Steel türkçesi Steel nedir

Steel ile ilgili cümleler

English: According to an estimate, steel production will reach 100 million tons this year.
Turkish: Bir tahmine göre, bu yıl çelik üretimi 100 milyon tona ulaşacak.

English: Pennsylvania used to have a big steel industry.
Turkish: Pensilvanya'nın büyük bir çelik endüstrisi vardı.

English: An important characteristic of steel is its strength.
Turkish: Çeliğin önemli bir özelliği onun gücüdür.

English: An important quality of steel is its strength.
Turkish: Çelik hakkında önemli bir kalite onun gücüdür.

English: Ali filled his stainless steel coffee mug with coffee.
Turkish: Ali paslanmaz çelik kahve kupasını kahveyle doldurdu.

Steel ingilizcede ne demek, Steel nerede nasıl kullanılır?

Steel analysis : Çelik analizi. Çelik çözümlemesi.

Steel arch support : Çelik yay bağ. Kavisli çelik bağ.

Steel ball : Çelik bilya. Çelik bilye.

Steel band : Tekne bandosu. Çelik şeritli.

Steel bar : Çelik çubuk.

Steel base : Çelik temel.

Steel boiler : Çelik sacdan yapılmış kazan. Çelik kazan.

 

Steel belt conveyor : Çelik kayışlı taşıyıcı. Çelik bantlı konveyör.

Steel blue : Çelik mavisi. Metalik mavi.

Steel bit : Çelik uç.

İngilizce Steel Türkçe anlamı, Steel eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Steel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alcohols : Alkoller. Bir ya da daha çok hidroksil kökü içeren ve (r) bir aril ya da alkil kökü olmak üzere, r—oh genel formülü ile gösterilen alifatik bileşikler. örn. etil alkol (c2h5oh). Alkol. İçki. İspirto.

Fail : Batmak. Suya düşmek. Yapmamak. Çaktırmak. Başarısız olmak. Kuvveti kesilmek. Becerememek. Başarısızlıkla sonuçlanmak. Bitmek.

Coached : Yetiştirilen. Eğitmek. Özel ders vermek. Özel hocalık yapmak. Yetiştirilmiş. Antrenman yaptırmak. Yetiştirmek. Araba ile gezmek.

Chisel steel : Keski çeliği.

Alloy : Halita yapmak. Birbirine karıştırmak. Bozmak. Değerini düşürmek. Metal alaşımı. Karışım yapmak. İki ya da daha çok metalden, kimi durumda da metallerle c,p, te gibi öğelerden oluşan metal görünümünde katı ya da sıvı karışım. İki ya da daha çok metalin birlikte eritilmesi sonucu oluşan katı karışım. Alaşım hazırlamak. İki ya da daha çok madenin birleşim ya da karışımından elde olunan özdek.

Fixate : Bağlamak. Takmak. Gözlerini dikmek. Yapıştırmak. Tesbit etmek. Sabitleştirmek.

Acidimetry : Asitölçüm. Bir asitli çözeltiyi, ölçün baz çözeltisiyle tepkimeye sokarak asitlik derecesini belirleme yöntemi. Asit ölçümü. Asit ölçme. Asidimetre. Asitimetre. Asidimetri. Bir asidin etkisinin ölçüldüğü süreç.

 

Aldehydes : Aldehit. Bir (r) alkil köküne ya da hidrojene bağlanmış, (-cho) formil kökünü taşıyan organik bileşikler. Aldehitler.

Carries : Kaldırmak. Menzili olmak. Nakletmek. Götürmek. Satışa sunmak. Başarı kazanmak. Taşıyıcılık yapmak. Elde etmek. Yayımlamak. Geçirmek.

Steel synonyms : soft cast steel, atomic number 26, low carbon steel, austenitic steel, medium steel, enharden, anneal, fixates, corroborates, chap, active passive metal, alloy steel, fixating, consolidates, beef up, metal, concocted, steely, aliphatic compounds, concocting, hard steel, harden, acierating, damask steel, concrete, firm up, congeal, alabaster, hardens, accustom, damascus steel, carbon steel, brew.

Steel zıt anlamlı kelimeler, Steel kelime anlamı

Uncover : Deşifre etmek. Örtüsünü kaldırmak. Su yüzüne çıkarmak. Üstünü açmak. Kapağını açmak. Örtüsünü açmak. Şapka çıkarmak. Ortaya çıkmasını sağlamak. Açmak (örtü, kapak vb). Meydana çıkarmak.

Unarmored : Blendajsız. Korunaksız. Zırhsız.

Steel ingilizce tanımı, definition of Steel

Steel kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to steel a razor. A variety of iron intermediate in composition and properties between wrought iron and cast iron (containing between one half of one per cent and one and a half per cent of carbon), and consisting of an alloy of iron with an iron carbide. Steel, unlike wrought iron, can be tempered, and retains magnetism. Its malleability decreases, and fusibility increases, with an increase in carbon. To steel an ax. To overlay, point, or edge with steel.