Slowdown türkçesi Slowdown nedir

  • Durgunluk (işlerde).
  • Ağırlaşma.
  • Durgunlaşma.
  • İşi yavaşlatma.
  • [#yavaşlatma Yavaşlatmak].
  • Yavaşlama.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Yavaşlamak.
  • Yavaşlatma grevi.
  • Yavaşlatma.

Slowdown ile ilgili cümleler

English: Japan's foreign aid is decreasing in part because of an economic slowdown at home.
Turkish: Japonya'nın dış yardımları yurttaki ekonomik yavaşlamadan dolayı kısmen azalıyor.

Slowdown ingilizcede ne demek, Slowdown nerede nasıl kullanılır?

Economic slowdown : Ekonomik durgunlaşma. Ekonomide ve piyasaların faaliyetlerinde düşme. Ekonomik yavaşlama. Ekonomik durgunluk.

Slowdowns : Ağırlaşma. Durgunlaşma. Yavaşlatma grevi. İşi yavaşlatma. Yavaşlamak. Durgunluk (işlerde). Yavaşlatma. Yavaşlatmak. Yavaşlama.

Slow acting : Yavaş etkili.

Slow and steady wins the race : Yavaş ama istikrarlı olan yarışı kazanır.

Slow and sure : Ağır ve emin. Temkinli.

Slow film : Durgun film. Büyük bir bölümü durgun çekimlerden, durgun ayrımlardan oluşan, yavaş dizemli, gerilimi az ya da gevşek, çatışmasız film. devingen filmin karşıtı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Slow fire : Yavaş ateş.

Slow burning : Yavaş yanan.

Slow goods : Sürümü zor mallar.

Slow freezing : Etlerin -3 oc ile -10 oc arasındaki ısılarda dondurulması işlemi. Yavaş dondurma.

 

İngilizce Slowdown Türkçe anlamı, Slowdown eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Slowdown ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Moderations : Ilım. Öğrencilerin 1'inci 2'nci ve 3'üncü olarak ödüllendirildikleri oksford üniversitesi'ndeki bazı konulardaki genel sınavların ilk grubu. Yatıştırma. Ilımlılık. İnsaf. Ölçülülük. Ilımlama. Yumuşatma. Azalma.

Lag : Geride olma. Gerilik. Gerileme. Gecikme. Bilgisayar, ekonomi, iktisat alanlarında kullanılır. Son. Gecikmek. Oyalanmak. Yalıtım malzemesi ile kaplamak. Geri.

Retard : Geciktirmek. Gecikmek. Sürüncemede bırakmak. Hızını kesmek. Tehir etmek. Gelişimini önlemek. Geriye bırakmak. Frenlemek. Alıkoymak.

Decelerating : Hız kesmek.

Accent char : Vurgu karakteri.

Decelerates : Hız azaltmak. Hızı azalmak. Hız kesmek.

Deceleration : İvmenin tersi. Hız azaltma. Hız kesme. Hız azalması. Hızını azaltma. Yavaşlama şeridi.

Ease down : Hızını azaltmak. Hız kesmek.

Stasis : Durgunluk. Bir sıvının akışının durdurulması. Bağırsakların yavaş çalışması. Sıvı dolaşımı yavaşlaması. Dolaşım sisteminin durması. Staz. Bir engel yüzünden kanın damarlarda dolaşmasının güçleşmesi. Durağanlık.

Holdup : Tıkanıklık. Durdurma. Soygun. Bir kimseyi zorla durdurma ve soyma. Silahla soygun. Kıpırdama bu bir soygundur. Engel. Tutma. Silahlı soygun. Gecikme.

Slowdown synonyms : abnormal end, damps, negative g, coasting, slowing down, access control, retarding, damp, downshifts, absolute loader, ac adapter, delay, acception, slow, coastings, slowdowns, go slow, grind to a halt, gear down, abort, access key, industrial action, absolute device, moderation, slackened, slack up, abstract syntax tree, access mechanism, slow down, downshifted, downshift, retarded, ease off.