Splinting türkçesi Splinting nedir

  • Tespit etme (ortopedi).
  • Cebireye alma.
  • Cebire ile bir yere yerleştirme.
  • Kırılmış bir uzvu bir cebire ile destekleyip hareketsiz kılma.
  • Tespit etme.
  • Süyekleme.
  • Sabitleme (ortopedi).
  • Sabitleme.

Splinting ingilizcede ne demek, Splinting nerede nasıl kullanılır?

Splint bone : Atın bacağındaki iki çıkık kemik. Kemik içindeki çıkıntı. Fibula. Kemiğin iç tarafındaki çıkıntı.

Splint coal : Arduvazlı kömür.

Splint procedures : Splint uygulamaları. Kırılan kemiğin bağlı olduğu bacağı tamamen içine alarak onu hareketsiz tutacak tarzda yapılan, bir nevi çemberli sabit baston. park-hill, stader, kirschner, tower, schroeder ve thomas splintleri gibi birbirine çok benzeyen modelleri vardır.

Kirchner ehmer splint : Dış sabitleyici. Eksternal fikzatör.

Thomas splint : Thomas bandajı. Yaralı kısma veya kırıklara gerdirme uygulamak için kalınca metal bir telin eğilip üst kısmına halka formu verilmesi, pamuk ve gazlı bezle desteklendikten sonra bacağa geçirilmesiyle ve çeşitli yerlere uygulanan plasterlerle gerdirme yapılmasına olanak veren aygıt.

Splinter hemorrhage : Splinter hemoraji.

Splint : Kıymık. Kırık tahtası. Kırık kemik vb. sarmaya yarayan ince tahta veya ona benzer sert madde, splint. Nasır (at). İnce tahta çubuk. Atel. Süro. İnce zırh levhası. Kırık tahtası ile bağlamak. Cebire.

 

Splinterproof : Kırılmaz. Kurşun geçirmez. Çatlamaz. Dağılmaz. Bomba parçalarını geçirmez.

Splintered : Parçalanmış. Parçalara bölünmüş. Parçalara bölünmüş veya ayrılmış. Küçük ve ince parçalara bölünmüş. Ayrılmış. Küçük ince parçalar bölünmüş. Parçalara ayrılmış. Ayrı hale getirilmiş.

Splinter off : Bölünmek. Ayrılmak.

İngilizce Splinting Türkçe anlamı, Splinting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Splinting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stabilization : Stabilizasyon. İstikrar. İstikrarı sağlama. Saptama. Durultum. Kararlılık. Dengeleme. Bir aygıtın elektriksel besleme çevrimine konulan bir durultucu ile gerilim çalkantılarını kesme. Değişmezlik durumuna getirme.

Semi abstraction : Yarı soyutlama.

Fulgid : Parlak.

Monochrome : Tek renkli. Tek renkli resim. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Belirli bir dalga boyunda olan (ışık).

Ikon : Azizlerin resmi. Dini heykel. Bkz.icon. Dini resim.

Fixation : Biyoloji, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Güçlü ve sağlıksız tutku. Tesbit. Doku veya sıvıların kimyevi bir maddeyle işleme tabi tutularak otolizinin engelllenmesi. ışık mikroskobu veya elektron mikroskobunda incelemek üzere canlıdan alınan parçaların daha sonra bozulmalarını önlemek ve canlı durumuna en yakın biçimiyle korumak için kimyasal tespit sıvılarıyla işleme tabi tutma, fiksasyon. Sabitleşme. Saptama. Saplanma. Bağlama. Saplantı.

Glittering : Yalabık. Parlak. Göz alıcı. Parıltılı. Görkemli. Işıl ışıl. Işıltılı. Şaşaalı. Pırıldayan. Mükemmel.

 

Watercolour : Suluboya resim. Akvarel. Suluboya.

Fixations : Katılaşma. Tespit. Tesbit. Sabitleşme. Bağımlılık. Fiksaj. Saplanma. Katılaştırma. Düşkünlük.

Wall painting : Duvar boyası. Duvar resmi. Fresk.

Splinting synonyms : trompe l'oeil, coruscant, nude painting, pentimento, finger painting, sand painting, graphic art, pinning, retaining, watercolor, seascape, scintillating, mural, still life, immobilization, aglitter, sparkly, illumination, distemper, picture, miniature, daub, abstraction, water color, stabilising, water colour, tanka, glittery, cityscape, nude, bright, landscape, fastening.

Splinting zıt anlamlı kelimeler, Splinting kelime anlamı

Dull : Fersiz. Mat. Tatsız. Hafifletmek. Körletmek. Sıkıcı. Duygusuzlaşmak. Sersemletmek. Donuk. Matlaştırmak.

Horizontal : Yatay. Düz. Horizontal. Ufki. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Ufka ait. Yatay düzlem. Yerçekimi doğrultusuna dik düzlem. Yatay yerleştir. Yatay çizgi.

Vertical : Eğikliği 90° olan katman. Şakuli. Tepede olan. Dik, dikey. Vertikal. Yerçekimi doğrultusunda, çevrene dik doğrultuda bulunan. Düşey katman. Dik. Dikey çizgi. Düşey doğru.