Spite türkçesi Spite nedir

  • Sinir etmek.
  • Garezi olmak.
  • Kin beslemek.
  • Nispet.
  • Garez.
  • Zarar vermek.
  • Nispet yapmak.
  • Nispet vermek.
  • Üzmek.
  • Kin duymak.
  • İnat.
  • Kasten kızdırmak.
  • Kin gütmek.
  • Rahatsız etmek.
  • Hıncını almak.
  • Kin.

Spite ile ilgili cümleler

English: Ali is a nice guy in spite of the fact that he has a lot of money.
Turkish: Ali çok parası olması gerçeğine rağmen iyi bir adam.

English: Ali arrived on time in spite of the storm.
Turkish: Ali fırtınaya rağmen zamanında geldi.

English: Ali did it in spite of all the difficulties.
Turkish: Ali bütün güçlüklere rağmen onu yaptı.

English: A four-year-old American tourist was disappointed to realize that, in fact, the Sichuan province is not entirely made of spicy beef, in spite of its famously piquant cuisine.
Turkish: Dört yaşındaki Amerikalı turist, aslında, Sichuan eyaletinin ünlü mayhoş mutfağına rağmen tamamen baharatlı sığır etinden yapılmamış olduğunu farkettiği için hayal kırıklığına uğradı.

English: Ali plans to go in spite of the bad weather.
Turkish: Ali kötü havaya rağmen gitmeyi planlıyor.

Spite ingilizcede ne demek, Spite nerede nasıl kullanılır?

Spite of : Karşın.

Have a spite against : Kin gütmek. Kin beslemek. Kin duymak. Garezi olmak.

In spite of everything : Her şeye rağmen. Herşeye rağmen. Her halükarda.

 

In spite of him : Ona rağmen.

In spite of oneself : İstemsiz olarak. İstemese de. Elinde olmadan. Gayri ihtiyari. İradesi dışında.

Spited : Nispet vermek. Hıncını almak. Garezi olmak. Kin duymak. Üzmek. Kin gütmek. Rahatsız etmek. Zarar vermek. Nispet yapmak. Kin beslemek.

From spite : Garazından.

Spiteful : Garazlı. Cadaloz. Kinci. Hain. Kindar. Nispetçi.

Fit of spite : Kötü patlama (duygusal ve kızgınlık).

Just to spite : İnat olsun diye. Sadece kızdırmak için. Nispet yaparcasına. -e inat.

İngilizce Spite Türkçe anlamı, Spite eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spite ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Besiege : Çevirmek. Kuşatmak. Yağmuruna tutmak. Muhasara etmek. Sıkmak. Kuşatma altına almak. Etrafını almak. Kuşatma altında tutmak. Sıkıştırmak. Başına üşüşmek.

Damage : Değerini düşürmek. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Zarara uğratmak. Bozmak. Hasar yapmak. Ziyan. Bir malda kırılma, dökülme, bozulma gibi istek dışı nedenlerle ortaya çıkan zarar. Hasara uğratmak. Zarar.

Correlation : Münasebet. Değişimli ünsüzler. İki oluşuk ya da ayrı bölgelerdeki katmanbilgisi birimlerinin taşılbilim ve fiziksel özellikleriyle yerbilim yaşlarında ve katmanbilgisi durumlarında eşdeğerlik olduğunun belirtilmesi. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi. korelasyon. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi. iki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı, korelasyon. Oran. Karşılıklı bağıntı. birbiriyle eşleştirilen iki küme ölçü sonuçları ya da aynı cinsten verilere ilişkin iki gözlem dizisi arasındaki bağıntı. iki puan ya da ölçü arasındaki ilişki ya da birlik; bir puanın, bir başkasıyle aynı zamanda gösterdiği değişme eğilimi. Korelasyon. Bağlılık. İlişki.

 

Biles : Safra. Sinirlilik. Aksilik. Huysuzluk. Garaz. Öd. Terslik.

Badger : Rahat vermemek. Porsuk. Etçiller (carnivora) takımının, sansargiller (mustelidae) familyasından, 70 cm kadar uzunlukta, 17 cm kadar kuyruğu olan, kısa ve kalın bacaklı, kış uykusuna yatan, avrupa ve asya’ da yaşayan bir tür. Yakasını bırakmamak. Üstelemek. Kafa ütülemek. Taciz etmek. Yakasına yapışmak. Başının etini yemek.

Animosities : Garaz. Husumet. Karşıtlık. Düşmanlık. Hasımlık. Adavet. Nefret.

Endamages : Zayıflatmak. Kötülük etmek. İncitmek. Yaralamak. Bozmak.

Nettle : Kızdırmak. Isırganotu. Ballıbaba. Isırgan gibi batmak. Sinirlendirmek. Sabırsızlandırmak. Isırgan otugiller (urticaceae) familyasından, yakıcı tüyler taşıyan bir ya da çok yıllık otsu bitkiler. Kıl etmek. Isırgan.

Bothering : Sinir bozmak. Müziç. Canını sıkmak. Daraltmak. Takmak. Dert vermek. Sıkmak. Musallat olmak. Rahat vermemek.

Badgered : Yakasını bırakmamak. Yılmış. Eziyet edilmiş. Porsuk. Rahatsız edilmiş. Üstelemek. Hiç rahat bırakmamak. Tacize uğramış. Yorgun.

Spite synonyms : malevolency, bring under, obstinacy, antagonism, despites, intransigent, afflicting, malice, percentage, rancors, dogged, bother, take revenge on, baited, feud, make angry, malices, malignity, bring damage, encroaching, vindicating, annoys, hating, cause a loss, afflicts, have a spite against, enmities, bear somebody a grudge, defiance, enmity, revenged, nurse a grudge, animosity.

Spite zıt anlamlı kelimeler, Spite kelime anlamı

Benevolence : Sadaka. Hayır. Kayra. Cömertlik. Yardımseverlik. Yardım. Bağış. Hayırseverlik. İyilik. İhsan.

Spite ingilizce tanımı, definition of Spite

Spite kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Ill-will or hatred toward another, accompanied with the disposition to irritate, annoy, or thwart. Petty malice. Despite. Rancor. Grudge. To hate. To be angry at.