Spillages türkçesi Spillages nedir

Spillages ingilizcede ne demek, Spillages nerede nasıl kullanılır?

Spillage : Dökülmüş şey. Dökülen. Dökme işi. Dökülmüş miktar. Döküntü. Saçma işi. Saçılma. Dökülen miktar. Dökülme.

Spill blood : Kan dökmek.

Spill light : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yayınıma uğramış ışık. Yayınmış ışık.

Spill over : Taşmak. Dökülmek.

Spill over with : Kaynamak (ile). Dolu olmak.

Spilled : Söylemek. Dökülmek. Üstünden atmak (at). Dökülmüş. Akıtmak. Serpmek. Açığa vurmak. Dökmek. Saçılmak. Saçmak.

Spilled light : Sahnenin içinden, yandan verilen ışık. Gösteri için geçerli olmayan, aygıtların birinden ya da kulisten gelen kaçak ışık. Asalak ışık. Yan ışıklama.

Spill the beans : (sırrı vb) yaymak. (sırrı vb) açıklamak. (bir sürprizi vb) yanlışlıkla söyleyivermek. (sırrı vb) ötmek. (sırrı vb) açık etmek. Baklayı ağzından çıkarmak. Ağzından kaçırmak. Ağzından baklayı çıkarmak. (bir sürprizi vb) ağzından kaçırmak. Ötmek.

Word spill : Sözcük kaydırma.

Spill : Kazara dökmek. Düşme. Tutuşturma tahtası. Serpmek. Gösteri için geçerli olmayan, aygıtların birinden ya da kulisten gelen kaçak ışık. Düşmek. Dökmek. Üzerinden atma. Dökülmek. Saçılmak.

 

İngilizce Spillages Türkçe anlamı, Spillages eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spillages ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Release : Dağıtım. Piyasaya sürmek. Bilgisayar, bilişim, hukuk, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Muaf tutma. Sürüm işlemi. Salıvermek. Serbest bırakma. Salıverme. Bırakmak. Feragat.

Down at the heels : Perişan kılıklı. Harap. Hırpani. Pejmürde. Perişan görünüşlü. Parasızlık yüzünden eski püskü giyecekler giyinmiş. Köhne. (amerikan ingilizcesi) parasızlık yüzünden kötü giyinmiş. Kılıksız.

Debris : Dağ eteklerinde köşeli taşlar ve daha ince öğeli özdeklerin karışımından oluşan yığıntılar. İnşaat artığı. Moloz. Çöküntü. Enkaz. Yıkıntı. Atıklar. Çer çöp.

Spilth : Artık. Dökme. Fazlalık. Dökülen şey. Dökülmüş madde.

Duff : Kömür tozu. Bir çeşit muhallebi. Hurda. Muhallebi. Sahte. Duf. Beceriksiz. Çöp. Puding.

Cuttings : Atık. Kumaştan artanlar. Dökünkü. Lağım unu. Kırıntılar. Telef.

Spill : Asalak ışık. Düşmek. Saçılmak. Düşürmek. Üstünden atmak (at). Tutuşturma tahtası. Tutuşturma kağıdı. Dökmek (su vb). Dökülmek. Saçmak.

Cascading : Peş peşe bağlama. Ardışıklandırma. Derecelendirilmiş. Ardarda dizme. Basamaklama. Art arda takma. Taşan. Mumlama. Peşpeşeleme.

Duffs : Muhallebi. Toz kömür. Kömür tozu. Duf. Gereksiz. Çöp. Beceriksiz. Hurda. Sahte.

Stream : Dere. Akın halinde gitmek. Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu. Dalgalanmak (saç veya bayrak). Akarsu. Sel gibi akmak. Aralıksız sürmek. Akmak. Akıntı. Uçuşmak.

 

Spillages synonyms : indefinite quantity, eruption, down at heel, weeping, outpour, castoff, spillage, spilths, tributary, spalling, castoffs, shedding, dilapidated, detritus, outpourings, deciduous, tributaries, extravasation, weepings, slummiest, affusion, dreg, spouting, outpouring, flow, dregs of society, down at the heel, comber waste, affusions, fallout, slummier, effusive, slummy.

Spillages zıt anlamlı kelimeler, Spillages kelime anlamı

Preserved : Muhafaza etmek. Korunmuş. Korumak. Masun. Konserve yapmak. Korunan.

Full : Doluluk. Dolu şey. Dolu. Tok. Kalın. Komple. Yıkayıp büzmek. Çırpmak. Tam.