Make a dent in türkçesi Make a dent in nedir

  • Havasını söndürmek.
  • İşe el atmak.
  • Başarıya ilk adımı atmak.
  • Gedik açmak.
  • Başarıya atılan ilk adım.
  • Azaltmak.
  • Burnunu sürtmek.
  • Kolaylaştırmak.
  • Bir işe el atmak.
  • Eritmek.

Make a dent in ingilizcede ne demek, Make a dent in nerede nasıl kullanılır?

Make : Kapatmak (devreyi). Hesap etmek. Erişmek. Eylemek. Çeşit. Verim. Marka. Düzeltmek. Yapılış şekli. Düdüklemek.

A : La (müzik terimi). Atom ağırlığı. Miktar belirtir. Herhangi bir. Argonun simgesi. (herhangi) bir. Belirli bir tür veya nitelikteki. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Amperin simgesi. Bir.

Dent : Göçmek. Çökme. Ezik. Çukur. Çukur açmak. Çentik. Dişlemek. Girinti. Berelemek. Diş.

In : De. İçeriye. Dahili. Da. İktidardaki. İçeri. Gelmiş olan. İç. İçinde. Mevsimi gelmiş.

Make a backup : Yedeklemek.

Make a bet : İddiaya tutuşmak. Bahis tutuşmak. Bahis oynamak.

Make a bargain : Mutabık kalmak. Anlaşmaya varmak. Anlaşmak. Anlaşmak (pazarlık). Bir işi bağlamak.

Make a bed : Yatak yapmak.

Make a beeline for : Doğruca gitmek. Dosdoğru ve çabucak gitmek. -e hemen gitmek. Dosdoğru bir yere gitmek. Kestirmeden gitmek.

İngilizce Make a dent in Türkçe anlamı, Make a dent in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make a dent in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Catalysing : Harekete geçirmek. Katalizle değiştirmek. Tezgenleme. Katalize etmek. Doğal olarak kalmaya devam ederken değişime neden olmak (ayrıca catalyze). Katalizlemek. Katalizle kimyasal reaksiyonun hızını artırmak. Katalizleme.

Deflates : Boşaltmak (havasını vb). Düşürmek. Havasını boşatmak. Yükselişe müdahale etmek. Havasını boşaltmak. Gazını boşaltmak. Söndürmek. Yükselişe müdahele etmek. Gururunu kırmak.

Sit : Kalmak (bir yerde). Tam oturmak. Tünemek. Toplanmak. Kuluçkaya yatmak (tavuk). Binmek. Olmak (imtihan). Konmak. Oturmak. Poz vermek.

Catalyzing : Katalize etmek. Katalizlemek. Katalizleme. Tezgenleme. Harekete geçirmek. Katalizle değiştirmek.

Alleviate : Dindirmek. Kısmen gidermek. Yatıştırma. Yatışma. Teskin etmek. İçine su serpmek. Hafiflemek. Hafifleme. Hafifletmek.

Get off the ground : Havalanmak (uçak). Başarı kazanmak. Uygulamaya başlamak. Havalanmak. İşe koyulmak. Başlamak (bir iş). (düşünce vb) filizlenmek. Gelişmek. Baş göstermek.

Nuzzles : Burun ile eşmek. Burunla eşelemek. Burun sürtmek. Burnu ile dürtmek. Burnunu sürmek. Kucağına sokulmak. Sokulmak. Burunla eşmek veya eşelemek. Yanaşmak.

Alleviating : Teskin etmek. Yatıştırmak. Dindirmek. Bastırmak. Hafifletmek.

Nuzzled : Sokulmak. Sürtünmüş (bunu ile). Burunla eşmek veya eşelemek. Burnunu sürmek. Kucağına sokulmak. Burun sürtmek. Sarılmış. Burnu ile dürtmek. Kıvrılıp yatmış.

Fuses : Erimek. Kaynaştırmak. Atmak. Sigortalar. Tapa koymak. Kaynaşmak. Yanmak.

Make a dent in synonyms : catalyzed, dissolves, eat humble pie, breaching, founds, breach, expediting, make somebody eat humble pie, expedites, make inroads into, abates, coalesce, eased, fuzes, nuzzle, appease, sits, abridge, alleviates, eases, deflated, defrosts, allayed, deflating, fuse, appeases, enables, allays, catalyze, defrost, fuzing, expedite, fuze.