Stage play türkçesi Stage play nedir

Stage play ingilizcede ne demek, Stage play nerede nasıl kullanılır?

Stage : Sahneye konmaya elverişli olmak. Sahne yaşamı. Sahnelemek. Tiyatro sahnesi. Tiyatro. Sinema, televizyon, tiyatro, jeoloji alanlarında kullanılır. Kat. Evre. Sahne. Tiyatroculuk.

Play : Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak. Sunmak. Hareket etmek. Tutmak ( ye). Oynatmak. Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi. Tutmak. Kımıldanmak. Oynama üzere yazılmış tiyatro yapıtı. Rol almak.

Photographed stage play : Tiyatro filmi. Sahnede gösterilen, bir oyunu olduğu gibi aktaran film. belli bir oyun için yalnızca ona yardım eder nitelikte çekilmiş film. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Görünçlüklenen bir oyunu olduğu gibi ya da bu düzene çok yakın biçimde aktaran film. sinema özelliklerinden çok tiyatro özellikleri taşıyan, tiyatro uygulayımıyla gerçekleştirilen film.

Stage a demonstration : Eylem düzenlemek. Gösteri düzenlemek.

Stage a sit in : Oturma eylemi yapmak. Oturma grevi yapmak.

Stage area : Oyunun oynandığı alan ya da yükselti. Oyun alanı.

İngilizce Stage play Türkçe anlamı, Stage play eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stage play ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Representment : Vekillik. Simge. Sunuş. Sunma. İşaret. Beyan. Sunum.

Performance : Görülmeğe değer herhangi bir şey. bir filmin, bir televizyon yayınının ortaya çıkardığı durum. İcraat. Gösteri. Güç. Yapma. Bir tiyatro yapıtının bu yönetici önderliğinde, çok sayıda provadan sonra, seyirci önünde canlandırılışı. seyirci önünde oynanan oyun, gösteri. Başarganlık. Bilgisayar, hukuk, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır.

Devices : İstek. Makine. Hile. Eğilim. Aygıtlar. Cihaz. İşaret. Arma. Alet.

Delusion : Vesvese. Aldatma. Hayali. Saplantı. Kandırma. İşkil. Kuruntu. Delilik. Düş.

Representation : Sunma. Mümesillik. Canlandırma. Bir niceliği, bir dizgeyi ya da bir olayı simgelerle belirtme. Bir yöney, gerey ya da matematiksel işlerin belirli bir uzay, düzlem ya da konsayı dizgesi üzerinde aldığı sayısal, dizeysel biçim. Sembol. Oynama. Mümessillik. Bir veri türünün, belli bir simgeler kümesi kullanılarak yazımı. Betimleme.

Episode : Olay. Tefrika. Perde. Zaman dilimi. Kısım. Göstermeci nitelikteki oyunlarda olay bölümleri. ana olaya bağlı, destekleyici ikincil olay. Vaka. Oluntu. Dilim.

Show : Sahnelemek. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Görünç. Gösterimde olmak. Gösteri. Renk vermek. Sergi. Girişim. Görülmeğe değer herhangi bir şey. bir filmin, bir televizyon yayınının ortaya çıkardığı durum.

Artifice : Beceri. Yapıntı. Kurnazlık. Sanat. Marifet. Ustalık. Hüner. Desise. Hile.

Device : Hile. Yol. Eğilim. Plan. Alet. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Alıcıyı satış konusuna yaklaştıracak, onda ilgi uyandıracak nitelikteki sözler. Resim. Cihaz. İşaret.

 

Canard : Hile. Uydurma. Uydurma haber. Asılsız haber.

Stage play synonyms : acting, chouse, frolic, rendition, representations, dalliances, spectacle, flimflam, actings, dance, artifices, rendering, drama, simile, figuration, renditions, dramas, canards, similes, play.