Spillage türkçesi Spillage nedir

Spillage ingilizcede ne demek, Spillage nerede nasıl kullanılır?

Spillages : Dökülmüş şey. Dökülen. Döküntü. Dökülme.

Spill blood : Kan dökmek.

Spill light : Yayınıma uğramış ışık. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yayınmış ışık.

Spill over : Taşmak. Dökülmek.

Spill over with : Kaynamak (ile). Dolu olmak.

Spilled : Söylemek. Açığa vurmak. Akıtmak. Saçılmak. Düşürmek. Üstünden atmak (at). Saçmak. Dökülmüş. Dökmek. Serpmek.

Word spill : Sözcük kaydırma.

Spill : Tıkaç. Dökülmek. Dökmek. Dökmek (su vb). Düşme. Kazara dökmek. Düşürmek. Düşürme. Üstünden atmak. Tutuşturma kağıdı.

Oil spill : Petrol sızıntısı. Petrol yayılması. Petrol yayıntısı. Petrol dökülmesi. Petrolün konteynırdan sızması. Petrol döküntüsü.

Spiller : Bir şeyi döken kimse. Sıçratan. Bir şeyin bir kaptan döken veya dökülmesine neden olan kimse. Döken. Çapari.

İngilizce Spillage Türkçe anlamı, Spillage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spillage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tributary : Anaırmağa karışan akarsu, bk. ikincil kollar. Irmak ayağı. Haraç ödeyen. Irmak kolu. Bir ırmağa karışan (ayak). Coğrafya, tarih alanlarında kullanılır. Haraca bağlanmış, vergi ödeyen: erdel, osmanlı devletine haraçlı bir beylikti. Kol. Akarsu kolu.

 

Outpourings : Dışa vurum. Taşma. İçini dökme. Karşı konulamaz duygu. Taşırma.

Outpouring : Taşırma. İçini dökme. Karşı konulamaz duygu. Dışa vurum. Taşma.

Comber waste : Tarak döküntüsü. Tarakaltı.

Release : Bilgisayar, bilişim, hukuk, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Piyasaya sürmek. Yayın izni. Azat. Bırakma. Kurtuluş. Vazgeçme. Satışa çıkarmak. Sürmek. Sürüm.

Effusive : Heyecanlı. Coşkun. Taşan. Bol. Taşkın. Taşıntı. Coşkulu. Azgın. Akan.

Spilths : Dökülen şey. Fazlalık. Artık. Dökme. Dökülmüş madde.

Slummier : Aşırı derecede kalabalık ve fakirlikten muzdarip. Pis. Daha köhne. Kirli. Kenar mahalle veya varoşlarla alakalı. Gecekondu semtine benzeyen.

Deciduous : Yaprağını döken. Kışın yapraklarını döken bitki. Belli dönemlerde dökülen. Kışın yapraklarını döken. Kışın yaprak döken. Geçici. Belirli mevsimlerde dökülen. Yaprak döken. Her yıl yapraklar dökülen.

Duff : Kömür tozu. Hurda. Beceriksiz. Puding. Toz kömür. Duf. Muhallebi. Gereksiz. Bir çeşit muhallebi.

Spillage synonyms : indefinite quantity, dissemination, spillages, disseminations, fallout, shedding, cascading, cuttings, slummiest, spilth, scattering, weepings, spouting, outpour, duffs, flow, dreg, affusions, down at heel, castoff, castoffs, eruption, detritus, extravasation, tributaries, down at the heels, dilapidated, spalling, spill, debris, down at the heel, affusion, scatterings.