Bere nedir, Bere ne demek
Bere; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- Bir yere çarpma, incitme veya vurma sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluşan çürük.
- Yuvarlak, yassı ve sipersiz başlık

- Herhangi bir şeyde görülen ezik, çizik.
"Bere" ile ilgili cümle
- "Lacivert beresini sallayarak bir fırtına gibi içeriye girdi." - A. Ş. Hisar
Yerel Türkçe anlamı:
2.bk. ber-3.
Davar sağılan yer, ağıl.
Tarlalar arasından akan ince su.
Koyunların sıra halinde sağılması.
[Bakınız: ber]
Beri
Bebek, çocuk (erkek).
Yara izi.
Suyun aktığı yer, su yatağı.
Fransızca'da Bere ne demek?:
talure, ecchymose
Bere anlamı, tanımı:
Bereket : İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda. Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan. Yağmur.
Bereket ki : "iyi ki, Tanrı'ya şükür ki" anlamında kullanılan bir söz.
Bereket versin : Para alan kimsenin söylediği iyi dilek sözü. bir kimsenin bir durumdan hoşnutluğunu anlatan söz.
Bereketlenme : Bereketlenmek işi.
Bereketlenmek : Çoğalmak, artmak.
Bereketli : Bol, verimli.
Bereketli ola : Yemek yemekte olanlara veya ürünlerini toplayanlara söylenen iyi dilek sözü.
Bereketlilik : Bereketli olma durumu.
Bereketsizlik : Bereketsiz olma durumu.
Bereleme : Berelemek işi.
Berelemek : Bereli duruma getirmek.
Berelenme : Berelenmek işi.
Berelenmek : Bereli duruma gelmek.
Bereli : Beresi olan.
Berenarı : Şöyle böyle, az çok, biraz, oldukça.
Beti bereketi kalmamak : Azalmak, kıtlaşmak, çabuk tükenmek.
Kesenize bereket : Maddi katkısı görülen bir kimseye "çok kazan, kazancın bol olsun" anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.
Nerede hareket orada bereket : "hareket olan yerde bolluk olur" anlamında kullanılan bir söz.
Sürüsüne bereket : Pek çok, pek bol.
Yara bere : Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluşan çürük. Herhangi bir şeyde görülen çizik, ezik.
Çarpma : Çarpmak işi. Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi. Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık. Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp.
İncitme : İncitmek işi.
Vurma : Vurmak işi.
Çürük : Sakat. İş göremez, hastalıklı. Sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan. Çürümüş olan. Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke. Sağlam ve dayanıklı olmayan.
Ezik : Çarpma, dövülme vb. sebeplerle vücutta oluşan bere. Olaylar ve hayat şartları karşısında güçsüz ve sıkıntılı duruma düşmüş olan, üzüntülü. Ezilmiş veya yassılmış. Üzüntülü bir biçimde. Pısırık.
Yuvarlak : Top veya küre biçiminde olan, müdevver. Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Top veya küre biçiminde toparlak şey. Homoseksüel erkek.
Yassı : Yayvan ve düz.
Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.
Başlık : Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Başlık parası.
Bere süren : Koyunu sağılmak üzere sağıcıya götüren kimse.
Bere sürmek : Koyunu sağdırmak için sağıcıya götürmek.
Bereba : Beraber
Bereber : < Far. beraber: beraber. || barabar || barabarca || barabar || barambar || berabar || beraber || bilabar || birabar || brabar || brebar Beraber, bk. barabar
Berecekdor : Projektör
Beredayi : Serseri, berduş Kötü, fena, adi.
Beregari : Şöyle böyle, az çok, oldukça, biraz, üstünkörü
Berehlemek : Layik görmek, yaraştırmak.
Berek : Yazın hayvanlara musallat olan bir çeşit iri sinek. Süs, ziynet. Börek
Berekallah : Maşallah.
Bere ile ilgili Cümleler
- Allah bereket versin!
- Bereket versin ki kimse öldürülmedi.
- Tom'un bacağındaki o bere nasıl oldu?
- Bereket versin ki, hiçbir can kaybı olmadı.
- Bütün Fransızlar bere takar.
- Bu yıl bereketli mahsülümüz vardı.
- Bereket versin ki, işkolik ölmedi.
- Bereket versin ki, yolda fırtınayla karşılaşmadılar.
- Şimdi bereketli bir ovanın olduğu yerde çölden başka bir şey yok.
- Misafirler erken geldi, ama bereket versin ki ben zaten yemek yapmayı bitirmiştim.
- Bereket, şans yanımdaydı.
- Alan bereketli mi?
Diğer dillerde Bere anlamı nedir?
İngilizce'de Bere ne demek? : v. drink; drink up, drain the glass; absorb, take in, imbibe, sop up; take, need, swallow
n. beret, barret, skullcap; wound, contusion, lesion, bruise, flesh wound, hurt; Balmoral, Tammy
Fransızca'da Bere : béret [le], bonnet [le]; contusion [la], ecchymose [la], lésion [la], meurtrissure [la]
Almanca'da Bere : n. Barett, Baskenmütze, Bonnet, Mütze, Quetschung, Quetschwunde
Rusça'da Bere : n. кровоподтек (M), ушиб (M), контузия (F), берет (M), детеныш (M)

Bu kısımda Bere nedir? Bere ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Bere tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Bere hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.