Slowed down türkçesi Slowed down nedir

Slowed down ile ilgili cümleler

English: When we came to the crossroads our cab slowed down.
Turkish: Kavşağa vardığımızda, taksimiz yavaşladı.

English: Business has really slowed down.
Turkish: İşler gerçekten kesatlaştı.

English: Ali slowed down.
Turkish: Ali yavaşladı.

English: The car slowed down.
Turkish: Araba yavaşladı.

English: They slowed down.
Turkish: Onlar yavaşladılar.

Slowed down ingilizcede ne demek, Slowed down nerede nasıl kullanılır?

Slowed : Yavaşlatmak. Yavaşlamak. Yavaşlamış. Yavaşlatılmış.

Down : Boyunca. Bozuk. Aşağısına doğru. Düşürmek. Aşağısında. İndirmek. Çökmek. Yıkmak. Alaşağı etmek.

A let down : Son derece keyif kaçırıcı yada hayal kırıklığına uğratıcı şey. Hayal kırıklığı.

Action bar pull down : Çekmenü. Çek menü.

Adown : Aşağı istikamete doğru. Aşağı. Aşağı doğru. Aşağıda. Altında.

Arrow down : Aşağı ok.

İngilizce Slowed down Türkçe anlamı, Slowed down eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Slowed down ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Retarding : Sürüncemede bırakmak. Frenlemek. Gelişimini önlemek. Geciktirme. Hızını kesmek. Geciktirmek. Yavaşlatıcı. Alıkoymak. Geciktirici.

Ease up : Daha az yoğun olmak. Bir kimseye yer sağlamak için kaymak. Yoğunluğu azaltmak. Gevşetmek. Baskıyı azaltmak. Yol vermek. Yumuşatmak. Gevşemek. Yoğunluğu indirmek. Genişlemek.

Burthen : Mesuliyet. Yük. Sıkmak. Külfet. Yüklenmek. Nakarat. Yüklemek. Bir yük koyarak ağırlaştırmak. Ana fikir.

Feel relieved : Rahatlamak. Ferahlamak. İçi açılmak.

Abated : (bir haberin veya yayının) çıkmasını yasaklamak (hukuk terimi). Azalmak. Azaltmak. Yatıştırmak. Azaltılmış. Dindirmek. Kısılmış.

Damps : Söndürmek. Nemli. Sindirmek. Islatmak. Rutubet. Nem. Gücünü azaltmak. Köreltmek. Hafifçe ıslatmak.

Weighting : Ağırlaştırma. Ağırlıklarına. Ek vergin. Yüklemek. Ağırlık yapmak. Gramajını artırmak. Bir ölçme aracını oluşturan sınar ya da ayrıçlara taşıdıkları ağırlığa göre değişik katsayı ya da sayılar verme. Ağırlıklandırma. Ağırlık verme.

Slacken : Azaltmak. Gevşetmek. Tavsamak. Gevşemek. Durgunlaşmak. Boşlamak. Hız kesmek. Durulmak.

Exacerbate : Alevlenmek. Öfkelendirmek. Kötüleştirmek. Kızıştırmak. Alevlendirmek. Azdırmak. Şiddetlendirmek. Artırmak (kötü durumdaki bir şeyi). Kızdırmak.

Slowed down synonyms : slow up, slows, retards, become lighter, abate, gear down, weight, aggravate, downshifts, relaxes, moderate, burden with, be relieved, alleviates, slacked, exacerbates, harshen, harshens, decelerates, decelerate, slow down, harshening, decelerated, de escalate, slowed, damp, decelerating, relax, abates, downshift, slowing up, retard, slow.