Strang türkçesi Strang nedir

  • Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri.
  • Nebraska eyaletinde yerleşim yeri.

Strang ile ilgili cümleler

English: A strange atmosphere surrounds the visitor in this room.
Turkish: Bu odada garip bir atmosfer ziyaretçiyi çevreliyor.

English: "Today my mother died." That's how the book The Stranger, by Albert Camus, begins.
Turkish: "Bugün annem öldü." Albert Camus tarafından yazılan "Yabancı" adlı kitap işte bu şekilde başlar.

English: A strange car was parked in front of my house.
Turkish: Evimin önüne garip bir araba park edildi.

English: "That was a strange dream." "What happened?"
Turkish: "Bu tuhaf bir rüyaydı." "Ne oldu?"

English: A dog will bark at strangers.
Turkish: Bir köpek yabancılara havlar.

Strang ingilizcede ne demek, Strang nerede nasıl kullanılır?

Strange : Tuhaf. Yabansı. Garip. Yabancı. Alelacayip. Yad. İşe yabancı. Acayip. Acemi. Acayiplik.

Strange attractor : Yabancı etkileyici.

Strange looking : Tuhaf görünüşlü.

Strange thing : Acibe.

Strange to say : Ne garip. Hayret. Ne tuhaf.

Stranglehold : Engelleme. Boğma vaziyeti. Boğazından yakalama. Bastırma. Bir kişi veya durum üzerinde mutlak güç.

Strangle : Boğazını sıkmak. Boğazını sıkarak öldürmek. Gırtlaklamak. Boğazlamak. Çanak stratejisi. Bastırmak. Boğulmak. Gelişimini engellemek. Boğarak öldürmek. Boğmak.

 

Strangely enough : Ne gariptir ki. Buna rağmen. Garip belki ama. Tuhafı şu ki.

Strangeness : Gariplik. Tuhaflık. Acayiplik. Yabancılık. Garabet.

Strangely : Dayak. Garip biçimde. Garip şekilde. Şaşılacak derecede. Tuhaf. Tuhaf tuhaf.

İngilizce Strang Türkçe anlamı, Strang eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Strang ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Noticeable : Farkedilebilir. Dikkati çekici. Görülebilir. Açık. Dikkate değer. Belli. Farkedilebilen. Önemli. Göze çarpan. Kolayca görünen.

Gothic : Gotik. Gotik tarzı. Gotça. Kaba. Gotik yazı. Barbar. Grotesk. Got'lara ait. Xıı. yüzyıldan xv. yüzyıla değin yazmaların çoğaltılmasında kullanılan, harflerdeki eğri çizgiler yerine, birbiriyle açılar yapan düz çizgilerden oluşan bir yazı türü.

Strength : Etkinlik. Dinçlik. Gereçlerin çeşitli dış etkenlere karşı koyarak, biçim ve başka özelliklerini koruyabilme niteliği. Direnç. Kadro. Güçlülük. Dayanma gücü. Fizik, uzay, kimya, madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. Dayanım. Etkililik.

Oddish : Biraz farklı. Oldukça tuhaf.

Curious : İlginç. Tuhaf. Garip. Acayip. Ender. Nadir. Görülmemiş. İlgili. Bilmek isteyen. Herkesin işine karışan.

Grotesque : Anlamsız. Komik. Acayip. Tiyatro da karikatürleştirme işleminin özü olan grotesk, seyirciyi yabancılaştırarak tuhaf ve şaşırtıcı biçimlerle karşıt görüntüleri birleştirerek güldürmeye yönelen, ussal dizgeye karşı çıkarak, ussal bir sonucu getiren, temelde ciddi, ama görünüşte gülünç ve abartılı olan biçim. Kaba gülünçlüklerden, tuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanan, karşıt görüntüleri, bağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren, söylemek istediğini usçuluğa karşı, us'a aykırı yadırgatmalarla veren güldürü biçimi. Güldürecek kadar acayip. Garip. Çok garip. Grotesk figür.

 

Stiff : Leş. Sahte para. Resmi. Katı. Pekişmiş. Baş belası. Tutulmuş. Üstüne yatmak. Şiddetli. Kazık atmak.

Queer : Bozmak. Sahte para. Garip. Keyifsiz. Mahvetmek. Labunya. Kaçık. İbne. Tuhaf. Midesi bozulmuş.

Hard : Sert. Ekşi. Çetin. Güç. Ağır. Şiddetli. Kireçli. Acı (su). Ekşimiş. Dayanıklı.

Knockout : Açma çıkıntısı. Nakavt. Uyuşturucu. Afet. Çok çekici kimse. Çekici şey. Zarar verici. Yıkıcı. Çekici kimse. Büyük darbe.

Strang synonyms : knock down, weapons grade, beardown, ironlike, industrial strength, bullocky, well set, freaky, fantastical, rugged, sinewy, peculiar, toughened, severe, eery, odd, vehement, fortified, rum, strengthened, antic, powerful, singular, hefty, funny, brawny, reinforced, rummy, muscular, exotic, eerie, quaint, virile.

Strang zıt anlamlı kelimeler, Strang kelime anlamı

Familiar : Alışılmış. Yakın. Bilinen. Yaygın. Bilen. Anlayan. Tanıdık. Büyülü hayvan (içine büyüyle ruh girmiş). Doğal davranışlı. Sulu.

Weakness : Kuvvetsizlik. Halsizlik. Zayıf taraf. Cansızlık. Hasta oluş. Sönüklük. Zaaf. Zayıflık. Dayanıksızlık. Güçsüzlük.

Weak : Takatsiz. Yetersiz. Sertliği az olan, karanlık bölümleriyle aydınlık bölümleri arasında kesin ayırım bulunmayan (görüntü). Zayıf. Silik. Kuvvetsiz. Hastalıklı. Sulu. İradesiz. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Strang antonyms : delicate, frail, tender, powerless.

Strang ingilizce tanımı, definition of Strang

Strang kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Strong.