Strands türkçesi Strands nedir

Strands ile ilgili cümleler

English: He plucked one of his few strands of beard.
Turkish: O, sakalındaki az sayıda telden birini yoldu.

Strands ingilizcede ne demek, Strands nerede nasıl kullanılır?

Positive strand virus : Pozitif iplikli virüs. Tek iplikli rna içeren pozitif kutupluluğa sahip virüs. bu virüsün rna'sı hücreye girdikten sonra doğrudan virüs mrna'sı olarak görev yapar, aynı nükleotit dizisine sahiptir ve virüs proteinlerine tercüme edilir. negatif iplikli virüslerde ise virüs rna'sı önce mrna'yı sentezler ve sonra bu, proteine tercüme edilir. tek iplikli dna içeren pozitif kutupluluğa sahip virüs. bu virüs dna' sı hücreye girdikten sonra önce ±dna sentezlenir, sonra aynı nükleotit dizisine sahip virüs mrna'sı yapılır (sadece dna'daki timin yerine mrna da urasil girer) ve bu da virüs proteinlerine tercüme edilir. 3.tek iplikli rna içeren pozitif kutupluluğa sahip bir retrovirüs. bu rna önce revers transkriptaz ile negatif dna'ya, sonra ± dna'ya, daha sonra da virüsün orijinal tek iplikli rna'sı ile aynı baz dizisine sahip mrna'ya çevrilir.

Single strand binding protein : Tek iplikli dna'yı bağlayan protein. Ssb.

Coding strand : Bir dna çift ipliğinde rna’ya karşılık olan baz dizili tek bir dna ipliği. kodlama ipliği. Kotlama ipliği.

 

L strand : Ağır izotopla işaretlenmeyen ya da hafif izotopla işaretlenen polinükleotit zinciri. dna'nın hafif ipliği. l ipliği. Hafif iplik.

Lagging strand : Dna kopyalanması esnasında çift ipliğin 5'-3' yönündeki ipliğini süreksiz parçalar halinde tamamlayan yeni sentezlenmiş zincir. ecoli’de bu parçalar okazaki parçaları olarak adlandırılmıştır. lider zincir olarak adlandırılan diğer iplik 3'-5' yönündedir ve süreklidir. tamamlayıcı nükleotitler her iki zincirde de 5'-3' yönündedir. Kesik dna zinciri.

Be stranded : Mahsur kalmak. Karaya oturmuş olmak (gemi). Yaya kalmak. Yolda kalmak. Karaya oturmak. Sahile vurmak.

Stranding : Geminin karaya oturması. Karaya oturmak. Bükmek (ip vb.). Karaya oturtmak. Telini koparmak (kablo vb.). Başarısızlığa uğramak.

Light strand : Hafif iplik. Ağır izotopla işaretlenmeyen ya da hafif izotopla işaretlenen polinükleotit zinciri. dna'nın hafif ipliği. l ipliği.

Be left stranded : Karaya oturtulmak. Yüzüstü kalmak.

Stranded conductor : Örgülü iletken. Halat iletken.

İngilizce Strands Türkçe anlamı, Strands eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Strands ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Peculiar : Özgün. Acayip. Özel mülk. Hususi. Has. Özel. Mahsus. Ayrıcalık. Özel eşya. Zati.

Yarns : Masal. Hikaye.

Queue up : Sıra olmak. Sıraya girmek. Kuyruğa girmek. Kuyruk olmak.

Freaky : Anormal. Garip. Sıra dışı. Acayip. Tuhaf.

Estates : Varlık. Zümre meclisleri. Ayni haklar. Durum. Malikane. Hal. Miras. Arazi. Mülk .

 

Eerie : Tüyler ürpertici. Tekinsiz. Ürkünç. Korkulu. Esrarengiz. Uğursuz. Ürkütücü.

Eery : Esrarengiz. Ürkütücü. Meşum. Ürkünç. Tüyler ürpertici.

Chaplets : Dizi boncuk. Peternoster. Küçük tespih. Başa konan çelenk. Çelenk. Çiçekten taç.

Get up : Çıkmak. Kaldırmak. Kalkmak. Düzenlemek. -i çıkarmak. Yataktan kalkmak. Hazırlamak. Sokmak (birini belirli bir kıyafete). Giyinip kuşanmak. Yerinden kalkmak.

Period : Bilgisayar, biyoloji, fizik, uzay, iktisat, kimya, sinema, televizyon, tarih, ekonomi, jeoloji alanlarında kullanılır. Devir süresi. Esnek bir cismin titreşiminde ya da herhangi bir cismin deviniminde, denge durumu çevresindeki tam bir salınımın saniye olarak süresi (örneğin bir sarkacın, başlangıç noktasından kalkıp yine aynı noktaya gelişi). Devirsel bir olayda, bağımsız değişkenin; aynı belirtilerin yeniden olması için gerekli en ufak aralığı. not: ışınım olayında bağımsız değişken zaman'dır. Periyot. Bir çağ içinde birbiri ardınca gelen zaman kesimi. Jeolojik zamanlarda bir çağın alt bölümü. örnek: jura devri, mezozoik çağın bir alt bölümüdür. periyot. Aybaşı. Ahit. Çağ.

Strands synonyms : place upright, quaint, rivage, instance, unusual, coastline, line up, barba, rise, queue, cycle, singular, coasts, fibers, yarned, milestone, ramp, grotesque, weird, rummy, filum, arise, chaplet, oddish, flocci, degrees, antic, edge, stand back, rum, floccus, thread, coastlines.

Strands zıt anlamlı kelimeler, Strands kelime anlamı

Familiar : Sulu. Aşina. Senlibenli. Alışık. Hizmetçi. Büyülü hayvan (içine büyüyle ruh girmiş). Yakın. Bilen. Doğal davranışlı. Arkadaş.

Lie : Kalmak. Yatmak. Kandırmak. Yalan. Durmak. Palavra. Uzanmak. Atmak. Yalan söylemek. Yasal olmak.

Sit down : İniş yapmak. Oturtmak. Yerine oturmak. Oturmak. Yere inmek. Yerinden kalkma. Koyulmak.

Strands antonyms : lie down, sit.