Spared türkçesi Spared nedir

Spared ile ilgili cümleler

English: Miraculously, during the fourteenth century, Prague was spared from the Black Death.
Turkish: Prag mucize eseri olarak on dördüncü yüzyılda vebadan kurtuldu.

English: Sulla began to kill his enemies, and Caesar was on list of the people that he was going to kill. Caesar’s mother’s family begged for his life, and Sulla, reluctantly, spared him. Then Caesar joined the Roman army and returned after Sulla’s death.
Turkish: Sulla düşmanlarını öldürmeye başladı, ve Sezar onun öldüreceğini insanların listesindeydi. Sezar'ın annesinin ailesi onun hayatı için yalvardı ve Sulla, isteksizce, onu bağışladı. Sonra Sezar Roma ordusuna katıldı ve Sulla'nın ölümünden sonra döndü.

English: Ali was spared death and sentenced to life in prison.
Turkish: Ali ölümden kurtuldu ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

English: Fortunately, the older part of the city was spared from the Allies' bombs.
Turkish: Çok şükür ki, şehrin daha eski kısımları müttefiklerin bombalarından korundu.

English: He spared no pains to help me.
Turkish: O, bana yardım etme zahmetinde bulunmadı.

 

Spared ingilizcede ne demek, Spared nerede nasıl kullanılır?

Spare hours : Boş zaman.

Spare money : Kara gün parası. İhtiyat parası.

Spare no effort : Elinden geleni yapmak. Elinden geleni ardına koymadı. Çok çaba sarf etti. Tüm yolları denemek. Tüm enerjisini kullandı. Çok çalıştı. Çok gayret gösterdi.

Spare no expense : Paraya kıymak. Hiçbir masraftan kaçınmamak. Masraftan kaçınmamak. Masraftan kaçmamak. Paradan kısmamak.

Spare no expenses : Paradan kısmamak. Masraftan kaçınmamak. Paraya kıymak. Masraftan kaçmadan. Hiçbir masraftan kaçınmamak. Masraftan kaçmamak.

Spare the rod spoil the child : Kızını dövmeyen dizini döver.

Spare no pains : Zahmet etmemek.

Spare part : Bir taşıtın bozulan ya da aksayan parçalarını değiştirmek için kullanılan parça. Yedek parça. Yedek malzeme. Bir bilgisayar dizgesinin bakım onarımının etkin biçimde sağlanabilmesi için bakımcının elinde hazır bulunması gereken herhangi bir birleşen.

Spare rib : Kaburga. Kaburga da dahil et parçası (özellikle de domuzda).

Spare part surgery : Organ nakli cerrahisi.

İngilizce Spared Türkçe anlamı, Spared eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spared ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scamped : Hızla koşmak. Kaçmak. Yaramaz. Kısmak. Yüzüne gözüne bulaştırmak. Baştan savma yapmak. Seğirtmek. Yarım yamalak yapmak. Sakınarak kullanmak.

Convoying : Birlikte gitmek. Yoldaşlık etmek. Eşlik etmek. Katar. Konvoy. Yol arkadaşlığı. Refakat etmek.

Husbanding : Hayat arkadaşı. Eş. Zevç. Erkek. Refik. Gelecek zamana kalması için kullanmamak. Koca. İdare etmek. Efendi.

 

Buffer : Perdahlayıcı. Amortisör. Arabellek. Tampon. Sindirim kanalı asitliğinin değişmesini engellemeye yardım eden ve çiftlik hayvanları rasyonlarında kullanılan kalsiyum karbonat, sodyum bikarbonat, bentonit gibi maddeler. zayıf bir asit ve bu asidin kuvvetli baz olan tuzundan veya zayıf bir baz ve bu bazın kuvvetli bir asitle olan tuzundan oluşan az miktarda asit veya baz eklendiğinde ph değişmesine direnç gösteren özel ph değerine sahip bir sistem veya çözelti, bafır. cerrahide gaz, pamuk vb. ile yapılan ve bastırılarak kan dindirmeye ve ilaç uygulamasına yarayan yumaklar, tıkaç. İçinde bulunduğu çözeltiye, baz ya da asit eklendiğinde, o çözeltinin ph'sının değişimine direnç gösteren özdek. Bilgisayar, fizik, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tampon bellek. Diretken. Cila güderisi.

Utilize : Faydalı kılmak. Yararlanmak. Kullanmak (kaynak vb). Faydalı hale getirmek. Faydalanmak. İstifade etmek. Yarar sağlamak. Kullanmak. Değerlendirmek.

Sparest : Yetersiz. Boş (zaman). Fazla. Cimri. Sıska. Zayıf. Söylememek (tatsız bir şeyi).

Husband : Gelecek zamana kalması için kullanmamak. Eş. Hayat arkadaşı. Efendi. Refik. Zevç. Koca. Erkek. İdare etmek.

Look : Ümit etmek. İyileşmek. Görünmek (güzel veya hasta vb). Ummak. Bakmak. Göstermek. Bakış. Görünmek. Görmek. Aramak.

Abstain : Sakınmak. Geri durmak. Uzak durmak. Çekimser kalmak. Çekinmek. İçkiden uzak durmak. Oy vermemek. Perhiz etmek. İçki içmemek.

Spared synonyms : communalise, spare the life of, advocate, economized, allots, eke out, begged, outface, harvests, utilise, abstract, balking, allows, begrudge, abstentious, employ, allocated, cocooned, conserves, spare, avoid, bring through, conserve, harvest, abstracts, harvested, husbanded, balks, appropriate, allocate to, baulking, stint, be a father to.

Spared zıt anlamlı kelimeler, Spared kelime anlamı

Act : Oyuncunun çeşitli ses, el, kol, mimik anlatmalariyle bir kişiyi canlandırması ya da göstermesi. bir tiyatro yapıtındaki belli bir karakteri canlandırmak ya da bir tipi göstermek. Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri bk. perde. Hukuk, kimya, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Bir tiyatro yapıtında olay dizisinin ana kesimlerini oluşturan ve kendi içinde bütünlüğü olan bölüm. Edim. Davranmak. Etki etmek. Oynamak. Eylem. Numara yapmak.

Gather : Bir araya gelmek. Kazanmak. Toplanmak. Devşirmek. Kendini toplamak. Büyümek. Büzmek. Büzmek (dikiş). Toparlanmak.