Softeners türkçesi Softeners nedir

  • Yumuşak hale getiren şey.
  • Yumuşatıcı.
  • Yumuşaklığı arttırmak amacıyla yıkama sırasında kirli çamaşırlara eklenen sıvı madde.

Softeners ingilizcede ne demek, Softeners nerede nasıl kullanılır?

Fabric softener : Yumuşatıcı. Kumaş veya çamaşır yumuşatıcısı. Kumaş yumuşatıcı.

Hair softener : Saç yumuşatma ve kondisyon saç ürünü. Saç yumuşatıcısı.

Stool softener : Laksatif.

Water softener : Su filitrasyon cihazı. Suyun sertliğini gideren madde. Yumuşatıcı. Su yumuşatma tesisi. Su yumuşatıcısı. Suyun sertliğini gidermek için su sistemine bağlanan cihaz. Suyu yumuşatan madde. Sertlik veren toprak alkali metalleri tutularak suyu yumuşatmaya yarayan özdek. suyu yumuşatma işleminin yapıldığı aygıt. Su yumuşatıcı.

Softener : Yumuşak hale getiren şey. Yumuşaklığı arttırmak amacıyla yıkama sırasında kirli çamaşırlara eklenen sıvı madde. Blero. Yumuşatıcı (madde). Yumuşatıcı.

Soften up : Bombardıman ile savunmayı kırmak. Yumuşamak. Düşmanın gücünü zayıflatmak. Savunma gücünü azaltmak. Yıpratmak. Yumuşatmak.

Softening agent : Yumuşatma maddesi.

Softening treatment : Yumuşama işlemi. Yumuşatma işlemi.

Softening : Sertliğini giderme. Gevşeme. Yumuşatan. Yumuşatma. Sudan kalsiyum ve magnezyum gibi metal iyonlarının çıkarılması. Yumuşatıcı. Aşırı olgunlaşma. Beyin sulanması. Yumuşama. Beyin zarının yumuşaması.

 

Softening laxatives : Yumuşatıcı laksatifler. İshal oluşturmaksızın yalnızca dışkıyı yumuşatmak amacıyla kullanılan sıvı vazelin türü ilaç.

İngilizce Softeners Türkçe anlamı, Softeners eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Softeners ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mushiness : Yumuşaklık. Nostalji. Duygusallık. Lapaya benzer şey. Lapa gibilik. Yumuşak olma niteliği. Aşırı duygusallık.

Softening : Yumuşatan. Gevşeme. Aşırı olgunlaşma. Sertliğini giderme. Beyin sulanması. Yumuşama. Yumuşatma. Beyin zarının yumuşaması. Sudan kalsiyum ve magnezyum gibi metal iyonlarının çıkarılması.

Emollient : Yumuşatan (deriyi). Emoliyan. Müleyyin. Yumuşatan. Yumuşatıcı (cilt). Müsekkin. Ağrıyı hafifleten ilaç. Deriyi yumuşatan merhem.

Flabbiness : Zayıflık. İradesizlik. Gevşeklik. Sarkıklık.

Consistency : Bilgisayar, ekonomi, fizik alanlarında kullanılır. Koyuluk. Kıvam. Bir doğabilimsel niceliğin değişik belirlemeleri arasındaki uyumun nitel değerlendirmesi. Yoğunluk. Tutarlık. Kararlılık. Vargı ya da sonuçların bir mantıksal çıkarım kalıbına uygunluğu, gözlem ya da ölçümlerin birbirine uygun düşme ya da yinelenme özelliği. Tutarlılık. Uyum.

Laxative : Laksativ. Laksatif. Gevşetici. İç sürdürücü. Kabız giderici. Peklik giderici. Müshil. Dışkının yumuşamasını sağlayarak atılımını kolaylaştıran.

Plasticizer : Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sünükleştirici. Plastik yapıcı. Yoğruklaştırıcı madde. Yoğruklaştırıcı. Plastikleştirici. Yoğrukların biçimlendirilmesinde kullanılan, yoğruluk özelliklerini etkileyen fıtalatlar gibi kimyasal özdeklere verilen ad. Akışkanlaşdırıcı. Akışkanlaştırıcı.

 

Flaccidity : Sarkıklık. Gevşeklik. Yumuşaklık. Kıvamsızlık. Zayıflık.

Fluffiness : Yumuşaklık. Tüylülük. Hafiflik. Akıcılık. Havlılık.

Balsamic : Belesan ile ilgili. Belesan yağı içeren. Dinlendirici. Balsamik. Huzur veren. Güzel kokulu. Balsamlı. Kokulu. Balzamik.

Softeners synonyms : eubstance, downiness, featheriness, visual property, softener, sponginess, lenitive, emolient, body, plasticisers, consistence, fabric softener, relaxing, flux oil, eccoprotic, emollients, squeezability, temperer, compressibility, limpness, pulpiness.

Softeners zıt anlamlı kelimeler, Softeners kelime anlamı

Incompressibility : Sıkıştırılamaz olma durumu. Sıkışmama durumu. Sıkıştırılamazlık. Sıkışmazlık.

Hardness : Sertlik. Kimya, madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Sertlik derecesi. Dayanıklılık. Cesaret. Katılık (fiziksel olarak). Cüret. Yiğitlik. Sağlamlık. İnatçılık.

Loudness : Gürlük (ses). Gürültü. Gürlük. Kulağın sese olan fizyolojik yatkınlığının derecesi. (sesin gürlüğüne ve yinelenimine bağlı olan bu düzey fon ya da desibelle ölçülür). Ses düzeyi. Ses şiddeti. Yükseklik. Ses yüksekliği. Yüksek seslilik. Şatafat.