Suicide türkçesi Suicide nedir

  • İntihar.
  • İntihar eden kimse.
  • Suisid.
  • Özkıyım.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Bir bireyin toplumsal ve ruhsal nedenlerin etkisi ile kendi yaşamına son vermesi.
  • Kendini öldürme.

Suicide ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary adopted two children whose parents had been killed by a suicide bomber.
Turkish: Ali ve Mary ana-babası bir intihar bombacısı tarafından öldürülmüş iki çocuğu evlat edindiler.

English: Ali committed suicide by jumping in front of a train.
Turkish: Ali bir trenin önüne atlayarak intihar etti.

English: Ali believes that suicide is wrong.
Turkish: Ali intiharın yanlış olduğuna inanıyor.

English: Ali committed suicide by jumping off a bridge.
Turkish: Ali bir köprüden atlayarak intihar etti.

English: Ali committed suicide by hanging himself.
Turkish: Ali kendini asarak intihar etti.

Suicide ingilizcede ne demek, Suicide nerede nasıl kullanılır?

Suicide pill : İntihar hapı.

Attempted suicide : İntihar teşebbüsü.

Cell suicide : Hücre intiharı. Programlanmış hücre ölümü. Apoptozis.

Commit suicide : Canına kastetmek. Canına kıymak. Kendini öldürmek. İntihar etmek.

Committed suicide : Kendini öldürdü. İntihar etti. Canına kıydı.

Suint : Yün teri. Lanolin.

Mass suicide : Toplu intihar.

Be suicidal : İntihar etmeyi düşünmek.

 

Feel suicidal : İntihar etme arzusu duymak.

Suicidal : İntihar niteliğinde. Kurumu yok edecek (karar). İntiharla eşanlamlı. Son derece tehlikeli. İntiharla ilgili. İntihara meyilli. İntihara eğilimli. İntihara ait. Öldürücü. İntihar etme isteğinden kaynaklanan.

İngilizce Suicide Türkçe anlamı, Suicide eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Suicide ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Killing : Çok komik. Cinayet. Öldürücü. Büyük kazanç. İtlaf. Yalanlama. Öldürme. Voli. Katletme. Ölüm.

Killer : Kasap. Delikanlı. Öldürücü. Çekici kadın. Öldürücü hastalık. Öldüren. Katil. Müthiş. Öldürücü darbe. Çok çekici kimse.

Age grade : Üyeleri, çoğunlukla da erkek üyeleri belli ve aşama-sırah yaş kümelerine ayrılan toplumlarda belli bir yaşa ulaşmış olan bireylerin oluşturduğu dirimbilimsel toplumsal katman. Yaş katmanı.

Harikari : Harakiri.

Age group : Yaş öbeği. Üyeleri yaş ölçüsüne göre belirlenen toplumsal küme. Belli bir çoğanın yaşlara göre dağılımını göstermek ve sıklıkları değer aralıkları içinde dile getirmek üzere kullanılan alt-üst yaş sının belli aralık. Yaş grubu. Yaş kümesi.

Seppuku : Japonya'da bağırsakların çıkarılması ile yapılan intihar. (japonca) bağırsak ve içorganların kesilmesi suretiyle intahar (ayrıca hara-kiri olarak bilinen).

All round development of individual : Tümsel gelişim. Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi.

Abilities : Beceri. Kabiliyet. Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri. Güç. Yeterlik. Yetenek. İktidar. Yetenekler.

 

Aesthetic : Estetik. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi. Bedii. Güzelduyu.

Selfdestruction : Kendi kendini mahvetme. Esirgemeyen.

Suicide synonyms : assisted suicide, harakiri, putting to death, self annihilation, affection, acculturation, achievement motive, adaptive behavior, alienation, aesthetical ideal, self immolation, suicides, hara kiri, autocide, acclimatation, adjustment in marriage, felo de se, suttee, kill, agression, agnation, self destruction, self murder, slayer, age distribution.

Suicide ingilizce tanımı, definition of Suicide

Suicide kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Self-murder. The act of taking one`s own life voluntary and intentionally. Specifically (Law), the felonious killing of one`s self. The deliberate and intentional destruction of one`s own life by a person of years of discretion and of sound mind.