Strengthening türkçesi Strengthening nedir

Strengthening ile ilgili cümleler

English: They confirmed the importance of strengthening global precautions in order to prevent devastating losses.
Turkish: Onlar yıkıcı kayıpları önlemek için küresel önlemlerin güçlendirilmesinin önemini doğruladılar.

English: Education shall be directed to the full development of the human personality and to the strengthening of respect for human rights and fundamental freedoms. It shall promote understanding, tolerance and friendship among all nations, racial or religious groups, and shall further the activities of the United Nations for the maintenance of peace.
Turkish: Öğretim insan şahsiyetinin tam gelişmesini ve insan haklarıyla ana hürriyetlerine saygının kuvvetlenmesini hedef almalıdır. Öğretim bütün milletler, ırk ve din grupları arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu teşvik etmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışın idamesi yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir.

English: The strengthening of competitiveness on export markets is an urgent need.
Turkish: İhracat pazarlarında rekabet gücünün güçlendirilmesi acil bir ihtiyaçtır.

 

Strengthening ingilizcede ne demek, Strengthening nerede nasıl kullanılır?

Austenite strengthening : Ostenit dayançlanması. Ostenit dayanıklılaşması. Ostenit dayanıklılaştırma.

Strengthen : Güçlenmek. Sağlamlaştırmak. Takviye etmek. Tahkim etmek. Güçlendirmek. Kuvvet vermek. Yaşam bulmak. Güç kazanmak. Desteklemek. Pekitmek.

Strengthened : Takviye etmek. Desteklemek. Sağlamlaştırmak. Güçlendirmek. Kuvvetlendirmek. Yükseltmek. Kuvvetlendirilmiş. Kuvvetlenmek.

Strengthener : Destek olan kimse. Güçlendirici ilaç. Kuvvetlendirici. Takviye edici şey.

Strengtheners : Takviye edici şey. Destek olan kimse. Güçlendirici ilaç.

Strengthens : Yükseltmek. Kuvvetlendirmek. Takviye etmek. Desteklemek. Kuvvetlenmek. Sağlamlaştırmak. Güçlendirmek. Mukavemetlendirmek.

Unstrengthened : Takviye edilmemiş. Desteklenmemiş. Güçlendirilmemiş. Pekiştirilmemiş. Kuvvetlendirilmemiş.

İngilizce Strengthening Türkçe anlamı, Strengthening eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Strengthening ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Advance heading : Ayak kılavuzu.

Confirmative : Onaylayıcı. Doğrulayıcı. Musaddik. Vesika.

Aggrandizements : Büyütme. Agrandisman. Abartma. Çoğaltma.

Activated carbon : Etkin karbon. Aktif kömür. Etkinleştirilmiş karbon. Aktif karbon. Etkin kömür. Aktive edilmiş karbon. Emici kömür. Sudaki pisliklerin katı karbon tarafından absorbe edilmesi.

Invigorations : Canlandırma. Harekete geçirme. Diriliş. Uyarma.

Driver : Golfte ağaç sopa. Etmen. Sürücü. Makinist. Haydavcı. Operatör. Yöndemci. Sert yönetici.

Sintering : Topaklaştırma. Toplaştırma. Bir malzemeyi hala katı şeklini muhafaza edecek şekilde erime noktasının hemen altına kadar ısıtma işlemi. Külçeleme. Örüt ya da biçimsiz taneciklerin ısı etkisiyle birleşip kaynaşarak daha iri katı parçaları oluşturması. Pişirme. Sinterleme.

 

Adit : Tünel. Maden galerisi. Yatay giriş galerisi. Giriş. Galeri. Yaklaşım iç yolu. Giriş galerisi. Maden ocağı ağzı. Giriş lağımı.

Increase : Yükselmek. Yükseltmek. Büyümek. Çoğaltmak. Eder artırımı. Yükseklik, herhangi bir mal ya da nesneye ilişkin değerin arttırılması. Arttırmak. Çoğalmak. Artışa geçmek. Artırmak.

Authorisation : Yetkilendirme. Görev verme. Onay (authorization olarak da yazılır). Cevaz. Yetki verme. Ruhsatname. Ruhsat. Resmi izin. Rıza. Vekaletname.

Strengthening synonyms : roborant, arbitrament, elevations, emphasizing, aggrandisement, backings, inurement, vindications, buttress, indurations, reduplication, exaltation, boosters, intensification, amplification, consolidation, hiking, restorative, commercial arbitration, additional support, acid rock, step up, escalations, verifications, recruitment, protestations, invigoration, annealers, protestation, emphasizer, advance per shift, corroborations, reinforcement.

Strengthening zıt anlamlı kelimeler, Strengthening kelime anlamı

Dilution : Seyreltim. Bir çözeltiyi seyretmek için çözgen katılması. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Seyrelti. Sulandırma. Cansızlaştırma. Dilüsyon. Özsermayenin zayıflatılması. Bir maddenin hava veya su içerisindeki konsantrasyonunun azaltılması. Nispi kayıt.

Decrease : İnişe geçmek. Düşüş. Düşmek. Küçültmek. Küçülmek. Eksiltmek. Azaltmak. Eksilme. Eksilmek. İnmek.

Weakening : Güçsüzleşme. Zayıflama. Zayıflatıcı. Zayıflık. Zayıflatma.

Strengthening ingilizce tanımı, definition of Strengthening

Strengthening kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Giving or increasing strength. That strengthens.