Jitter türkçesi Jitter nedir
- Seğirme.
- Heyecan.
- Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
- Punk dinleyen tip.
- Sorun yaratan tip.
- Sinirden titremek.
- Sinema ya da almaç görüntülüğünde resmin sürekli olarak hafifçe kıpırdaması biçiminde ortaya çıkan durum. bir filmin ya da mıknatıslı ses kuşağının seslendirme ya da okuma aygıtındaki geçişinde düzensizlikten dolayı sesin bozulması.
- Gecikme.
- Sapma.
- Sinirlenmek.
- Titreşme.
- Stres.
- Titreme.
Jitter ile ilgili cümleler
English: I'm jittery.
Turkish: Ben gerginim.
English: They're jittery.
Turkish: Onlar gergin.
English: Ali looks jittery.
Turkish: Ali gergin görünüyor.
Jitter ingilizcede ne demek, Jitter nerede nasıl kullanılır?
Phase jitter : Faz titremesi. Faz bozulması. Faz seğirmesi. Evre seğirmesi.
Time jitter : Zaman seğirmesi.
Jitterbug : Deli gibi swing dansı yapmak. Swing müziği delisi. Caz müziği delisi. Swing dansı yapmak. Swing delisi. Heyecanlı ve gergin tip.
Jitterbugged : Heyecanlı ve gergin tip. Swing delisi. Deli gibi swing dansı yapmak. Swing müziği delisi. Swing dansı yapmak.
Jitterbugging : Swing dansı yapma. Swing dansı yapmak.
Jittering : Sinirlenmek. Sinirden titremek. Gergin olma. Tekrar eden hızlı hareketler yapma.
Jittery : Gergin. Siniri tepesinde. Sinirli. Korku içinde. Asabi. Gergin (kimse). Çok sinirli.
Give someone the jitters : Birini çok korkutmak. Birini dehşete düşürmek. Birini gergin hale getirmek.
Jittered : Gecikme. Seğirme. Sorun yaratan tip. Sapma. Punk dinleyen tip. Sinirden titremek. Stres. Titreşme. Sinirlenmek. Heyecan.
Get the jitters : Korku duymak. Sinirli olmak. Çok heyecanlanmak. Aşırı heyecanlanmak. Çok heyecanlı olmak. Heyecandan ölmek.
İngilizce Jitter Türkçe anlamı, Jitter eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Jitter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Tension : Eğitim, fizik, gramer, kimya, sinema, televizyon, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Germe. Gerginlik. Kan basıncı. gerilme olayı, gerginlik. Gerici, çekici, bir kuvvet etkisinin neden olduğu durum. Bir sesin tek başına boğumlanması sırasında konuşma organlarının o sesin çıkmasına yarayacak duruma gelmesi; bir sesin boğumlanması için konuşma cihazının girdiği hazırlık, oluşum ve çözülme basamaklarından ilki. Bir iletkenin iki ucundaki elektrik akımını sağlayan gizil güç eşitsizliği. Kaygı, heyecan, baskı ya da yılgınlık gibi ruhsal durumların davranımsal etkilerine verilen genel ad. gerçek ya da imgesel bir durumu, biyolojik ve ruhsal bakımdan güçlü ve hareketli biçimde karşılamaya hazır oluş. Bir elektrik kaynağının potansiyeli, potansiyel farkı ya da elektromotor kuvveti. voltla ölçülür. Çekme.
Bad hat : Bozguncu. Bilerek sorun provoke eden kimse. Fitneci. Mesele çıkaran kimse. Sorun çıkaran. Baş belası. Ortalığı karıştıran. Fesatçı.
Juddering : Titreşen. Titreşmek. Sarsılmak. Titremek.
Noise : Titreşimli düzenli olmayan sesler. boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Şamata. Parazit. Bilgisayar, fizik, gitar, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ses. Gürültü. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler. Ses çıkarmak. Kısa devre.
Flickers : Alevlenmek. Titremek. Oynamak (ışık veya gölge). Çırpınmak. Titrek ışık veya alev. Titreşmek. Titreyerek yanmak (ateş). Oynamak. Hızla ve sessizce önünden geçmek.
Twitch : Aniden kıpırdatmak. Ani çekiş. Birdenbire kapıp çekmek. Küçük müdahalelerde, atların sakin durmasını sağlamak için hayvanın üst dudağı veya kulağına uygulanan bir ağaç sapının ucuna geçirilmiş halka biçiminde ve bir ipten ibaret aygıt. halka daraltılıp veya gevşetilmekle hayvanın az veya çok ağrı duyması sağlanır. Aniden kıpırdamak. Kapmak. Aniden çekmek. Birden çekmek. Birdenbire çekmek. Asılmak.
Buck fever : Tecrübesiz avcının heyecanı.
Jiggled : Irgalanmak. Salınmak. Hafif ve çabuk sallamak. Hafif sallantı. Sallamak. Dingildemek. Hafifçe sallanmak.
Delay : Bekletme, bir durumun çözümünü bile bile uzatma, geciktirme. seyircinin ilgisini uyanık tutmak için geriye atma. Ses sinyalini kopyalayarak belli zaman aralıklarıyla belirlenen sayıda tekrarlayarak yapay yankı hissi veren efekt ve bunu sağlayan cihaz. Yubanmak. Gecikmek. Geciktirme. Eğlemek. Savsaklamak. Oyalanmak. Bilgisayar, ekonomi, gitar, tiyatro alanlarında kullanılır.
Chill : Ürpertmek. Üşütmek. Soğumak. Ürpermek. Sertleşmek. Titremek. Soğutmak (yiyecek veya içecek). Soğuk algınlığı. Buz gibi.
Jitter synonyms : become irritated, didder, hysteresis, aberrance, agitations, deflections, vellication, arousals, detention, lag, animation, trauma, flare out, dramas, drama, clonicity, state, animations, flaps, declination, myoclonus, be peeved at, flickering, pulsation, jitters, disturbance, declensions, troublemaker, departure, ardour, agitation, movement, declension.

Bu kısımda Jitter kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Jitter ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Jitter anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Jitter ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.