Sued türkçesi Sued nedir

  • Davacı.
  • Ricada bulunmak.
  • Talep etmek.
  • İstemek.
  • Mahkemeye vermek.
  • Rica etmek.
  • Kur yapmak.
  • Dava açmak.
  • Dava açılmış.

Sued ile ilgili cümleler

English: Mr. Smith sued them for damages.
Turkish: Bay Smith zararlar için onlara dava açtı.

English: Devil sued God.
Turkish: Şeytan Tanrı'ya dava açtı.

English: Ali is being sued by more than one person.
Turkish: Ali birden fazla kişi tarafından dava ediliyor.

English: Jale sued her own mother.
Turkish: Jale kendi annesini mahkemeye verdi.

English: I've never been sued before.
Turkish: Daha önce hiç dava edilmedim.

Sued ingilizcede ne demek, Sued nerede nasıl kullanılır?

Suede : Podüsüet. Podüsüetten yapılmış. Süet.

Suede cloth : Süet kumaş. Süet elbise.

Suede glove : Süet eldiven.

Suede gloves : Süet eldiven.

Suede leather : Süet. Süet deri.

Currency issued : Emisyon hacmi.

Can i have it reissued : Yeniden çıkartabilir miyim.

Debentures issued by state : Devlet borç belgiti. Devletin uzun süreli borçlanma yoluyla ve para sağlama amacıyla çıkardığı borç belgitleri.

Artificial suede : Yapay süet. Suni süet.

Suedes : Podüsüet. Podüsüetten yapılmış. Süet.

İngilizce Sued Türkçe anlamı, Sued eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sued ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Aspire to : Arzu etmek. Amaçlamak. Amaç edinmek.

Appealed : Başvurmak. İlgisini çekmek. Yalvarmak. Müracaat etmek. Temyiz edilmiş. Hoşuna gitmek. Temyize gitmek. Üst mahkemeye başvurmak.

Commences : Yüksek lisans almak. Açmak. Başlatmak. Doktora derecesi almak. Start vermek. Başlamak. Start almak.

Beseech : Yalvarmak. İstirham etmek. Dilemek.

Invokes : Başvurmak. Dua etmek. Hatırlatmak. Yakarmak. Çağırmak. Yalvarmak. (tanrıya) yakarmak. Yardım istemek. Başlatmak.

Call : Aramak. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Çağırmak. Farzetmek. Adamla getirtme. Adlandırılmak. Çağrı. Seslenmek. Telefonda konuşmak. Aramak (telefon).

Libelers : Kötü niyetle hakaret eden kimse. İftira eden. İftira eden kimse. Karalayan kimse. İftiralı yazı yazan kimse. İftiracı.

Pitch : Perde (ses). Sesin yükseklik yönünden birbirinden değişik kesimleri. Derece. Tezgah. Zift. Sarmal yol ya da sarmal kangal boyunca ardışık sarımlar aralığı. Tizlik. Sarmal adımı. Atmak. Sendelemek.

Beg : Dilenmek. Sadaka istemek. Sakınmak. İstirhamda bulunmak. Arka ayakları üzerinde durmak. Yalvarmak. İtiraf etmek. Kaçınmak. Mendil açmak.

Bespeak : Ayırtmak. Ismarlamak. Sipariş vermek. Tutmak. Konuşmak. Hitap etmek. Göstergesi olmak.

Sued synonyms : oil rich seed, safflower seed, ash key, pip, ivory nut, cohune nut, nicker nut, coquilla nut, babassu nut, edible seed, jumping seed, neem seed, apple nut, bonduc nut, mexican jumping bean, nicker seed, jumping bean, vegetable ivory, job's tears, bring into court, ask a favor of, impleader, horse chestnut, asks, indicting, coffee bean, be in need of, oilseed, beseeched, indict, besought, requests, buckeye.

Sued zıt anlamlı kelimeler, Sued kelime anlamı

Persistent : Sürekli. İz bırakan. Sürekli var olan, kesilmeksizin devam eden, geçmeyen, inatçı olan. Ahtapot gibi. İnatçı. Persistan. Israr eden. Geçmeyen. Israrlı.