Spoilages türkçesi Spoilages nedir

  • Bozulma.
  • Bozuk ürün.
  • Bozulma (gıda).

Spoilages ingilizcede ne demek, Spoilages nerede nasıl kullanılır?

Food spoilage : Muhafaza edilen bir ürünün enzimlerin ve bakteri, maya, küf gibi mikroorganizmaların faaliyeti sonucu lezzet, koku, görünüş, tekstür vb. özelliklerinin kötüleşmesiyle ürünün tazeliğini yitirmesi. Gıda bozulması.

Putrefactive spoilage : Organik maddelerin, özellikle proteinlerin kokuşma yapan mikroorganizmalar tarafından parçalanarak putresin, kadaverin gibi pis kokulu aminlerin meydana gelmesiyle karakterize bozulma şekli, çürüme, kokuşma. Pütrifaktif bozulma.

Thermophilic anaerobic spoilage : Termofilik anaerobik bozulma. Termofilik bir mikroorganizma olan clostridium thermosacchareolyticum’un konserve gıdalarda anaerobik olarak oluşturduğu bozulma biçimi.

Spoilage : Hasar. Bozuk ürün. Gıda maddelerinin gerek üretim hatası ve gerekse depolama koşullarının uygun olmaması nedeniyle fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal özelliklerinin tüketime engel olacak biçimde değişmesi, degradasyon. Hurda kağıt. Bozulma. Bozulma (gıda). Bozulmuş şey.

Spoilable : Bozulabilir.

Too many cooks spoil the broth : Çok sayıda ahçı et suyuna çorbanın tadını kaçırır. Horozu çok olan köyün sabahı geç olur. Nerede çokluk orda bokluk. Horozu çok olan köyde sabah erken olur. Nerde çokluk orda bokluk. Horozun çok olduğu yerde sabah erken olur. Horozu çok olan köyde sabah geç olur. Çok kişi tarafından üstüne alınan veya karışılan konu başarılı olmayacaktır. Orada bokluk. Nerde çokluk.

 

Spare the rod spoil the child : Kızını dövmeyen dizini döver.

Despoilation : Yağma. Soygun. Yağmacılık.

Spoilers : Uçak fren kanadı. Hız kesici kanat. Hava deflektörü.

Spoil bank : Cüruf yığını.

İngilizce Spoilages Türkçe anlamı, Spoilages eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spoilages ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Corrosion : Paslandırma. Suyun ya da çözeltilerin, kimyasal etkisiyle aşınma. Metal nesnelerin üzerinde zamanla neme bağlı pas oluşumu. Paslanma. Korozyon. Çürütme. Çürüklük. Kimyasal aşınma. Yenim.

Mildew : Külleme. Küflenmek. Mildiyu. Küf. Küflendirmek. Pas. Külleme mantarlarının çeşitli bitkilerde oluşturduğu mantar hastalığı.

Breakdowns : Tahlil. Analiz. Arıza. Çalışma arızası. Tutukluk. Çöküntü. Sağlığın bozulması. Sinir bozukluğu. Çökme.

Debauchedness : Aşırıya kaçma. Ayartma. Aşırı düşkünlük. Göz yumma. Sefahat.

Corruptions : Doğru yoldan saptırma. Rüşvet. Yozlaştırma (dili). Yolsuzluk. Ahlaksız olma. Yozlaşma. Fesat. Çürüme. Ahlaksızlık.

Spoiling : Bozma. Çürük. Bozucu. Bozulma (besin).

Confusion : Karıştırma. İki markanın, birbirine ayırt edilemeyecek derecede benzemesi. Utanma. Kafa karışıklığı. Birbirine karıştırma. Düzensizlik. Karmaşa. Konfüzyon. Kargaşa.

Defective product : Hasarlı ürün. Arızalı ürün. Kusurlu ürün. Defolu mal. Ayıplı ürün. Defolu ürün.

 

Being spoiled : Mahvolmuş olma. Kusurlu olma. Şımartılmış olma. Bozuk olma. Bozulmuş olma. Hasar gömüş olma. Şımartılma.

Breakup : Bozuşma. Dağılma. Ayrılma. Son. Parçalanma. Kırılma. Sona erme. Çözülüm. Çöküş.

Spoilages synonyms : corruption, breach, spoilage, mold, breaches, breakups, breakdown, confusions, injury, being impaired, souring, came apart, decay, spoil, mould.