Sounded türkçesi Sounded nedir

  • Ses vermek.
  • Etki bırakmak.
  • Ağzını aramak.
  • Muayene etmek.
  • Araştırmak.
  • Çalmak.
  • Derıne dalmak (balina).
  • Belli etmek.
  • Çalınmak.
  • Söylemek.
  • Ses çıkarmak.
  • Sonda ile yoklamak.
  • Sondayla bakmak.
  • İskandil etmek.

Sounded ile ilgili cümleler

English: Ali read the French translation and thought it sounded OK.
Turkish: Ali Fransızca çeviriyi okudu ve onun doğru göründüğünü düşündü.

English: Ali sounded a little disappointed.
Turkish: Ali biraz hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.

English: Ali sounded a little cranky this afternoon.
Turkish: Ali bu öğleden sonra biraz tuhaf görünüyordu.

English: Ali certainly looked and sounded better than he did last month when we visited him.
Turkish: Ali kesinlikle geçen ay onu ziyaret ettiğimizde göründüğünden daha iyi görünüyordu ve sesi daha iyi çıkıyordu.

English: Ali and Mary both sounded disappointed.
Turkish: Ali ve Mary her ikisi de hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.

Sounded ingilizcede ne demek, Sounded nerede nasıl kullanılır?

Resounded : Yankılanan. Yayılmak. Sesi yansıtmak. Çın çın ötmek. Tınlamak. Yankılanmak. Çınlamak. Herkesçe duyulmak. Yankı yapmak.

Sounder : Mil. Ses iskandili. Ses yapıcı. İskandil. Alıcı. Sonda.

Sounders : Ses yapıcı. Sonda. Ses iskandili. İskandil. Alıcı. Mil.

 

Soundest : Geçerli. Ses. Sondalamak. Bozulmamış. Emin. Kuvvetli. Öttürmek. Derin (uyku). Oturaklı. Yoklamak (düşünce veya fikir).

Depth sounder : Derinlik göstergesi veya ölçeri.

Sound absorber : Ses emici. Işığı soğurma özelliği olan özdek. seselimi önlemek, sesdağılımını düzenlemek amacıyla işliklerde, sinema salonlarında kullanılan ses erkesi soğurur özdek. Ses absorplayıcısı. Soğurucu. Gürültü soğurucu. Susturucu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Ecosounder : Gemiye takılan, su altını belirli açılarda dikey tarayıp su derinliğini ve balık sürülerinin görüntülerini ekrana yansıtan araç, ekosonder. Ekosandır. Ekosonder.

Sound analyser : Ses analiz aygıtı.

Sound absorbant material : Sahne üzerinde gerekli olan işitsel niteliği sağlayabilmek için kullanılan ya da gerekli olmadığı için kullanılmaması gereken gereçlerin tümü. Selen emici gereç.

Sound amplifier : Ayrı bir kaynaktan güç alan ve içinden geçen elektriksel imin gücünü artıran elektronik aygıt. bunun, ses imlerinin gücünü artırıcı çeşidi; ses yükselteci. Ses yükselteci. Akustik amplifikatör. Yükselteç. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

İngilizce Sounded Türkçe anlamı, Sounded eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sounded ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Look : Görünmek. Görünüş. Ümit etmek. Aramak. Ummak. Görünmek (güzel veya hasta vb). İyileşmek. Göstermek. Bakış. Bakmak.

Clatter : Ses. Tangırtmak. Tangırdamak. Takırdamak. Tangırtı. Şakırdamak. Gevezelik etmek. Patırtı. Çatırdatmak.

 

Go over : Taraf değiştirmek. Elden geçirmek. Geçmek. Tekrar gözden geçirmek. Yapmak. Tekrar açıklamak. Başarı kazanmak. İnce eleyip sık dokumak. İncelemek. Tekrarlamak.

Sound out somebody : Ağız aramak.

Appear : Gelmek. Gibi gelmek. Benzemek. Arz-ı endam etmek. Gibi görünmek. Gözükmek. Boy göstermek. Belli olmak. Bulunmak.

Delve : Arayıp taramak. Bellemek. Altüst ederek aramak. Derinlemesine araştırmak. Kazmak.

Evinces : Açığa vurmak. Belirtmek. Göstermek. Açıkça göstermek. Açığa çıkarmak.

Apprises : Haberdar etmek. Bilgi vermek. Bildirmek. Haber vermek.

Analyse : Tahlil yapmak. Çözümlemek. İncelemek. Psikanaliz tedavisi uygulamak. Tahlil etmek. Analiz etmek. Analiz yapmak.

Affirms : Bildirmek. Olumlamak. Beyan etmek. Doğrulamak. İleri sürmek. Tekrarlamak. Tasdik etmek. Söz vermek. Onaylamak.

Sounded synonyms : inspects, rat tat, click, adopts, letting out, argue, inspect, air, check up on, cabbaging, plumb, manifesting, smite upon, cast about, make a sound, add, articulate, rattat, affirm, be played, appropriate, give vent to, hurt, bring out, delves, chimed, probing, surveyed, probes, sound, clattering, analyzed, go through.

Sounded zıt anlamlı kelimeler, Sounded kelime anlamı

Uninjured : Yaralanmamış. Zarar görmemiş. İncinmemiş.

Silence : Sessizlik. Susturmak. Işıklar ya da levha ile yapılan uyarı. özellikle perde açıldıktan sonra kullanılır. Tiyatroda ışıklar ya da levha ile özellikle perde açıldıktan sonra yapılan uyarı. Susunuz. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Susunuz uyarısı. Mektup yazmama. Sır saklama. Bir çevirime başlanacağı sırada düzlükte bulunanları uyarma komutu.