Slagheap türkçesi Slagheap nedir

  • Bir maden eritme işlemi esnasında metalden ayrılmış tortu öbeği.

Slagheap ingilizcede ne demek, Slagheap nerede nasıl kullanılır?

Slag cement : Curuflu. Küllü çimento. Cüruf çimentosu. Cüruflu çimento. Curuflu çimento.

Slag heap : Bir maden eritme işlemi esnasında metalden ayrılmış tortu öbeği. Atık maddelerden yapılan tepe. Kömür madenciliğinde atık yığını. Atık tepesi. Kesme işlemi sırasında metalden dökülen cevher kalıntısı yığını.

Slag wool : Camyünü. Campamuğu. Curuf yünü. Amyant.

Basic slag : Thomas fosfatı. Bazik cüruf. Bazlı dışık.

Blast furnace slag : Yüksek fırın dışığı. Yüksek fırın cürufu.

Slagging : Cüruflaşmak. Mucur olmak. Dışık alma. Curuf alma. Cüruf haline getirmek. Curuf bağlaması. Curuf oluşturma. Curuflandırma.

Slag : Fahişe. Curuf. Cüruf haline getirmek. Mucur olmak. Basit kadın. Cüruf. Mal. Yollu. Cüruflaşmak. Dışkı.

Slaggy : Curuflu. Dışıklı. Cüruflu.

Slaggiest : Cüruflu. En cüruflu.

Slaggier : Cüruflu. Daha cüruflu.

İngilizce Slagheap Türkçe anlamı, Slagheap eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Slagheap ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pile : Ölçekleme yordamında değişik sınarların, ölçek konumlarını belirlemek üzere yargıcılarca içine sokulduğu küme. Servet. Yığınla. İstiflemek. Büyük miktarda para. Yığınak yapmak. Stoklamak. Stok yapmak. İstif etmek. Küme.

 

Heap : Ağzına kadar doldurmak. Yığmak. Öbek. Yağdırmak (hediye veya hakaret). Yığın. Yüklemek. Bir sürü. Kümelemek. Ağzına kabar doldurmak. Küme.

Mound : Tepecik. Tümsek yapmak. Toprak set. Tepecikler yapmak. Höyük. Öbek. Tepe. Yığın. Tümsek. Dağ.

Agglomerate : Yığışım. Yığılmış. Yığılmak. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Yığışma. Toplama. Yığma. Toplanmak. Bir araya toplamak. Toplamak.

Cumulus : Kümülüs. Yığınbulut. Küme bulut. Kümebulut. Orta yükseklikte, saydam olmayan, kalın, donukrenkte bulutlara ve ara türlerine verilen ad. bk. bulut. Bulut kümesi.

Cumulation : Bir gözlem değeri ya da bir kümenin sıklığını kendisini önceleyen tüm öteki sıklıkların toplamı olarak gösterme. Birikme. Yığıştırma. Kümülasyon. Yığın. Öbek. Birikim.