesi Skinned nedir

  • Yüzülmüş.
  • Derili.
  • Sıyrık.
  • Derisi soyulmuş.
  • Kabuk bağlamış.
  • Derisi yüzülmüş.
  • Deri gibi.

Skinned ile ilgili cümleler

English: Ali skinned his knee.
Turkish: Ali dizini sıyırdı.

English: Ali skinned his elbow.
Turkish: Ali dirseğini soydu.

English: She is dark-skinned.
Turkish: O koyu tenlidir.

Skinned ingilizcede ne demek, Skinned nerede nasıl kullanılır?

Spiny skinned animals : Derisidikenliler.

Dark skinned : Kara derili. Koyu tenli. Esmer.

Keep your eyes skinned : Gözetim altında tut. Tetikte ol. Gözlerini dört aç.

Soft skinned : Yumuşak derili.

Thick skinned : Aldırmaz. Vurdumduymaz. Duygusuz.

Skinner : Deri yüzücü. Deri ve post satan kimse. Aynasız (argo terim). Derici. Post hazırlayan kimse. Deri sıyırıcı. Seks suçlusu. Katıra binen kimse. Çömez mahkum veya cezaevi görevlisi. Koşum hayvanı kullanan kimse.

Thickskinned : Duygusuz. Kalın derili. Vurdumduymaz. Kalın kabuklu. Umursamaz.

Skinniness : Verimsizlik. Zayıflık. Bir deri bir kemik olma özelliği. Sıskalık. Çok incelik.

Thinskinned : Hassas. Duygulu.

Skinniest : Cılız. Bir deri bir kemik. En zayıf olan. Çok zayıf. Sıska. Cimri. Eli sıkı. Derimsi.

İngilizce Skinned Türkçe anlamı, Skinned eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Skinned ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Leathery : Kayışımsı. Kalın. Derimsi. Deriye benzer. Kösele gibi. Kayış gibi. Sert.

Contusion : Morartı. Ezilme. Kontüzyon. Kontüzyon (bedende). Bere. Küt darbelerle oluşan, deri bütünlüğünün bozulmadığı, ancak deri altı damarlarında yırtılma ve kanamayla belirgin, mavimsi, mor renkte yaralanma, kontüzyon. Eziklik. Yara. Çürük.

Abrasion : Aşınma sonucu kopan parçalar. Filmin yüzünde, sert bir cisme sürtünmekten ileri gelen ve çizik kadar derin olmayan hafif sıyrık. Aşındırma. Abrazyon. Yalama. Yenme. Yelin ve yellerle devindirilen taş parçacıklarının yaptığı mekanik aşındırma. Çizinti. Yıpranma.

Encrusted : Kaplanmak. Üstüne katıca bir kabuk çekilmiş. Kabuk tutmuş. Kabuk bağlamak. Sert bir tabaka teşkil etmiş. Kaplamak.

Excoriated : Şiddetle suçlanmış. Şiddetle eleştirmek. Derisi sıyrılmış. Derisini soymak. Suçlamak. İtham edilmiş. Derisini yüzmek.

Dark : Koyu. Bilgisizlik. Gölge. Siyaha yakın. Çepel. Gizli. Koyu renk. Esmer. Akşam. Karanlık.

Peeled : Dımdızlak. Anadan doğma çıplak. Çırılçıplak. Anadan üryan. Dal taşak. Soymak. Kabuğunu soymak. Soyunmak. Dökülmek (deri).

Abrasions : Aşınım. Çizinti. Aşındırma. Aşınma sonucu kopan parçalar. Sıyırma. Aşınma. Yenme. Aşınmış kısım. Abrasyon.

Grazes : Sıyırmak. Bere. Otlatmak. Otlamak. Sıyırıp geçmek. Otlanmak. Yalamak. Sıyrılmak. Sıyırma.

Rawest : Deneyimsiz. Kavrulmamış. Olmamış. Hassas. Yara. Ham. İşlenmemiş. Taze. Çiğ.

Skinned synonyms : velvety skinned, non white, smooth skinned, scabby, dermoid, dermoidal, gratin, scabbier, black, leatheriness, contusions, excoriation, grazed, flesh wound, leathered, excoratio, coriaceous, colored, rawness, dermatoid, abraded, sloughed, scabbed, raw, leatherlike, rawer, scabrous, scabbiest, graze, coloured.

 

Skinned zıt anlamlı kelimeler, Skinned kelime anlamı

Skinless : Having no skin. Having no casing (as of sausages). Derisiz.

White : Beyaz. Soluk benizli. Beyaz ırktan olan. Gözün beyaz kısmı. Göz akı. Yumurta akı. Solgun. Sütlü kavhe.