Skolyoz nedir, Skolyoz ne demek

Teknik terim anlamı:

Omurganın yanlara doğru çarpıklığı, omurga deformitesi.

Skolyoz hakkında bilgiler

Skolyoz, omurganın göğüs (thoracic) veya bel (lumbar) bölgelerinde görülebilen, yana doğru eğriliğidir. Tek başına olabileceği gibi, kifoz (arkadan öne doğru anormal bir eğrilik) ile beraber de görülebilir (Kifoskolyoz). Hastalık kız çocuklarında çok daha sık görülür. Özellikle 30 dereceyi geçen skolyozlar adolesan kızlarda erkeklere oranla on kat fazla görülmektedir. Türkiye'de 2,5 milyon skolyoz hastası mevcuttur. Skolyoz çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilmektedir. Mesela spastik çocuklarda ya da çocukluk çağında felç geçirenlerde görülmektedir. Ancak sıklıkla karşılaşılan skolyozlar, daha çok 10’lu yaşlarda ortaya çıkan ve nedeni hala tam olarak bilinmeyen (idiyopatik) grupta görülen skolyozlar ile anne karnındaki etmenler nedeniyle ortaya çıkan ve doğuştan itibaren bulgu veren doğumsal (konjenital) skolyozlardır. Birincinin nedenini tam olarak bilinmemektedir. Konjenital skolyoza ise gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar, şeker hastalığı, bazı vitamin eksikliklerinin neden olduğu düşünülmektedir. Fizik muayene sırasında, hasta öne doğru eğildiğinde eğrilik daha belirgin gözükür. Farklı pozisyonlarda omurga röntgenleri ve skolyozometre (omurganın eğrilik miktarını ölçen bir alet) ölçümleri, skolyozun miktarını belirleyebilmek için yapılabilecek testlerdir.

 

Skolyoz anlamı, kısaca tanımı

Şeker hastalığı : Kanda şeker düzeyinin normal değerlerin üzerine çıkması sonucu çok su içme, çok yemek yeme, çok idrar yapma ve idrarda şeker bulunması ile beliren hastalık, şeker, diyabet

Çocukluk çağı : Süt çağı bitiminden erginlik başlangıcına değin süren yaşam dönemi.

Konjenital : [Bakınız: doğuştan]. Doğuştan, doğuştan var olan. Doğuştan.

Düşünülmek : Düşünme işine konu olmak.

Bilinmeyen : Değeri belli olmayan, bilinmedik (nicelik), bilinmez, meçhul.

Çıkabilmek : Çıkma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Tek başına : Kendi kendine, yalnız olarak, münferiden.

Enfeksiyon : Organizmada hastalığa yol açan mikrop, virüs, parazit vb. etkenlerin genel veya yerel gelişmesi, yayılması.

İdiyopatik : Belli bir sebebe bağlı olmayan, sebebi bilinmeyen.

Çıkabilme : Çıkabilmek işi.

İdiyopati : Belli bir neden olmaksızın gelişen patolojik durum, oluş sebebi bilinmeyen herhangi bir hastalık.

Sırasında : Gerekince, yerinde ve zamanında.

Düşünülme : Düşünülmek işi.

Deformite : Biçim bozukluğu, sakatlık; organın normal biçimde olmayışıyla belirgin durum.

Geçirilen : Mefrûgün leh.

Pozisyon : Konum. Durum.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

 

Etmenler : Oyun sırasında gerekli olan etkiyi sağlamak için bazen görsel, bazen işitsel olmak üzere kullanılan musiki, gürültü, sis, kar, yağmur, güneş, gece, fırtına ve benzerleri çeşitli ses ve görüntü öğelerinin tümü.

Çocukluk : Çocuk olma durumu. İnsan hayatının bebeklikle ergenlik arasındaki dönemi. Çocukça davranış.

İtibaren : -den başlayarak, -den beri. -den sonra.

Diğer dillerde Skoliyozis anlamı nedir?

İngilizce'de Skoliyozis ne demek ? : scoliosis