Sola nedir, Sola ne demek

Sola; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sulak toprak.

Söyle.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

hlk. Süt kesen hastalığı.

Sola ile ilgili Cümleler

  • Bir sonraki trafik ışıklarından sola dön.
  • O sağa sola baktı.
  • Sola döndüğünüzde beyaz bir bina göreceksiniz.
  • Caddeyi geçmeden önce sola ve sağa bakınız.
  • “Bu kurnaz dilenci böylece inisiyatifi göstermelik de olsa eline alıp sağa sola emirler vermeye başladı.”
  • Sola giden yol bir sır.
  • Araba sola saptı.
  • Sola dönmeliydin.
  • Ali ve Mary ikisi de solak.
  • Sola dönersen, otobüs durağını bulursun.
  • Sola dön!
  • Bu cadde boyunca iki blok git ve sola dön.
  • Sola hareket et.
  • Güzellik solar.

Sola ile ilgili Atasözü veya Deyim

açılan solar, ağlayan güler : “hiçbir durum olduğu gibi kalmaz, gün gelir tersine döner” anlamında kullanılan bir söz.

sağa sola : rastgele yerlere.

sağa sola bakmadan : ortalığı kollamadan, saygısızca.

sola kaymak : siyasette ve ekonomide sol görüşleri benimsemek.

Sola anlamı, tanımı

Divan solakları : Divanın korunmasını sağlamak ve gösterişini artırmak için kullanılan görevliler

Düzme solak : Solak eksiklerinin yerlerini doldurmak üzere dışardan alınıp solak kılığına sokulan kimse.

Felin dermatitis solaris : Kedilerin solar dermatitisi.

 

Kedilerin solar dermatitisi : Özellikle beyaz kulaklı ve mavi gözlü beyaz kedilerin şiddetli güneş ışınlarına maruz kalması sonucu, görülen kronik bir deri yangısı, felin dermatitis solaris.

Plexus solarius : Midenin arkasında yer alan ve karın iç organlarına kol gönderen sinir gangliyonlarından oluşan sempatik sinir ağı.

Sağdan sola şant : Kalpteki bölme kusurları nedeniyle kan akımının yönünü sağ taraftan sola veya duktus arteryozusun kapanmaması nedeniyle pulmoner dolaşımdan sistemik dolaşıma yön değiştirmesi.

Sola abomazum deplasmanı : Şirdenin yer değiştirmesi.

Sola çevrin : Alıcı yönetmenine sola doğru yatay çevrinme yapması için verilen komut.

Sola çevrinme : Alıcının sola doğru yatay çevrinme yapması.

Sola dönüş : Dansçının tek bacağını destek yaparak sola dönmesi.

Sola düşmek : Solup kalmak.

Sola eğik eğri : Gözlem değerlerinden çoğunun tepedeğerin solunda yer aldığı bir dağılımın verdiği bakışımsız eğri. bk. sağa eğik eğri.

Sola kaydır : Kaydırmanın sola yapılmasını belirten komut.

Sola kaydırma : Kaydırmanın sola doğru olanı.

Sola sunum kayması : Belirli bir fiyat düzeyinde faktör fiyatlarındaki artış, faktör verimliliğindeki düşüş, üretici sayısındaki düşüş, hükümetin sübvansiyonları düşürmesi veya vergileri artırması gibi nedenlere bağlı olarak sunum eğrisinin sola kayması. karşılığı sunum kayması.

 

Sola yanaştırmak : Bir sayfa üzerinde damgaların basım konumlarını, basımın sol kıyısı düzenli olacak biçimde tasarlamak. Bir tutanak ya da veri alanı içindeki veriyi, belirli bir konumdaki damga sol uca yerleşecek biçimde kaydırmak.

Solaf : Erik hoşafı. (Kartal Eskişehir).

Solagan deniz : Çok uzaklardan, yel etkisi ile birden dalgalanarak gelen deniz.

Solağan : Çabuk yorulan, nefes aldığında karnı fazla şişip inen hasta beygir. Genellikle atlarda görülen solunum yolu hastalığı: At solağan oldu. Dalgaların geri çekilmesi. Nefes darlığı hastalığına yakalanmış (hayvan).

Solah : Solak.

Solak davul dövmek : Zararını bile bile, bir işte, bir düşüncede inatlaşmak.

Solak ortaları : Yeniçeri ocağının, padişahın gözetçiliği görevini yapan 60, 61, 62 ve 6. ortaları.

Solak ucaylı : Yayılma doğrultusu ile açısal devinirliği karşıt yönlü olan çembersel ucaylı (ışık).

Solakaşık : Hayvanın sol bacağından çıkan aşık.

Solakbaşı : Bir solak ortasının komutanı.

Solakdemiri : Arka tekerlekleri arabaya bağlayan demir. (Amasya).

Solakga : Sol elle.

Solakköy : Antalya ili, Aksu nahiyesine bağlı bir yer.

Solaklama : Sol elin tersiyle vurulan şamar.

Solaklama atmak : Sol elle atmak.

Solaklamak : Bir iş ya da konuşmadan sıyrılıp çıkmak. Solak adı verilen sopayı ağaca atmak. Elin tersiyle birine tokat atmak.

Solaklar : Bolu şehrinde, Seben ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. İzmir ilinde, Kiraz ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kayseri şehrinde, Pınarbaşı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Sakarya şehrinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Solaklı : Adana şehri, Doğankent nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Solakuşağı : Ankara ili, Evren belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Kırşehir şehri, Kösefakılı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Solama : Çarparak, vurarak derinin suyunu çekmesi, kuruyup gerilmesi: Soğlama derlerdi soğlar yapallardı.

Solamak : Tutmak, tutuklamak.

Solanga : Meyve düşürmek için ağaca atılan kısa sopa.

Solanin : Patates türü bitkilerin sürgünlerinde veya filizlenen yumrularında bulunan zehirli bir alkaloit.

Solanin zehirlenmesi : Yapısında solanin bulunduran it üzümü, domates, patates, ısırgan gibi bitkilerin hayvanlar tarafından tüketimi sonucu oluşan, alyuvarlarda parçalanma, merkezi sinir sisteminde önce uyarı sonra baskı yaparak medulladaki solunum, motor merkezleri etkileyerek ve asetil kolin esterazı engelleyerek hayvanlarda salya artışı, kusma, ishal, bacaklarda egzama, ülserli ağız yangısı ve kalp atımlarının zayıflaması gibi bozukluklara neden olan bir zehirlenme tipi.

Solapa : Solak.

Solar : Güneş veya güneş ışınlarıyla ilgili olan, solaris. Güneş veya güneş ışınlarının etkisiyle oluşan.

Solar dermatitis : Güneş yanığı.

Solar elastozis : Dermiste, kalın ve düzensiz bazofilik elastik ipliklerin biçimlenmesiyle belirgin deri zedelenmesi veya dejenerasyonu. Güneş ışınlarındaki mor ötesi radyasyonunun uzun süreli etkisi sonucu insanlarda ender olarak köpek, koyun ve atlarda biçimlenir.

Solar keratozis : Güneş ışınlarındaki mor ötesi radyasyonun uzun süreli etkisi sonucu meydana gelen displazili epidermis hiperplazisi, spongiyozis ve hiperkeratozisle belirgin dejeneratif epidermis değişimleri, aktinik keratozis. Köpek ve kedilerde çoğunlukla az kıllı bölgelerde görülür ve yassı hücreli kansere veya deri boynuzlarına dönüşür.

Solar yanık : Güneş yanığı.

Solaris : Solar.

Solarizasyon : Güneş ışınlarına maruz kalma. Vücudu güneş ışınlarına maruz bırakmak suretiyle uygulanan tedavi yöntemi.

Solata : Güldürücü (kişi).

Solaz : Suyu çabuk çeken sert toprak.

Solak : Genellikle sol elini kullanan kimse. Yeniçeri Ocağının, padişahın gözeticiliğini yapan asker sınıfı.

Solaklık : Solak olma durumu.

Solaryum : Güneşletici. Hastalıkları güneş ışınları ile tedavi etmeyi amaçlayan kuruluş.

Diğer dillerde Sol yer ışıkları anlamı nedir?

İngilizce'de Sol yer ışıkları ne demek ? : prompt -side footlights