Soften türkçesi Soften nedir

Soften ile ilgili cümleler

English: Did Ali remember to add fabric softener to the rinse cycle?
Turkish: Ali durulamada yumuşatıcı eklemeyi hatırladı mı?

English: Tom's eyes softened.
Turkish: Tom'un gözleri yumuşadı.

English: Your tap water is too hard. Get a water softener.
Turkish: Musluk suyun çok sert. Bir yumuşatma cihazı al.

Soften ingilizcede ne demek, Soften nerede nasıl kullanılır?

Soften up : Savunma gücünü azaltmak. Düşmanın gücünü zayıflatmak. Yıpratmak. Yumuşamak. Bombardıman ile savunmayı kırmak. Yumuşatmak.

Soften water : Suyu yumuşatmak.

Softened : Pumba. Yumuşatılmış. Yumuşak veya daha da yumuşak yapılmış.

Softener : Yumuşak hale getiren şey. Yumuşaklığı arttırmak amacıyla yıkama sırasında kirli çamaşırlara eklenen sıvı madde. Blero. Yumuşatıcı. Yumuşatıcı (madde).

Softeners : Yumuşaklığı arttırmak amacıyla yıkama sırasında kirli çamaşırlara eklenen sıvı madde. Yumuşatıcı. Yumuşak hale getiren şey.

Softening of the brain : Beyin sulanması. Beyin zarının yumuşaması.

Softening agent : Yumuşatma maddesi.

Fabric softener : Kumaş yumuşatıcı. Kumaş veya çamaşır yumuşatıcısı. Yumuşatıcı.

 

Stool softener : Laksatif.

Retardation of softening : Yumuşama gecikmesi.

İngilizce Soften Türkçe anlamı, Soften eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Soften ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Coax : Gönlünü etmek. Gönlünü yapmak. İkna etmek. Tatlı sözlerle kandırmak. Kandırmak. Koparmak. Tatlılıkla ikna etmek. Tatlı sözle kandırmak. Dil dökmek. Dil dökerek elde etmek.

Mellowed : Olgunlaşmış. Olgunlaşmak. Yumuşatılmış.

Assuaged : Bastırmak. Dindirilmiş. Dindirmek. Hafifletmek.

Come loose : Çözülmek. Yerinden çıkmak. Açılmak. Serbest kalmak. Yerinden oynamak.

Digest : Hazmolmak. Sindirilmek. Katlanmak. Parçalanmak. Özet. Kavramak. Dayanmak. Kafada şekillendirmek. Düzenlemek.

Dull : Hafifletmek. Kalın kafalı. Sıkıcı. Mat. Körleşmek. Ağır. Sersem. Ruhsuz. Fersiz. Duygusuz.

Choke off : Ekmek. Atlatmak. Durdurmak. Tutmak. (sinirini vb) bastırmak. Vazgeçirmek. Baskı altında tutmak. Kurtulmak. Eğleçlemek.

Limber up : Harekete alıştırmak. Top arabasına ön parçayı bağlamak. Çevikleştirmek. Spor bedeni ısıtmak. Isınma hareketleri yapmak.

Dulcify : Dindirmek.

Change intensity : Yoğunluğunu değiştirmek.

Soften synonyms : conciliates, chokes, let up, coaxed, loosen up, deaden, let, saccharify, attemper, cowed, damps, allayed, ax, endamage, attenuate, get loose, conciliating, abate, loosens, mellow, checks, axed, sweetens, muffle, dampen, melt, flags, appeasing, abridge, enervated, abridges, flagged, blandishing.

Soften zıt anlamlı kelimeler, Soften kelime anlamı

Sharpen : Teşvik etmek. Tizleştirmek (sesi). Geliştirmek (zekayı). Keskinleştirmek. Yontmak (kalem). Netlemek. Sivriltmek (kalemi). Keskinleşmek. Sivriltmek. Bilemek.

 

Enliven : Neşelendirmek. Cana can katmak. Şenlendirmek. Renk katmak. Canlandırmak. Neşe vermek. İhya etmek. Yaşam bulmak. Hayat bulmak. Renk vermek.

Soften ingilizce tanımı, definition of Soften

Soften kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To become soft or softened, or less rude, harsh, severe, or obdurate. To make soft or more soft.