Suffered türkçesi Suffered nedir

Suffered ile ilgili cümleler

English: Ali suffered from a heart attack and almost died waiting for the ambulance.
Turkish: Ali bir kalp krizinden muzdaripti ve ambulans beklerken neredeyse ölüyordu.

English: At times, he suffered from a painful headache.
Turkish: Zaman zaman can sıkıcı baş ağrısı çekti.

English: Ali suffered a severe head injury.
Turkish: Ali ciddi kafa travması yaşadı.

English: Dr. Sagan suffered from a rare bone marrow disease called myelodysplasia.
Turkish: Dr. Sagan miyelodisplazi adlı ender bir kemik iliği hastalığından muzdaripti.

English: Ali suffered abuse.
Turkish: Ali istismara uğramıştı.

Suffered ingilizcede ne demek, Suffered nerede nasıl kullanılır?

Have suffered a great deal : Çok acı çekmek. Çok çekmek.

Sufferer : Çeken kimse. Mustarip olan kimse (bir hastalıktan). Acı çeken kimse. Dertli kimse. Kazazede. Hasta. Kurban. Hasar gören. Hastası olan kimse (bir illetin). Mağdur.

Sufferers : Çeken kimse. Mağdur. Dertli kimse. Hasta. Mustarip olan kimse (bir hastalıktan). Hastası olan kimse (bir illetin). Kazazede. Hasar gören. Kurban. Acı çeken kimse.

Alzheimer sufferer : Alzheimer hastası. Alzheimer hastalığı çeken kimse (bunama ile şekillenen ve bozulmaya yol açan hastalık, çoğunlukla yaşlıları etkiler).

 

Be a sufferer by : Yana dertli olmak. Muzdarip olmak. Çekmek.

Fellow sufferer : Acıdaş. Dert ortağı. Hemdert.

Suffer a loss : Zarara uğramak.

Suffer for : Cezasını çekmek. Derdini çekmek. Acısını yaşamak.

Suffer an affront : Hakarete uğramak.

Suffer a setback : Ufak bir aksaklıkla karşılaşmak. Ufak bir aksaklık yaşamak.

İngilizce Suffered Türkçe anlamı, Suffered eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Suffered ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Authorizes : Onaylamak. Salahiyet vermek. Yetki vermek. Ruhsat vermek. Yetkili kılmak. Yetkilendirmek. Memur etmek.

Blinks : Kaçınmak. Göz kırpmak. Titreşerek parlamak. Kırpıştırmak. Kırpmak. Küçük marul (hindistan'ın kuzey bölgesine özgü). Görmemezlikten gelmek. Pırıldamak. Yanıp sönmek (ışık).

Abstract : Özet çıkarmak. Heykel. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Çıkarmak. Ayırmak. Belirsiz. Soyut. Usavurma ya da çıkarsama yoluyla geçerlik kazanan kavramsal nesne. bk. somut. Soyutlamak.

Martyr : Kurban. Şehit. İşkence etmek. İşkence çekerek ölen kimse. Şehit etmek. İnancı veya davası için ölen kimse.

Allures : Büyülemek. Albeni. Aklını çelmek. Ayartmak. Çekici. Baştan çıkarmak. Cezbetmek. Aklını başından almak. Çekme.

Experience : Serüven. Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. Eğitim, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Tatmak. Deneyim yaşamak. Görmek. Görüp geçirmek. Denemek. Deney. Maruz kalmak.

 

Aggrieved : Kederli. Üzgün. Mazlum. Dertli. Kırılmış. Üzüntülü. İncinmiş. Haksızlığa uğramış. İncitilmiş.

Thrash about : Debelenmek. Hummalı bir hasta gibi çırpınıp durmak. Çırpınmak. Sert ve ani hareket etmek.

Tolerate : Takat getirmek. Acıya dayanmak. Tolere etmek. Tahammül etmek (organizma vb). Hoşgörmek. Boşluk bırakmak. Hoş görmek. Tahammül etmek.

Suffered synonyms : crock up, admit to, pain, hurts, go through, acquiesces, abrook, martyrs, be damaged, abide by, beareth, suffer the consequences, connived, expiate, expiating, squirm, victim, pay the penalty of, be answerable for the consequence, authorises, accite, suffers, admit, expiates, abideth, see, allows, feel pain, injured, blinked, absorbs, sufferers, agonises.

Suffered zıt anlamlı kelimeler, Suffered kelime anlamı

Enjoy : Anlamak. Haz almak. Kullanmak. Tadını almak. Zevk almak. Beğenmek. Tadını çıkarmak. Hoşlanmak. Tat almak. Tadına varmak.

Forbid : Olanak vermemek. Yasak etmek. Haram etmek. Engel olmak. Memnu kılmak. Yasaklamak. Men etmek. Menetmek.

Disallow : Golü iptal etmek. İzin vermemek. Menetmek. İnkar etmek. Reddetmek. Kabul etmemek. Karşı çıkmak. İptal etmek. Saymamak. Müsaade etmemek.