Spares türkçesi Spares nedir

Spares ingilizcede ne demek, Spares nerede nasıl kullanılır?

Sparest : Ayırmak. Az kullanan. Eli sıkı. Söylememek (tatsız bir şeyi). Hasis. Canını bağışlamak. Zayıf. Boş. Yedek. Yetersiz.

Spare hours : Boş zaman.

Spare money : İhtiyat parası. Kara gün parası.

Spare no effort : Elinden geleni yapmak. Çok çalıştı. Tüm enerjisini kullandı. Çok çaba sarf etti. Elinden geleni ardına koymadı. Tüm yolları denemek. Çok gayret gösterdi.

Spare no expense : Masraftan kaçmamak. Masraftan kaçınmamak. Paradan kısmamak. Paraya kıymak. Hiçbir masraftan kaçınmamak.

Spare no expenses : Hiçbir masraftan kaçınmamak. Paraya kıymak. Masraftan kaçmadan. Masraftan kaçınmamak. Paradan kısmamak. Masraftan kaçmamak.

Spare parts : Yedek parçalar. Yedek parçala. Yedek parça. Yedek olarak kullanılan ekstra parçalar.

Spare part : Yedek parça. Bir bilgisayar dizgesinin bakım onarımının etkin biçimde sağlanabilmesi için bakımcının elinde hazır bulunması gereken herhangi bir birleşen. Yedek malzeme. Bir taşıtın bozulan ya da aksayan parçalarını değiştirmek için kullanılan parça.

Spare time : Zaman ayırmak. Uyumak, yemek ve çalışmak için ayrılan zamanın dışında kalan zaman. dinlenmeye, gezmeye ve eğlenmeye ayrılan zaman. Boş zaman. Boş vakit. İşten arta kalan zaman. Vakit ayırmak.

 

Spare the rod spoil the child : Kızını dövmeyen dizini döver.

İngilizce Spares Türkçe anlamı, Spares eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spares ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cocooned : Koza. Koza oluşturmak. İpekböceği kozası. Sarmak. Bir kozada gibi bürünmüş veya bir koza gibiymişçesine sarınmış. Koza örmek.

Balk : Engellemek. Kütük. Anlaşmaya yanaşmamak. İnatla yürümemek. Bir engel karşısında duraklamak. Duraksamak. Ayak diremek. Engel olmak. Yürümemekte direnmek.

Gaze : Dik bakış. Bakış. Gözünü dikmek. Dik dik bakmak. Gözünü dikme. Nazar. Gözünü dikerek bakmak. Sürekli bakış.

Abstentious : Feragat ile tanımlanan. Çekimser. Çekimser olmaya eğilimi olan.

Appropriates : Tasarruf etmek. Sahipsiz birşeyi almak. Uygun. El koymak. İç etmek. Münasip. Tensip etmek. Kendine maletmek. Özelleştirmek. Mülk edinmek.

Abstains : İçki içmemek. İçkiden uzak durmak. Çekimser olmak. Sakınmak. Perhiz yapmak. Çekinmek. Çekimser kalmak. Oy vermemek. Geri durmak.

Husbands : Koca. Kocalar. Efendi. İdare etmek. Eş.

Deny : İnkar etmek. Yalanlamak. Reddetmek. Yoksamak. Nasip etmemek. Yoksun bırakmak. Yadsımak. Danmak.

Baulks : Ket. Duraksamak. İnat etmek. Engellemek. Ayak diremek. İnatla yürümemek. Durdurmak. Engel. Sürülmemiş tarla.

Spares synonyms : university of paris, clichy la garenne, orly, tuileries, ile st louis, french republic, paris university, capital of france, montmartre, clichy, tuileries palace, city of light, louvre museum, tuileries gardens, spared, economize, allows, stare down, eke out, conserved, advocated, stargaze, look, baulked, stint, french capital, allocate, sorbonne, economized, right bank, forfend, sparers, appropriated.

 

Spares zıt anlamlı kelimeler, Spares kelime anlamı

Act : Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının, başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi. nedensellik,bağlantısı içinde bir nedenin sonucu. Yasa. Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri bk. perde. Oyuncunun çeşitli ses, el, kol, mimik anlatmalariyle bir kişiyi canlandırması ya da göstermesi. bir tiyatro yapıtındaki belli bir karakteri canlandırmak ya da bir tipi göstermek. Bir tiyatro yapıtında olay dizisinin ana kesimlerini oluşturan ve kendi içinde bütünlüğü olan bölüm. Hareket etmek. Oynamak (rol). Yapmak. -e etkimek. Hukuk, kimya, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır.