Spontaneously türkçesi Spontaneously nedir

Spontaneously ingilizcede ne demek, Spontaneously nerede nasıl kullanılır?

Spontaneous abortion : Düşük. Çocuk düşmesi. Kendiliğinden düşük. Spontan abortus. Spontan düşük. Çocuk düşürme. Spontan aborsiyon. Doğal düşük. Doğal çocuk düşmesi.

Spontaneous behavior : Kendiliğinden davranış.

Spontaneous combustion : Kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Kendi kendine yanma. Spontane tutuşma. Özyanma. Kendiliğinden tutuşma. Kendiliğinden yanma. İçten yanma. Kendi kendine içten yanma. Katı yığınlarının hava oksijeniyle yavaş yavaş oksitlenmesi sonucu açığa çıkan ısının, kütlenin bir bölümünü tutuşturması ve ardından gelişen yanma olayı.

Spontaneous fission : Fizik, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Kendiliğinden bolünüm. Çekirdeğin kendiliğinden bozunması. Nükleer fisyonun, bir dış etki olmaksızın kendiliğinden oluşması. Bir öğecik çekirdeğinin dış bir etken olmadan bölünmesi. Kendiliğinden fisyon.

Spontaneous generation : Cansızdan canlı oluşumu. Dirimdışı türeme. Spontan nesil. Spontan jenerasyon. Cansızlık. Abiyogenez. Kendiliğinden üreme.

Spontaneous process : Kendiliğinden süreç.

Spontaneous magnetization : Miknatıslayıcı bir etki olmaksızın demirmıknatıssal bir özdeğin mıknatıssal bölgeciklerinin kendi aralarında uyumlu yönelimi. Kendiliğinden mıknatıslanım.

 

Spontaneous : Çabuk büyüyen (bitki). Çabuk büyüyen (botanik terimi). Kendi kendine olan. İçten doğan. Spontane. İçten gelen. Otomatik olarak olan. Anında yapılan. Kendiliğinden oluşan. Düşünmeden yapılan.

Spontaneous generation theory : Spontan jenerasyon teorisi. Abiyogenez.

Spontaneous igniton : Otomatik ateşleme.

İngilizce Spontaneously Türkçe anlamı, Spontaneously eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spontaneously ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aside : Oyuncuların sahnede, seyircilerin duyacağı ama sanki öbür oyuncuların duymayacağı biçimde kendi kendine konuşmaları. oyuncunun seyirciye dönerek konuşması (seyirciye sesleniş). Bir kenara. Bertaraf. Oyuncunun rol gereği seyircilerin duyacağı biçimde, ama öbür oyuncular sanki duymuyormuş gibi düşünmesi ya da konuşması. oyuncunun doğrudan seyirciye dönerek konuşması. Apar. Bir yana. Bir tarafa (bırakırsak). Bir tarafa. Oyuncunun alçak sesle söylediği söz.

Right away : Hemencecik. Hemen. Beklemeksizin. Gecikmeden. Bir an önce. Derhal.

Unaffectedly : Etkilenmeyecek şekilde. Yapmacıksız. Gerçekten. Doğal olarak. Etkisiz bir şekilde. Doğal bir biçimde. Etkilenmeyerek. Doğuştan. Etkilenmemiş bir şekilde.

 

Right of the bat : Hemen. Derhal.

Simultaneous : Aynı zamanda yapılan. Ayrı olayların aynı an içinde oluşmaları. Aynı anda. Birlikte. Simultane. Eşzamanlı. Simültane. Özdeş zamanda oluşmuş kayaçlar, ya da özdeş zamanda olmuş olaylar. Eşanlı. Aynı zamanda meydana gelen.

Autoed : Araba ile gezmek. Abd'de otomobilin kısaltması. Araba. Kendinden. Oto. Otomatik. Otomobil. Otomobille gezmek. Oto-.

On the spur of the moment : İrticalen. Hazırlıksız. Hazırlıksız olarak. Ha deyince. Hemen. Boş bulunarak. Evvelden hazırlık yapmadan.

By oneself : Bir köşede. Yalnız başına. Yalnız. Tek başına. Kendi başına.

The moment : Hemen. Hemen ardından. - anda. -ir -mez (ör. gelir gelmez). -ınca. Akabinde. O an. Derhal. -ince.

As such : Bunun gibi. Böylesi gibi. Bu itibarla. Böyle. (anılan özelliğine) bağlı olarak. Kendi başına. Haddi zatında. Aslında. Böylesi.

Spontaneously synonyms : per se, then and there, on the instant, instinctual, by himself, like a shot, autoing, automatically, ad libitum, impromptu, by herself, outright, on the fly, oneself, instantly, by yourself, instinctively, ad lib, in an instant, by itself, in loneliness, auto, automatic, off hand, spontaneous, of oneself, of itself, as a matter of course.