Solenoid türkçesi Solenoid nedir

  • Helezonik.
  • Sarmal.
  • Marş otomatiği.
  • Solenoit şalter.
  • Solenoit.
  • Sarmal bobin.
  • Yalıtılmış iletken teli yuvaksal bir yüzey üzerine bir ya da çok katlı sararak elde edilen uzun makara, anlamdaş akım sarmalı.
  • Mıknatıslı bobin.
  • Sarmak bobbin.
  • Selenoid.
  • Fizik alanında kullanılır.

Solenoid ingilizcede ne demek, Solenoid nerede nasıl kullanılır?

Solenoid brake : Solenoit fren. Elektromanyetik fren.

Solenoid magnet : Dolanaçlı mıknatıs. Dolanaç.

Solenoid switch : Manyetik anahtar. Marş solenoidi otomatiği. Elektrik akımının oluşturduğu çekim gücüyle bir elektrik çevrimini yöneten çevirgeç. Elektromanyetik elektrik düğmesi. Çekimli çevirgeç. Selenoid anahtar. Solenoid şalter.

Solenoid valve : Manyetik valf. Selenoid vana. Elektronik valf. Elektromanyetik supap. Selenoid valfi. Selenoid valf. Solenoid valf. Solenoit valf. Manyetik bir makara yardımıyla açılıp kapanan vana. Selenoit.

Solenoidal : Solenoit yapı. Sarmal bobin gibi hareket eden. Dna'nın nükleozom üzerinde ve tekrar kendi üzerinde kıvrılması ile oluşan çok sarmallı yapı. solenoid yapı. İçinden bir elektrik akımı geçtiğinde manyetik bir alan yaratan iletken ile ilgili (elektrik).

Solenocyte : Bazı solucanlarda ve amfiyoksüslerde bulunan ve nefridyumlara bağlı olan kamçılı ve topuz biçimindeki özel hücreler. Bazı solucanlarda ve amfiyoksüs'de bulunan ve nefridyumlara bağlı olan kamçılı ve topuz biçimindeki özel hücreler. Solenosit.

 

Solenoglyphys teeth : Solenoglif diş. Bazı yılanlarda arkaya doğru yatık olan zehir dişleri.

Solen : Kuzey dakota eyaletinde şehir.

Solenophage : Kanla beslenen eklem bacaklılara verilen ad. Solenofaj.

Solenodons : Sivri burunlu tanrekgiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, böcekçiller (ınsectivora) takımından, iri vücutlu, gece faal olan türleri içine alan bir familya.

İngilizce Solenoid Türkçe anlamı, Solenoid eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Solenoid ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Curled : Ondüleli. Kıvrık. Ondüle. Kıvırcık. Bukleli. Lüle lüle. Bükülü. Kıvrımlı.

Spiral : Sarılarak ya da çevrilerek devinen. Dönerek hareket etmek. Döne döne gitmek. Sarmal hareket. İvmelenerek artma ya da azalma. Sarmal yapmak. Kıvrılarak gitmek. Yay şeklinde.

Accelerometer : İvmelenmeyi ölçen cihaz. İvmeyi ölçen aygıt. Doğrusal ya da dönel ivmeyi ölçme işinde kullanılan aygıt. İvmeyi ölçen. İvme ölçme aleti. Devinen bir cismin ivmesini ölçen aygıt. Hızlanmayı. Hızlanma ölçer. İvmeölçer. İvme ölçer.

Absolute units : Temel kütle. Saltık birimler. Temel birimler olarak uzunluk, zaman ve kütleyi alan birimler kümesi. Salt birimler.

Magnet : Nebraska eyaletinde yerleşim yeri. Demirkapan. Mıknatıs. Komşu cisimde bir mıknatıslı alan oluşturan cisim. Elektrikli mıknatıs. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir elektrik akımı üzerinde kuvvet etkisi ile kendini belli eden ve demir mıknatıssal tozları çekebilen demir ya da çelik nesne.

 

Helix : Helezon. İnsan dış kulağının dış kıvrımı. dna sarmalı. heliks. bir tip ikincil protein yapısı. Alfa sarmal. Dış kulak kanalı. Helezon, kıvrıntı, sarmal, helisel. kulak kepçesinin bir kısmı. helicidae ailesinde bulunan kimi bahçe salyangoz türlerinin içerisinde bulunduğu salyangoz cinsi. en çok avrasya ve afrika’da bulunmakta ve dicrocoelium dedriticum’a ara konaklık yapmaktadır. Salyangoz. Heliks. Helis. Sarmal eğri.

Absolute zero : Saltık sıcaklık ölçeğinde sıfır noktası : -273°c. Salt sıfır. Mutlak sıfır noktası (eksi 273 derece santigrat). Mutlak sıfır. Saltık sıfır.

Absorption band : Soğurum kuşağı. Absorpsiyon bandı. Bir soğurum izgesinde belirtken karanlık bir kuşak. Soğurma bandı.

Coiled : Kangal yapmak. Sarılı. Bukle yapmak. Dolamak. Helezonlaşmış. Sarmak. Dolanmak. Kangal halinde. Sarılı (bobin).

Solenoid synonyms : solenoids, acoustic absorptivity, magnetic switch, whorled, selenoid, absorptivity, corkscrew, turbinal, absolute concentration, abcoulomb, coil spring, convolute, coil, helical, absorption edge, absorption loss, convoluted, helicoids, gyrated, convoluting, accumulation coefficient, gyrate, helicoid, absolute magnitude, gyrates, abnormal reflection, abampere, absorptiometer, acoustic feedback, corkscrews.

Solenoid ingilizce tanımı, definition of Solenoid

Solenoid kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An electrodynamic spiral having the conjuctive wire turned back along its axis, so as to neutralize that component of the effect of the current which is due to the length of the spiral, and reduce the whole effect to that of a series of equal and parallel circular currents. When traversed by a current the solenoid exhibits polarity and attraction or repulsion, like a magnet.