Heyecan nedir, Heyecan ne demek
Heyecan; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu

- Coşku.
"Heyecan" ile ilgili cümle örnekleri
- "Çıngırağın her çekilişinde ikisinin de heyecandan yürekleri ağızlarına geliyor." - M. Yesari
- "Halk heyecan içinde."
Eğitim alanındaki sözlük anlamı:
Organizmanın durgun ve olağan durumundan herhangi bir biçimde uzaklaşması hali.
Bir uyarıcı karşısında, aşırı derecede duygulanış nedeniyle fizyolojik değişmelere yol açan tepki.
Felsefi anlamı:
(Lat. emovere = devinmek) İç ya da dış uyarımlarla ortaya çıkan ruhsal devinim; duygu devinimi. Heyecan: a. kalıcı, sürekli (ör. kara sevda); b. geçici bir coşkunluk niteliğinde (ör. sevinç); c. belli bir şeye yönelmiş (ör. korku) olabilir.
Tiyatro'daki terim anlamı:
Oyunun seyirci üzerinde uyandırdığı gerilim duygusu.
Heyecan isminin anlamı, Heyecan ne demek:
Erkek ismi olarak; Duygularda meydana gelen coşma, coşkunluk. Kız ismi olarak; Duygularda meydana gelen coşma, coşkunluk.
İngilizce'de Heyecan ne demek? Heyecan ingilizcesi nedir?:
emotion, suspens
Heyecan anlamı, tanımı:
Heyecan duymak : Heyecanlanmak.
Heyecan vermek : Heyecan duymasına sebep olmak.
Heyecana düşürmek : Heyecanlandırmak.
Heyecana getirmek : Heyecanlandırmak, heyecanlanmasına sebep olmak.
Heyecana gelmek : Heyecanlanmak, heyecan duymak.
Heyecana kapılmak : Aşırı derecede heyecan, coşku duymak.
Heyecanlandırma : Heyecanlandırmak işi.
Heyecanlandırmak : Heyecan duymasına sebep olmak.
Heyecanlanış : Heyecanlanma işi.
Heyecanlanma : Heyecanlanmak işi.
Heyecanlı : Heyecan veren. Çabuk, kolay heyecanlanan, müteheyyiç. Heyecan içinde yapılan.
Heyecanlılık : Aşırı duyarlı olma. Heyecanlı olma durumu.
Heyecansız : Heyecanla yapılmayan. Çabuk, kolay heyecanlanmayan. Heyecan vermeyen. Heyecanı olmayan.
Heyecansızlık : Heyecansız olma durumu.
Sevinç : İstenen veya hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku.
Korku : Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu. Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü. Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara.
Kızgınlık : Öfkeli olma durumu. Hayvanların çiftleşme isteği. Kızgın, ısınmış olma durumu.
Üzüntü : Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür.
Kıskançlık : Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum, günücülük, hasetçilik, hasetlik, hasutluk.
Sevgi : İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu.
Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.
Coşku : Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan. Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu. Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi, heyecan.
Heyecan tonu : Heyecanla söylenen sözdeki ton.
Heyecan vurgusu : İfadede heyecanı anlatan cümle vurgusu.
Heyecanla : Heyecanlı, çok istekli bir biçimde. İlgili cümle: "Daima affını istemesine ve buna ait memleketinden heyecanla haber beklemesine göre kabahatini müdrik görünüyor." A. H. Çelebi.
Heyecanlanabilme : Heyecanlanabilmek işi.
Heyecanlanabilmek : Heyecanlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Heyecanlandırabilme : Heyecanlandırabilmek işi.
Heyecanlandırabilmek : Heyecanlandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Heyecanlanıverme : Heyecanlanıvermek durumu.
Heyecanlanıvermek : Çabucak heyecanlanmak. İlgili cümle: "Gülümsedi, daha doğrusu İngilizce güldü ilkin. Sonra birden heyecanlanıverdi." N. Uygur.
Heyecanlanmak : Herhangi bir nedenle güçlü, geçici bir duygulanımdan etkilenmek, heyecana gelmek, coşmak. İlgili cümle: "Cümleleri parlaktı, jestlerle konuşuyordu, heyecanlandırıyor ve heyecanlanmış görünüyordu." T. Buğra.
Heyecan ile ilgili Cümleler
- Heyecan doruk noktasına ulaştı.
- Oyunu görmek için heyecanlıydık.
- Ben daha heyecanlı olamadım.
- Heyecan verici bir hikayeydi ve o onu iyi anlattı.
- Heyecan verici mi?
- Heyecan istediğini söylemiştin.
- Heyecan azalınca,tartışma devam etti.
- Bu hem ilgi çekici hem de heyecan verici.
- Tom'un heyecanlı olacağını düşündüm.
- Ben kendimi gerçekten heyecanlı hissettim.
- Heyecan verici değil mi?
- Ali heyecanını gizlemeye çalıştı.
- Biz çok heyecanlıydık.
- Heyecan verici görünüyor.
Diğer dillerde Heyecan anlamı nedir?
İngilizce'de Heyecan ne demek? : n. excitement, emotion, sensation, enthusiasm, ardor, ardour [Brit.], agitation, affect, fever, the shivers, tension, thrill, stir, animation, bang, commotion, dither, drama, exaltation, ferment, fermentation, fire, flap, flurry, flush, flutter
Fransızca'da Heyecan : émotion [la], émotivité [la], enthousiasme [le], sensation [la], alerte [la], émoi [le]
Almanca'da Heyecan : n. Aufregung, Aufsehen, Begeisterung, Bewegung, Eifer, Eklat, Emotion, Enthusiasmus, Erregtheit, Erregung, Fahrt, Hitze, Inbrunst, Rausch, Schauer, Spannung, Spektakel, Taumel, Trubel, Wallung
Rusça'da Heyecan : n. волнение (N), возбуждение (N), лихорадочность (F), трепет (M), переживание (N), беспокойство (N), смятение (N), экстаз (M), эмоция (F), увлечение (N), вдохновение (N)

Bu kısımda Heyecan nedir? Heyecan ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Heyecan tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Heyecan hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.