Structural contour lines türkçesi Structural contour lines nedir

  • Belli bir katmanın alt ya da üst yüzeyinde, eş yükseklikte noktalardan geçen ve böylece kemer, tekne vb.'ni gösteren eğriler.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Yapısal eşyükselti eğrileri.

Structural contour lines ingilizcede ne demek, Structural contour lines nerede nasıl kullanılır?

Structural : Yapı. Strüktüral. Yapısal. Organik. Bünyesel. Strüktürel. Kayaçsal.

Contour : Şekil. Biçimini oluşturmak. Oyuk. Düzey çizgisi. Dış çizgi. Hudut (haritada) yükseklik çizgisi. Bir nesneyi ya da yüzeyi saran en dış çizgi. bir izgenin özel bir çizgisinin ya da bir kuşağının yeğinlik dalga boyu dağılım eğrisi. Dış hatlar. Kontur. Hatlarını belirlemek.

Lines : Bahisçilere sunulan oranlar. Rol. İletişim hatları. Olta ipi. İp, misina veya metal liflerden yapılmış, bir ucu mantara, kasnağa veya makaraya sarılı diğer ucu bedene bağlı olta takımı hazırlamada kullanılan materyal. Olta iğnesinin kullanılmasını sağlayan malzemelere verilen ad, beden malzemeleri doğal olan kendir, ipek, pamuk vb. sentetik olanları ise poliamid, poliester multi ve monofilament malzeme, oltanın ucuna genellikle bir fırdöndü vasıtasıyla bağlanan ve kalınlığı oltanın kalınlığına eşit veya daha az olan olta ipi parçası. Beden. Ana hatlar. Replik. Satır sayısı.

 

Contour lines : Eşyükselti çizgisi. Harita üzerinde eş yükseklikte bulunan noktaları birleştiren eğriler. Eşyükselti eğrileri. Eşyükselti eğrisi. Yeryüzü biçimlerini göstermek amacıyla çizilen haritalarda, deniz yüzeyinden aynı yükseltide bulunan yerleri birleştiren iç içe eğrilerden her biri.

İngilizce Structural contour lines Türkçe anlamı, Structural contour lines eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Structural contour lines ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abrasive power : Akarsuyun ve akarsuyla taşınan katı maddelerin, devimsel enerjileri arasındaki orantı.(akarsuyun devimsel m . v2 enerjisi = m . v2; taşınan maddelerin devimsel enerjisi = -»- dir. m = suyun kütlesi, v = akarsuyun hızı, m = maddelerin kütlesi, v = taşınan maddelerin hızı.). Aşındırıcı kuvvet. Akarsuyun aşındırma gücü. Aşındırıcı güç.

Algonkian : Kuzey amerika yerlileri tarafından konuşulan dil ailesi. Alkongien. Bir prekambriyen sistemi. Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.). Algonkiyen.

Abysal environment : Derin ova. 2000 m.nin altındaki derin deniz dibi ortamı.

After shock : İlk yeğin depremin ardından gelen ve genel olarak yavaş yavaş yeğnileşen sarsıntı. Artçı şok. Artçı deprem (depremden sonra). Art sarsıntı. Artçı sarsıntı.

Adjacent rock : Yantaş. İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç.

Alcalic fumarole : Alkali tüten. 100-200 derece sıcaklıkta, nh2 cl, co2, h2s ve h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller.

 

Abyss : Dibi olmayan çukur. Olağanüstü derinlikte bir yerkabuğu yarığı. Cehennem. Boşluk. Dipsiz gibi görünen yer. Tamu. Hufre. Uçurum. Yerde bulunan, çok derin ve dipsiz kuyu. Derinlik.

Absolute chronology : Mutlak kronoloji. Salt çağbilimi. Yerbilim oluşlarının yıllarla bekletilmesi.

Acrozone : Menzil zonu. Uç kuşağı. Belirli bir taşıl türünün, cinsinin ya da başka bir bölümleme biçiminin, bütün ucunu kapsayan ya da onu belirten katmanlı kayaçlar.

Advance of aglacier : Buzul ilerlemesi. Buzulun önden uzanması.

Structural contour lines synonyms : aggregats, agricultural geology, acid fumarole, adventive cone, alkali rocks, absolute age.