Stres nedir, Stres ne demek

Stres; bir tıp terimidir. kökeni ingilizce dilinden gelmektedir.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Canlıların yaşamı için uygun olmayan koşullar.

Canlı organizmasında savunma uyandırıcı etkilerle (stres faktörü) buna karşı oluşan savunma mekanizması.

Dayanıklılığı azaltan fiziksel veya mental gerilim, gerginlik.

İngilizce'de Stres ne demek? Stres ingilizcesi nedir?:

stress

Stres hakkında bilgiler

Stres, vücudun çeşitli içsel ve dışsal uyaranlara verdiği otomatik tepki.

Stres; fizyolojik ve psikolojik olmak üzere ikiye ayrılabilir. Fizyolojik stres sadece HPA aksı üzerinden etki gösterirken, psikolojik stres varlığında bu aksa limbik sistem de –özellikle hipokampus ve amigdala- dahil olmaktadır.

Stres maruziyetin artması; katekolaminler, adrenalin, noradrenalin ve adrenal glukokortikoitlerin sempatoadrenal salınımını artırarak katabolizmayı artırmaktadır. Bunun sonucunda lipolizi ve glikoz reservlerinin mobilizasyonunu artırır. Bu olay, enerji substratlarının dağılımını ve kullanılabilirliğini artırmada rol oynamaktadır. Davranışsal, otonom, immün ve endokrin sistemlerle ilişkili nöronlarda bulunan CRF, memelilerde öğrenme ve duygulanımla ilgili nöronal yapılarda bol miktarda bulunmakta, memelilerde stres yanıtında önemli bir rol oynamaktadır.

 

HPA aksı kompleks geribildirim mekanizmalarına sahip nöroendokrin bir yolaktır. Bu yolağın, stres maruziyeti sonucu artan aktivitesi hipotalamik corticotropin-releasing hormone (CRH)'ın salınımı ile ilgilidir. Strese tekrar maruz kalma, hipotalamus-pituitary-adrenal (HPA) aksında stres yanıtını düzenleyen önemli bir alandan salınan CRF; hipatalamo-hipofizer portal sistemde taşınarak ön hipofiz bezine ulaşmaktadır. Burada anterior lobun proopiomelanocortin (POMC) üreten hücreleri –POMC öncülünün bir son maddesi olan ACTH'ı üretmek için- eşzamanlı olarak aktive olur. Dolaşımdaki ACTH adrenal kortekse vardığında, steroidogeneze ve plazma glikokortikoit miktarının artmasına neden olmaktadır.

Stres ile ilgili Cümleler

  • Stres topları çok etkilidir.
  • Stres, hayaller görmene neden oluyor.
  • Strese girince bocaladım.
  • 25 ve 54 yaşları arasındaki erkekler ve kadınlar en stresli yaşamlara sahiptir.
  • Ali her zaman stresli görünüyor.
  • Strese girdiğimde bazen düşünmeden hareket edebiliyorum.
  • Stresle baş etmenin yollarını bulmam lazım.
  • Strese girdiğimde sigara içmek için dışarıya çıkacağımı biliyorsun değil mi?
  • Stresle baş edemiyorum.
  • İş seyahati stresli.
  • Küçük çocuklar anne-babalarının ayrılmasıyla çok büyük stres altına girebilir ve çoğu zaman da evliliğin yıkılmasının sebebi olarak kendilerini suçlarlar.
  • Toplantıları stresli buluyorum.
  • Önümüzde çok stresli bir günümüz var.
  • Flört etmek çok stresli olabilir.

Stres anlamı, kısaca tanımı:

Stres atmak : Bir etkinlikte bulunarak gerginlikten, sıkıntıdan kurtulmak.

Strese girmek : Gerilmek, sıkıntıya girmek.

 

Strese sokmak : Gerilime, sıkıntıya sokmak.

Streslenme : Streslenmek durumu.

Streslenmek : Ruhsal yönden gerilimli duruma girmek veya gelmek.

Stresli : Stresi olan, stresi bulunan.

Stressizlik : Stressiz olma durumu.

Ruhsal : Ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, psikolojik, psişik. Ruh bilimi ile ilgili, ruh bilimsel, psikolojik.

Gerilim : Gerginlik, tansiyon. Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi. Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon. İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür. Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj. İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum.

İçsel : İçle ilgili, içe ilişkin, dâhilî.

Uyaran : Bir uyarım, bir tepki yaratan herhangi bir güç, uyarıcı. Uyarma işini yapan (kimse veya şey), münebbih. Organizmada uyarım yaratan, uyarıcı.

Otomat : Sıcak su verecek biçimde hazırlanmış, hava gazı ocaklı cihaz. Canlı bir varlığın yapabileceği bazı işleri yapan mekanik veya elektrikli araç. Yapılarda, merdivenleri aydınlatacak biçimde düzenlenmiş elektrik düzeneği.

Tepki : Karşılık verme. Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan, genellikle olumsuz söz veya davranış. Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki, aksülamel, reaksiyon.

Fizyolojik : Fizyoloji ile ilgili, vücutla ilgili. Normal, doğal olarak işleyen.

Ruhsal gerilim : Ameliyat şoku, travma, soğuk, coşku vb. etkenlerin organizmada oluşturduğu bozuklukların tümü, stres.

Stres iplikleri : Hücrelerin bir yere yapışmasında, yalancı ayak ya da filopodya oluşumu sırasında meydana gelen, hücre sitoplâzmasındaki aktin ipliklerinin fasin, alfa aktinin, fimbrin, filâmin, villin gibi yardımcı proteinlerle oluşturdukları uzun bantlar. Mikrofilamentum.

Stres kırığı : Kemiğe belirli bir yönde yapılan ve yinelenen zorlamaların anormal bir strese yol açması sonucu oluşan kırık.

Stres sendromu : Besi domuzlarında beklenmeyen ölümlere neden olan, solunum güçlüğü, ateş, taşikardi, deride kızarıklık ve kaslarda aşırı sertleşmeyle belirgin otozomal çekinik özellikte kalıtsal hastalık, domuzların stres sendromu. Stresle ilişkili olarak aşırı katekolamin salınımı ve anormal hücre içi kalsiyum homeostazisinden kaynaklanır.

Stressiz : Stresi olmayan, stresi bulunmayan.

Diğer dillerde Stres anlamı nedir?

İngilizce'de Stres ne demek? : n. stress

Fransızca'da Stres : stress [le]

Almanca'da Stres : n. Managerkrankheit, Stress

Rusça'da Stres : n. стресс (M)

adj. стрессовый