Stage türkçesi Stage nedir

  • Sahneye koymak.
  • Bir tiyatro metninde baş oyun kişisinin ya da önemli kişilerinin yönelişlerini başlatıp bitiren kesim. bir tiyatro yapısında oyuncuların oynamaları için özel olarak yapılmış ve genellikle yükseltilmiş oylum ya da alan.
  • Yönlendirmek.
  • Evre.
  • Tiyatro.
  • Sahneye konmaya elverişli olmak.
  • Sahne.
  • Bir ya da daha çok çekim içinde gerçekleştirilen, aynı kişileri aynı bezem içinde gösteren, çekim ile ayrım arasında yer alan film parçası (bazen çekim yerine de kullanılır). tv. bir televizyon oyununun, aynı kişileri aynı bezem içinde veren bölümü. sinema/tv. dış dünyanın film ya da televizyon oyununda yer alan herhangi bir görünüşü. işliğin, düzlüğün, üzerinde bezem kurulmuş, çalışma yapılan bölümü.
  • Kademe.
  • Görünçlük.
  • Düzenlemek.
  • Etap.
  • Kat.
  • Tiyatro sahnesi.
  • Menzil.
  • Hazırlamak.
  • Tertip etmek.
  • Konak.
  • Sinema, televizyon, tiyatro, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Sahnelemek.
  • Radyo ya da televizyon almacındaki çeşitli elektronik birlikleri belirten terim.
  • Bir tiyatro yapısında oyun için ayrılmış olan bölüm. (bk. skene.).
  • Yerbilim zamanlarından bir dönem süresi içinde oluşmuş katmanlı kayaçlar.
  • Aşama.
  • Sahne yaşamı.
  • Tiyatroculuk.
  • Safha.

Stage ile ilgili cümleler

English: Her first appearance on the stage was in 1969.
Turkish: İlk kez 1969'da sahneye çıktı.

 

English: Are nations the last stage of evolution in human society?
Turkish: Milletler insan toplumunda son evrim aşaması mı?

English: He walked onto stage while the audience were applauding.
Turkish: Seyirci alkışlarken o, sahneye doğru yürüdü.

English: His stage presence has really improved since last year.
Turkish: Onun sahne görüntüsü geçen yıldan beri gerçekten gelişti.

English: Booth broke his leg when he hit the stage floor.
Turkish: Booth sahne zeminine çarptığında bacağını kırdı.

Stage ingilizcede ne demek, Stage nerede nasıl kullanılır?

Stage a demonstration : Gösteri düzenlemek. Eylem düzenlemek.

Stage a sit in : Oturma eylemi yapmak. Oturma grevi yapmak.

Stage area : Oyun alanı. Oyunun oynandığı alan ya da yükselti.

Stage box : Eski tiyatrolarda sahne hizasındaki bölme. Önsahne bölmesi. Ön loca.

Stage brace : Bezem desteği. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Genellikle bezem öğelerine kelepçeyle tutturulan, bezemi arkadan destekleyen tahtadan yapılma, sağlam ayak.

Stage carpenter : Sahne üzerindeki dekoru yerleştiren, onaran ve yapan nitelikli işçi. Sahne marangozu.

Stage cloth : Sahne yaygısı. Bir oda dekoru için kullanılan kilim, halı, örtü vb. Saline tabanı üzerine serilen oyun yaygısı. Sahne yer örtüsü.

Stage designer : Sahne tasarımcısı. Tiyatro dekoratörü. Dekor ressamı.

Stage design : Sahne tasarımı.

Stage dip : Elektrik akımını almak için sahne üzerinde bulunan fişin sokulduğu yuva. Sahne prizi.

İngilizce Stage Türkçe anlamı, Stage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Ultimateness : Son durum. Sınır. Sona erme. Kesinlik. Had. En son veya en üstün olma durumu. Son. Uç.

Horizon : Görüş. Gözlemcinin bulunduğu noktadan yeryuvarlağına çizilen teğet düzlemin gökküresi ile ara kesit dairesi. Ufuk. Coğrafya, uzay, madencilik, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Çevren. Ufki. Toprağın çeşitli oluş evrelerinde bulunan katları. Uzamda, insan gözünün erişebileceği geniş alanın sınırı. Yeryüzüyle gökyüzünün birleşmiş gibi göründüğü yer.

Accustom : Alıştırmak.

Convolution : Tomarlama. Katlama. Evrişim. Kıvrım. Sarılış. Büklüm. Sarılma. Dürülme. Dürülüş.

Scenic : Doğal manzaralı. Manzaralı. Doğa filmi. Doğal. Sahne ile ilgili. Pitoresk. Manzara. Güzel manzaraları olan. Sahneye ait.

Compose : Toparlamak. Şiir yazmak. Meydana getirmek. Yatıştırmak. Oluşturmak. Bestelemek. Bileştirmek. Arabuluculuk yapmak. (aralarındaki anlaşmazlıkları) gidermek. Yaratmak.

Concocted : Yapmak. Uydurmak (hikaye veya yalan). Karıştırmak. Kafadan atmak. Bir şeyler karıştırmak veya kaynatmak. Birbirine karıştırarak hazırlamak. Uydurmak. Uyduruvermek.

Shows : Dışa vurmak. İbraz etmek. Kendini göstermek. Kanıtlamak. Gösterilmek. Öğretmek. Belli olmak. Görünmek. Meydana çıkarmak.

Climax : Zirveye ulaşmak. En yüksek dereceye varmak. Klimaks. Orgasm. Bir dramatik yapıtta, serimden sonra, olguların birbiriyle çatıştığı, çatallaştığı, içinden çıkılmaz gibi görünen tıkanıklıklar yarattığı, gerilimli noktalar. Bir oyunun geliminde ve gelişiminde kesin dönüm ya da değişim noktası. kişilerin ön planda olduğu oyunlarda baş oyun kişisinin, olayların önde olduğu oyunlarda ana olayın yönelişindeki kesin dönüm noktası. Giderek artmak. Doruğa ulaştırmak. Baskın türün çevre şartlarına tamamen uyduğu, peş peşe komüniteler serisinde olgunlaşmış durum. Zirve.

Phallic stage : Falik. Fallik dönem. Fallik evre.

Stage synonyms : oral phase, ultimacy, musth, phase of cell division, anal stage, fertile period, period of time, genital stage, time period, oral stage, latency stage, genital phase, anal phase, phallic phase, fertile phase, standard of life, array, latency phase, menstrual phase, cater for, bandstand, theater, generation, inn, incubation, half way house, scenes, state, estate, zygotene, government house, end point, presents.

Stage ingilizce tanımı, definition of Stage

Stage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To display publicly. A floor or story of a house. To exhibit upon a stage, or as upon a stage.