Spreader türkçesi Spreader nedir
- Anten gergisi.
- Dağıtıcı.
- Uçurtmanın ön kısımdaki çıtayı gergin tutmak için kullanılan çıta.
- Serpici.
- Tereyağı bıçağı.
- Gübre serpme makinesi.
- Gergi.
- Yayıcı.
- İki telin arasına koyulan tahta.
- Püskürtücü.
- Duş fiskiyesi.
- Serici.
- Duş fıskiyesi.
- Traka.
Spreader ingilizcede ne demek, Spreader nerede nasıl kullanılır?
Concrete spreader : Beton serici.
Disc spreader : Sürgüsü iki parçalı vanalarda, parçaları yayarak sızdırmazlık sağlıyan kama. biçimli parça. Sürgü yayma kaması.
Manure spreader : Gübreleme makinesi. Gübresi dağıtıcı. Gübre serpme makinesi. Gübre serpici. Gübre serpme makinası. Gübre yayıcı.
Trowl spreader : Trol kanatlarına uçtan bağlanan 38-40 cm uzunlukta ve 10-12 cm çapta ağaç veya metalden yapılan, trol ağlarının kanatlarının ucuna bağlanan kanatların dik ve gergin durmasını sağlayan destekler. Trol maçası.
Spreaders : Traka. İki telin arasına koyulan tahta. Anten gergisi. Gübre serpme makinesi. Duş fıskiyesi. Dağıtıcı. Serpici. Yayıcı. Püskürtücü. Duş fiskiyesi.
Spread eagle : Gergin kanatlı kartal. Aşırı milliyetçilik. Şovenizm. Kartal duruşu pozisyonu. El ve ayaklarını birbirine değdirme (buz pateni).
Spread eagled : Kol ve bacakları yana açılmış olarak yatmak.
Spread like wildfire : Büyük bir hızla yayılmak. (dedikodu vb) çok çabuk yayılmak. Milletin ağzı torba değil ki büzesin. Ağızda sakız olmak. El alemin ağzı torba değil ki büzesin. Dal budak salmak. Hızla yayılmak.
Spread butter on bread : Ekmek üzerine tereyağı sürmek. Ekmeğe yağ sürmek.
Spreadeagle : Kartal duruşu pozisyonu almış. Tamamen yayılmış. (argo terim) aşırı dokunaklı vatansever konuşma dolu. Kartal duruşu pozisyonu. Kolları ve bacakları yayıp açık bir şekilde duran. Baskın bir şekilde galip gelmiş. Kollarını ve bacaklarını yaymış. Darmadağın etmiş. Tamamen gerilmiş. Kolları ve bacakları açık bir şekil almış.
İngilizce Spreader Türkçe anlamı, Spreader eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Spreader ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Distributive : Yayan. Taksim eden. Bölüştüren. Üleştirme zamiri. Dağıtan. Dağıtımla ilgili. Dağıtım. Tevzii. Dağılımsal.
Strainer : Bağlama ağızlığı. Filtre elemanı. Süzek. Gerici. Süzgeç. Kevgir. Kafes biçiminde, tel ya da gözenekli metalden yapılmış, kaba pislikleri ayırmaya yarayan süzgeç. Elek. Lavabo, bulaşık teknesi v.b. araçların kirli su döşemesine bağlanmalarında kullanılan pirinç boru parçası.
Sprinkler : Püskürgeç. Yağmur yağdırıcı. Sprinkler. Pülverizatör. Sıcaklık belli bir değeri geçince kendiliğinden açılarak su akıtan, bu özelliğiyle yangın döşeminde kullanılan bir araç. Gözde yağmur yağıyor izlenimini bırakmak için kullanılan araç.
Ejectors : Boşaltıcı. Fışkırtıcı. Fıskiye. Kiracıyı çıkaran. Fırlatma tertibatı. Püskürgeç. Kiracıyı tahliye ettiren. Meme. Çıkarıcı.
Stretcher : Sedye. Tuval. Hatıl. Teskere (inşaat). Oturak (kayık). Kasnak. Gerici. Gerdirme tertibatı. Ayakkabı kalıbı.
Hand tool : El aleti.
Strainers : Süzek. Filtre elemanı. Filtre. Elek. Kevgir. Gerici. Süzgeç.
Dispersant : Saçıcı. Eritici. Dağıtan karışım. Serpindirici. Dağıtıcı madde. Dağıtan. Yayan. Dağıtıcı (madde). Farklı yönlere dağıtan şey (kimya).
Repellent : Uzaklaştırıcı. Su geçirmez. Geçirmez. Geri atıcı. Doğrudan veya dolaylı olarak insan veya hayvan hijyenine yönelik olanlarda dahil olmak üzere, pire gibi omurgasız veya kuş gibi omurgalı zararlı organizmaları ortamdan uzaklaştırmak için kullanılan biyosidal ürünler, repellent. İtici. Tiksindirici. Savar. Kovucu. Nahoş.
Diffuser : Ters nozul. Kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir gaz ya da sıvıyı herhangi bir ortama tekdüze olarak dağıtan aygıt. Işık yumuşatma ekranı. Yayındırıcı. Başlıca yayınma olayından yararlanarak, bir kaynağın ışık akısının uzaysal dağılışını değiştirmeye yarayan nesne. Işığın yayınımını sağlamak amacıyla ışık kaynağının önüne konan, ışığı yumuşatmakta kullanılan çeşitli yapıda yüzeyler. Işık saçıcı.
Spreader synonyms : mechanical device, distributors, tonicity, ejector, diffusers, injector, medium, spreaders, guying, blaster, spray, involutes, nozzle, diffusor, tenters, deliverer, emanator, distributor, blasters, manure spreader, diffusors, stretchers, tonus, butter knife, distributer, atomizer, emitter, dispersers, dispensator, emanators, guy, dispenser, pulveriser.
Spreader ingilizce tanımı, definition of Spreader
Spreader kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, spreads, expands, or propogates.

Bu kısımda Spreader kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Spreader ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Spreader anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Spreader ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.