Dent türkçesi Dent nedir

  • Çukur açmak.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri.
  • Tasarımlamak.
  • Çukur yapmak.
  • Çökme.
  • Yamulmak.
  • Vuruk.
  • Göçük.
  • Çökertmek.
  • Dişlemek.
  • Yamultmak.
  • Göçürtmek.
  • Ezik.
  • Diş.
  • Girinti.
  • Göçürmek.
  • Berelemek.
  • Göçmek.
  • İncinme.
  • Çentik.
  • Çukur.

Dent ile ilgili cümleler

English: Ali didn't want to go to the dentist's.
Turkish: Ali dişçiye gitmek istemiyordu.

English: The dent is huge.
Turkish: Göçük büyük.

English: "I have a terrible tooth-ache." "You'd better see a dentist at once."
Turkish: "Korkunç bir diş ağrım var" "Hemen bir dişçiye gitsen iyi olur"

English: "Where have you been?" "I've been to the dentist."
Turkish: "Neredeydin?" "Dişçideydim."

English: Tom's car is easily recognizable since there is a big dent in the front bumper.
Turkish: Tom'un arabası tamponunda büyük bir göçük olduğu için kolaylıkla tanınabilir.

Dent ingilizcede ne demek, Dent nerede nasıl kullanılır?

Make a dent in : Gedik açmak. Azaltmak. Başarıya atılan ilk adım. Bir işe el atmak. Havasını söndürmek. Kolaylaştırmak. Eritmek. Başarıya ilk adımı atmak. İşe el atmak. Burnunu sürtmek.

Dental : Diş+. Diş ile ilgili. Dişlere ait. Radyoterapinin neden olduğu diş değişiklikleri. Dişsel ünsüz. Dişlerle ilgili. Dişçilikle ilgili. Dil ucunun veya dil tacının üst dişlere, diş etine veya diş eti-damak sınırına dokunması veya yaklaşması ile boğumlanan ünsüzler: d, t, c, ç, j, ş, z, s, n, l, r: dağ, taş, ceylan, çocuk, jambon, şakrak, zeytin, soğuk, nane, lokum, rahat gibi. bunlar boğumlama noktasındaki küçük ayrılıklara göre kendi içlerinde de sınıflanmaya giderler: d, t, z, s, n, l, r diş-dişeti noktalarında boğumlandıkları için tam diş sesleridir. c, ç, j, ş ise diş eti-damak noktasında boğumlandıkları için diş-eti (alveolar) sesleri durumundadırlar. bunları diş-damak sesleri (alveolar) olarak gösterenler de vardır. dilimizdeki kadı, osman gibi bazı arapça kelimelerde yer alan ve artık telaffuz değeri kaybolmuş bulunan peltek z (z, d) ünsüzü ile ingilizcedeki th ünsüzünü karşılayan peltek s (s) birer dişler-arası ünsüzdür. bunlar dil ucunun ön dişlere dokunması ve ciğerlerden gelen havanın aradan sızması ile boğumlanan sızıcı ünsüzlerdir. yerlerine bk. Dişsel.

 

Dental abscess : Diş apsesi.

Dental alveolus : Dental alveol.

Dental anatomy : Dental anatomi.

Dental calculus : Dişler üzerinde oluşan taşlanma. Dental kalkulus. Tartar. Diş taşı. Dişte, ölü bakterilerin üzerine çoğunlukla tükürükle gelen mineral maddelerin çökmesiyle oluşan kireçlenmiş yapı, dental kalkulus, tartar.

Dental elevator : Dişin alveolle bağlantılarını ayıran aygıt. Diş elavatörü.

Dental floss : Diş ipi. Diş ipliği.

Dental clinic : Diş bakımı ve tedavisi yapılan klinik. Diş kliniği.

Dental extracting forceps : Diş çekim davyesi. Çürük dişleri çıkarmaya yarayan kerpeten biçimindeki aygıt. Dişçi pensesi. Diş çekim pensesi. Diş çekme pensi.

 

İngilizce Dent Türkçe anlamı, Dent eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Indent : Kertmek. İçerlek yazmak. (satır) içerden başlamak. Dişli yapmak. Sipariş vermek. Ismarlamak. Çift nüsha olarak hazırlamak. Satırbaşı yapmak. Resmen istemek.

Knurl : Tırtıl çekme aleti. Yumru. Tırtır açmak. Tırtık. Pürtük. Topak. Tırtıl çekmek. Budak.

Collapsed : Daraltılmış. Çökmüş. Servis sırasında etek çapı azaltılan piston. Kapalı. Çökük. Çökkün.

Crumpling : Çökmek. Devirmek. Buruşma. Buruşturmak. Kırışmak. Düşmek. Buruşmak. Kırışma.

Fall in : Vadesi gelmek. Süresi bitmek (kira). Kapılmak. İçine düşmek. Ödeme zamanı gelmek. Sıraya girmek. Dizilmek. Sıraya girmek (askeri terim). Çökmek.

Agricultural production : Sebze. Tarımsal üretim. Tarım üretimi. Zirai üretim. Ekonomi bakımından, üretimin iki ana kolundan biri; kökeni toprak olan her türlü besin ve işlenmemiş işleyim özdeklerinin elde edilmesi. Taze meyve. Tahıl ve temel gıda ürünleri üretimi.

Chip : Bir tümleşik çevrimi taşıyan yarıiletken gereç. kırmık sözlüğü de bu anlamda kullanılmaktadır, bk. tümleşik çevrim. Bilgisayar, bilişim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Fiş. Çentmek. Kırılgan olmak. Havalandırmak top. Takılmak. Mikrodevre (bilgisayar). Çöp. Marangoz-doğramacı.

Offence : İncitme. Gücenme. Yasaya aykırı davranış. Kalbini kırma. Kırılma. Kabahat. Dargınlık. Tecavüz. Suç.

Bite into : Dişlerini geçirmek. Bir şeye dişlerini batırmak.

Indentations : Paragrafbaşı. Körfez. Koy. Girintiler. Diş yapma. Diş diş olma. Satırbaşı yapma. Çentik yapma.

Dent synonyms : dig, dents, mauled, altimetric profile, hit, enchafe, age pyramid, distorting, bankrupt, cutting, crenature, distorts, dint, cleft, excavate, dibhole, dimple, cavity, contusing, break in, warp, meekest, abandoned meander, decadency, injury, contused, tooth, dig up, came apart, emigrate, declension, dentals, tooths.

Dent zıt anlamlı kelimeler, Dent kelime anlamı

Unbend : Gevşemek. Rahat hareket etmek. Doğrultmak. Ciddiyeti bırakmak. Gevşetmek. Düzeltmek. Açılmak. Yumuşatmak. Yumuşamak. Teklifsizleşmek.

Dent ingilizce tanımı, definition of Dent

Dent kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To make a dent upon. A blow. A tooth, as of a card, a gear wheel, etc. To indent. A stroke.