Juddering türkçesi Juddering nedir

Juddering ingilizcede ne demek, Juddering nerede nasıl kullanılır?

Judder : Titreşmek. Titreme. Sarsılmak. Titreşim. Titremek.

Juddered : Titreşim. Titreme. Titremek. Sarsılmak. Titreşmek.

Judders : Titreşmek. Sarsılmak. Titreşim. Titremek. Titreme.

İngilizce Juddering Türkçe anlamı, Juddering eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Juddering ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Oscillating : Sallanan. Salınımlı. Salınan. Titrer.

Doddery : Eli ayağı tutmayan. Titrek. Sarsak. Bunak. Dermansız.

Jittered : Seğirme. Gecikme. Sinirlenmek. Sorun yaratan tip. Punk dinleyen tip. Heyecan. Sinirden titremek. Sapma. Stres.

Juddered : Titreşim.

Jitter : Punk dinleyen tip. Sorun yaratan tip. Sinema ya da almaç görüntülüğünde resmin sürekli olarak hafifçe kıpırdaması biçiminde ortaya çıkan durum. bir filmin ya da mıknatıslı ses kuşağının seslendirme ya da okuma aygıtındaki geçişinde düzensizlikten dolayı sesin bozulması. Stres. Gecikme. Seğirme. Sinirlenmek. Heyecan. Sapma.

Jarred : Karşıt olmak. Kulak tırmalamak. Gıcırdatmak. Uymamak. Didişmek. Sarsmak. Kavga etmek. Gıcırdamak. Çatlak ses çıkarmak.

Clonicity : Kas spazmı serisi (tıp veya medikal terimi).

 

Dither : Kararsız olmak. Eli ayağı titremek. Kararsızlık ve heyecana kapılmak. Eli ayağına dolanmak. Kıpırtılandırmak. Tereddüt etmek. Duraksamak. Kararsızlık.

Old : Köhne. Eskimiş. Kart. Eski. İhtiyarlamak. Pişkin. Deneyimli. ...yaşında. Yaşlı. İhtiyar.

Flickering : Kırpışma. Titrek.

Juddering synonyms : pulsating, falters, be cut up, be shocked, fibrillating, dithered, bicker, jar, doddering, flutter, dithers, careen, twittery, vibrating, librate, trembliest, pulsation, fibrillated, fremitus, be shaken, jiggles, falter, jolt, senile, fibrillate, jerk, bickers, fluttered, careened, wavier, judders, careening, tremblier.

Juddering zıt anlamlı kelimeler, Juddering kelime anlamı

Steady : Düzgün. Düzenli. Sarsılmaz. Teskin etmek. Sebatkar. Ciddi. Şaşmaz. Akıllı uslu. İstikrar. Metin.

Young : Küçük. Yavru. Genç. (hayvan) yavru. Gençler. Taze. Döl. Hayvan yavrusu. Gençlik. Yeni.