Stand to türkçesi Stand to nedir

  • Dönmemek.
  • Yanında olmak.
  • Devam etmek.
  • Saldırı durumuna geçmek.
  • Ayrılmamak.
  • Bırakmamak.
  • Saldırıya hazır olmak.
  • Yardıma hazır olmak.
  • Göğüslemek.

Stand to ile ilgili cümleler

English: I can't stand to see animals be teased.
Turkish: Hayvanların kızdırıldığını görmeye dayanamıyorum.

English: I can't stand to see you crying like this.
Turkish: Seni böyle ağlarken görmeye dayanamıyorum.

English: I can't stand to live alone.
Turkish: Yalnız yaşamaya katlanamam.

English: I couldn't stand to see you cry.
Turkish: Ağladığını görmeye dayanamadım.

English: Ali couldn't stand to be in the same room with Mary.
Turkish: Ali Mary ile aynı odada olmaya katlanamadı.

Stand to ingilizcede ne demek, Stand to nerede nasıl kullanılır?

Stand : Devam etmek. Çekilmek. Desteklemek. Ismarlamak. Ayağa kalkmak. Kullanılmadığı zamanlarda gitarı dengede tutmak için altına yerleştirilen sehpa. Statif. Gitar sehpası. Üçayak. Katlanmak.

To : İle. Karşı. Ya. E. Kadar. -e göre. Ye. Kala. Arasında. İla.

Stand to attention : Hazırolda beklemek.

Stand to gain : Muhtemelen kazanabilmek.

Stand to lose : Kaybetme olasılığı yüksek olmak. (kesinlikle) kaybetmek. Muhtemelen kaybedebilmek.

Stand together : Birlikte veya ayrılmadan durmak.

Stand to reason : Akla yatmak. Mantıklı gelmek. Makul görünmek. Mantıklı görünmek.

 

İngilizce Stand to Türkçe anlamı, Stand to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stand to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hug : Dört elle sarılmak. Sarılmak. Kıyıdan gitmek. Kucaklama. Bağrına basma. Kucaklamak. Sıkıca kucaklamak. Yakınından geçmek. Pek yaklaşmak. Koçmak.

Cling : Sımsıkı tutmak. Tıngırdamak. Yapışmak. Sadık kalmak. Tırmanmak. Sıkı sıkı tutmak. Tutunmak. Sıkıca sarılmak. Bağlı olmak (hatıra vb'ne). Sarılmak.

Attended : Bakmak. Katılmak. Dikkatini vermek. Kulak vermek. Hizmet etmek. Beraberinde getirmek. Hazır bulunmak. Dinlemek. Eşlik etmek.

Hugged : Sımsıkı tutmak. Dört elle sarılmak. Kucaklaşmak. Sarılmak. Pek yaklaşmak. Benimsemek. Koçmak. Kucaklamak. Kıyıdan gitmek.

Neighbored : Yaklaşmak. Komşu. Komşu olmak. Bitişik. Yan. Bitişik olmak.

Be in the race to stay : Pers etmemek. Kalmak için çabalamak. Uğraşmak. Cebelleşmek.

Stick to : Bir konuya yoğunlaşmak. Tutmak. Terketmemek. Bağlı kalmak. Yapışmak. Değiştirmeyi reddetmek. Sadık kalmak. Vazgeçmemek.

Stand by : Hazır olmak. Sadık kalmak. Destek olmak. Beklemek. Terketmemek. Destek olmak (birine). Beklemede kalmak. Hazır beklemek. Hazır bulunmak.

Breasting : Göğüs germek.

Be in progress : Yapılmak. Sürmek.

Stand to synonyms : accompanies, neighbour, attend, continueing, resist, keep hold of, hold together, accompanied, hang together, hold on to, standing by, draw, hugs, accompany, continues, clings, flanks, carry forward, carry on with, drawler, carrying forward, abideth, attends, neighbor, stayed, keep at somebody, resisted, stay, favour, resists, carry over, flanked, continue.