Stave in türkçesi Stave in nedir

Stave in ingilizcede ne demek, Stave in nerede nasıl kullanılır?

Stave : Çıta. Bertaraf etmek. Çökertmek. Fıçıyı tahtalarla donatmak. Uzaklaştırmak. Çubuk. Kıta. Değnek. Fıçı tahtası. Şiir kıtası.

In : Olarak. İçeriye. Mevsimi gelmiş. Tutulan. İçine. Da. İç. İçeri doğru yönelen. Çok moda olan. İçeri.

Stave off : Savmak. Bertaraf etmek. Geçici olarak savmak. Uzaklaştırmak. Geciktirmek. Atlatmak. Defetmek. Sepetlemek. Bir süre için kurtulmak.

Stave rhyme : Aliterasyon.

Staved : Bertaraf olmuş. Bertaraf edilmiş. Fıçıyı tahtalarla donatmak.

Staves : Nota çizgileri. Porteler.

İngilizce Stave in Türkçe anlamı, Stave in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stave in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Break open : Açmak. Zorla açmak.

Cleave : Açmak. Sadık kalmak. İkiye ayrılmak. Bölmek. Bağlı olmak. Yarmak. -den ayrılmamak. Bölünmek. Çatlamak.

Bust : Tartışmak. Sona ermek. İflas etmek. İflas ettirmek. Vurmak. Bozmak. Rütbe indirmek. Bozulmak. Mahvetmek. Patlatmak.

Flout : Reddetmek. Küçümsemek. Eğlenmek. Uymamak. Saygısızca karşı gelmek. Zıddına gitmek. Takmamak. Burun kıvırmak. Alay etmek.

 

Breaks : Koparmak. Molalar. Ağarmak. Uymamak. Ara. Söylemek. Çözmek. Dalmak. İflas etmek.

Bankrupt : Yükümlülüklerini yapmaya, borçlarını ödemeğe gücü olmayan ve bu nedenle batkınlıklarına karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler. İflas ettirmek. İflas etmiş kimse. Batırmak. Müflis. İflas. Batkın. Batmış. Borcunu ödeyememiş.

Drills : Talim yapmak. Matkap uçları. Sonda ile yoklamak. Çalıştırmak. Talim yaptırmak. Delik açmak. Matkap. Makine ile tohum ekmek. Sondaj yapmak.

Crunched : Hışırdamak. Çatırtı ile ezmek. Hart hurt yemek. Çiğnemek. Kıtır kıtır yemek. Hatır hatır yemek. Çıtır çıtır yemek. Çatırdamak. Katır kutur yemek.

Dent : Göçük. Göçürmek. Göçürtmek. Çukur. Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. Girinti. Berelemek. Dişlemek.

Affronting : Küçük düşürmek. Hakaret etmek. Hakaret. Gücendirmek. Tahkir etmek. Kabalık etmek. Hakaret etmek (herkesin içinde). Aşağılamak. Hakarette bulunmak.

Stave in synonyms : breaching, bow down, domineers, collapses, break, puncturing, domineer, bore, bankrupts, crumpling, indenting, dents, broached, cause to collapse, broaching, aggrieves, bear down, indent, flouted, abash, empierce, contuse, brayed, broaches, breach, crumple, bray, bruise, punctures, breake, affronts, break in, bankrupting.